RSS / XML
24-10-2017
Bizi Takip Edin!

Ege Meclisi'nde anlamlı gece

28-04-2014 09:09:51
A+ A-
Ali Talak'ın sunduğu Ege Meclisi programında bu hafta İzmir'de çeşitli alanlarda yardım faaliyetleri gerçekleştiren dernekleri masaya yatırıldı.İzmir Down Sendromlular Derneği, Mutlu Olalım Projesi, Sen de Gel Derneği'nin kurucu ve temsilcilerinin katıldığı programda izleyenlere, derneklerin insanlık adına umut veren faaliyetlerine katılma çağrısında bulunuldu.

Menemen Kiralık
CENGİZHAN EREN/EGE MECLİSİ-  SKY TV ekranlarından canlı olarak yayınlanan Ali Talak'la Ege Meclisi programında bu hafta 3 ayrı konukla 3 farklı konu işlendi.  İzmir Down Sendromlular Derneği Kurucuları Seray İlkmen ile Deniz Ayçe Karagöz, Mutlu Olalım Projesi Kurucusu  Özlem Arman,  Sen de Gel Derneği İzmir Sözcüsü Abdullah Hardura'nın katıldığı programda  bir diğer konuk ise yaptığı röportajlar ve haberlerle pek çok ödül alan başarılı gazeteci Melis Apaydın İde oldu. 
 
KONAK'TA KAFE AÇMAK İSTİYORUM
Programda ilk sözü İzmir Down Sendromlular Derneği yönetim üyesi  Deniz Ayçe Karagöz aldı. " Biz Down Sendromlular sizin gibi insanlarız" diyerek sözlerine başlayan Karagöz "Artı 1 farkla. Bazı hayat beceerilerinde birazcık yardıma ihityaç duyuyoruz. İleriye yönelik hedeflerim var. Çalışmak istiyorum. Bir kafe açmak istiyorum. Arkadaşlarımızla birlikte bir kafe açmak en büyük hayalim. Kafemi Konak'ta açmak istiyorum" dedi. 
 
AYÇE EN GÜZEL ÖRNEKLERDEN BİRİ
Ayçe Deniz Karagöz'ün sözlerini tamamlamasının ardından Talak, "Daha önce Deniz ile yaptığı röportajı hatırlatarak Melis Apaydın İde'ye, "Bu konuyla ilgili düşünceleriniz nedir?" diye sordu. İde, "Yoğun hayat akışı içerisinde bazı şeylerin farkında olmayabiliyoruz. Fakat insana dair bazı farklıklılar bizi yaşama bağlıyor . Buna en güzel örneklerden biri de Deniz Ayçe Karagöz'dür. Meziyetleri saymakla bitmiyor. Bir çok sosyal alanda faaliyetler yürütüyor. Çok da güzel bir hedefi var. Down sendromlular için bir kafe açmak istiyor. Ben Ayşe ve onun gibi olanların imkanlar verildikçe başarılı işler gerçekleştirebileceklerini göstermek için bu haberi yaptım" diye cevap verdi.
 
 
BU ALGIYI KIRARSAK...
Deniz Ayçe Karagöz'ün annesi Seray İlkmen ise Deniz Ayçe'nin 23 yaşında olduğunu ve bir üniversite bitirdiğini belirterek, "Bu noktaya gelene kadar çok mücadeleler verdik. Toplumun down sendromlulara bakışı farklı. Bu yüzden biz bu algıyı kırabilmek adına büyük mücadeleler verdik. Bu olumsuz algıyı kırarsak, onlar daha iyi eğitim alacaklar ve daha iyi seviyelere geleceklerine ben inanıyorum" ifadelerini kullandı.

OKULDAN ATTIRMAK İSTEDİLER
Talak'ın, "Size gröe down sendromlularla birlikte nasıl bir proje yapılmalı, neler yapılabilir?" şeklindeki sorusuna İlkmen, "Çocukların eğitim olanağını kaybetmemeleri gerekiyor. Herhangi bir ortamda "Bu çocuğun burada ne işi var?" denilmemesi gerekiyor. Ayçe Deniz'in okul yıllarında onun okuldan atılması için imza toplayanlar oldu. Fakat Milli Eğitim Müdürü, "Bu şikayeti yapanlar, bu okulu terketmelidir" diyerek Ayçe'nın okulda kalması için bize destek oldu" cevabını verdi.
 
 
MUTLAKA BİR YERİMİZ OLACAK

"İlk 10 yaş down sendromlu çocuklar için çok önemli. Bu yaşlarda çocuğa gerekli eğitim verililirse çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu anlamda ailelere büyük görev düşüyor" diyerek sözlerini sürdüren İlkmen," İzmir'de, 100.000'e yakın down sendromlu bulunuyor. Biz dernek olarak şu anda 20 aileyiz. yeni kurulduk fakat inanıyorum ki bu sayı artacak. Şu an yerimiz yok fakat adresimiz var. İnternet ortamında buluşuyourz. Ege Üniversitesinin çeşitli bölümlerinde bir araya geliyoruz. İlerleyen süreçte mutlaka bir yerimiz olacak" dedi.

"BİZİM ÇOCUKLARIMIZI SEVİN"
 
Açtığı kafede sadece down sendromluları değil herkesi ağırlayacağını belirten Ayçe,  Talak'ın "En çok yapmak istediğİn şey ne?" sorusuna  "Bütün down sendromlara sahip çıkmak istiyorum ve çeşitli eğitim planları gerçekleştirmek istiyorum"dedi. Son olarak İlkmen ise, "Bizim çocuklarımızı sevin" diyerek sözlerini tamamladı
 
AİLELERE DESTEK OLMAYA ÇALIŞIYORUZ
 
Ege Meclisi programının ikinci konuğu, Mutlu Olalım Projesi Kurucusu Özlem Arman, sözlerine faaliyetlerinden söz ederek başladı:  "Mutlu olalım projesyiye Ege Üniversitesi'nde düzenli olarak çocuklarımızla çeşitli faaliyetler gerçekleştiriyoruz. kemik bir kadroyla bir araya gelerek çalışmalarımıza devam ediyoruz.Her hafta çocuklara ve ailelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Özellikle onkoloji bölümünde çocukların bizlere ihtiyacı olduğunu  hissediyoruz. İhtiyacı olan ailelere destek olmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
 
 
YAŞAYAMADIKLARI MUTLULUKLARI YAŞATIYORLAR
 
Ege Meclisi gazetesinde  Özlem Arman ve projesiyle ilgili yaptığı röportaja değinen Melis Apaydın İde ise "Benim Özlem hanımla tanışmam, ikimizinde tanıdığı Melis Akbaş'ın kanser mücadelesine ortak olmamızla başladı. Hastanelerdeki çocuklar bir çok çocuğun sokakta yaşadığı eğlenceleri yaşayamıyorlar. Özlem hanım ve arkadaşlarının da mücadelesi tam burada başlıyor. Onların yaşayamadığı mutlulukları, hastane odalarında ıskaladıkları çocukluklarını onlara yaşatmaya çalışıyorlar" diye konuştu. 
14 yıldır bu projeyle ilgilendiklerini belirten Arman, "Oradaki çocukların bana ihtiyacı olduğunu düşündüm. Ben 3 yaşına kadar hastanede kalmışım. Muhtemelen onun alt yapısıyla hastaneye gittim diye düşünüyorum. Ve gittikten sonra bir daha bırakamadım" dedi. Talak'ın, "Bu süre zarfında sizi etkileyen bir hikaye var mı?"şeklindeki sorusuna , "Benim hikayelerim genelde iyi oluyor. Elbetete kaybettiklerimiz oldu. Onların acısını içimizde yaşıyoruz. Ama hayata tutunanlarla bazen yolda karşılaşıyoruz ve üniversiteye başladıklarını söylüyorlar. Bu beni oldukça mutlu ediyor ve etkiliyor" cevabını verdi. 
 
BEN DAYANAMAM DİYORLAR
 
Hastanede gerçekleştirdikleri faaliyetlerle ilgili, "Bir oyun odamız var hastanede. Çocuklar bizleri yollarda bekliyorlar. İkinci el oyuncak ve çocuk kıyafeti veriyoruz her hafta düzenli olarak. Kişiler, bize ulaştırdıkları yardımları çarşamba günleri gerçekleştirdiğimiz etkinlikte kendileri veriyorlar.Bu anlamda biz aracılık yapıyoruz " şeklinde konuştu. "Yardım etmek isteyen kişilerin hastane personeline giderek yardımlarını ulaştırabileceklerini belirten Arman,"Dışardan bir çocuğa yardım etmek istediklerinde ben dayanamam diyorlar. Biz de insanız ve bunu yapıyoruz. Bunu herles yapabilir. Bizim aracılığımız olmasa bile bu anlamda hastaneye gidip onlara destek olabilirler" dedi.
 
Konuyla ilgili Özlem Arman ile yaşadıkları bir anıyı anlayan Melis Apaydın İde, "Melis,Akbaş hastane odasında çok uzun bir müddet sadece annesini görerek yaşadı. Ailesinden başka hiç kimseyle görüşemiyordu. Özlem Hanım ve Mutlu Olalım gönüllüleri Melis'in bulunduğu odanın penceresinin altında toplandılar ve ona şarkılar söylediler. Onun yanında olduklarını gösterdiler. Özlem Hanım ve diğer gönüllüler gerçekten onları mutlu eden çalışmalarla ailelerin ve hastaların mücadelesine büyük destek oluyor" şeklinde konuştu.
 
 
İLİK DONÖRÜ OLMA ÇAĞRISI
 
Para almak istemediklerini ve para yardımı yapmak isteyenlerin ailelerle direk tanıştırarak parayı direk onlara vermelerini sağladıklarını dile getiren Arman, " Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyırouz. Umutluyuz. Her hafta yaptığımız yardım dağıtımlarının dışında herkesi iyilik donörü diye bir projemiz var ve insanları ilik donörü olmaya teşvik ediyoruz. Bu anlamda Herkesin yapabileceği bir şey var. Bu konuda bazı insanlar çok çalışmak zorunda kalıyor, bazı insanalar hiç çalışmadığı için" dedi. Arman ayrıca insanların Facebook'ta arama kısmına  mutlu olalım yazarak kendilerine ulaşabileceklerini söyledi 
 
 
İNSANLARIN YÜZÜNDE MUTLULUK GÖRDÜK

Sen de Gel Derneği sözcüsü Abdullah Hardura ise  2012 Şubat ayında İbrahim Metin tarafından kurulduklarını belirterek, "Kurucumuz İbrahim Metin'in Gambiya'ya gitmesiyle Türkiye'de bu derneğin kurulması sağlandı. Geri kalmış ülkelerde insanların kendi kendilerine yetebilmesi için projeler ve çalışmalar yapıyoruz. Gönüllü Koordinatörlerimizle ve yerel gönüllülerle birlikte çeşitli çalışmalar yapıyoruz" dedi.  Yaptıkları çalışmalarla ilgili olarak, "Kadınların elleri pirinç kırmaktan nasırlaşmıştı ve biz büyük değirmenler kurduk. Orası için bu bir fabrika pozisyonunda" diyen Hardura,  "Eğitim anlamında marangoz dernekleriyle birlikte 50 çocuğa marangozluk eğitimi veriyoruz. Ana sorunumuz susuzluk. Bu anlamda çok fazla bebek ve çocuk vefat ediyor. Şu an suyu kuyularına ulaşmaya çalışıyoruz. 26 tane kuyuyla oradaki pek çok köye ve nüfusa su ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu anlamda Birleşmiş Milletler ve Türkiye'den çeşitli kurumlar bize yardım ettiler . Şu anda yüzde 10'dan fazla bir nüfusa ulaştık. 2013 yılında gittiğimiz günlerden bu yana  İnsanların yüzünde büyük mutluluklar gördük. İnsanlar 365 gün prinç yedikleri halde bizim projemizle yaşadıkları mutluluğu kendi elleriyle yaptıkları gömlekleri bize verdiler"  açıklamasında bulundu.
 
 
TÜRKİYE'DE ZATEN VAR
 
Talak'ın, "Neden Türkiye değil de Gambiya?" şeklindeki sorusuna,  "Sen de gel, Gambiya'dan gelen talep üzerine kuruldu. Bu açıdan kuruluş amacı bu olduğu için Gambiya ile ilgili faaliyetler yürütüyor. Bu sanlamda zaten Türkiye'de pek çok dernek var." diye konuştu.
Gambiya'da nüfusun yüzde 90'ının köylerde yaşadığını belirten Abdullah Hardura, "Bu nedenle köylere odaklanıyoruz. Bizm orada yetiştirdiğimiz hayvanlara göz bebekleri gibi bakkıyorlar. Yokluğun getirdiği bir mücadele var orada. Güvenlik ve asayiş anlamında hiç bir problem yok bu anlamda" dedi.
 
 
İZMİR EKMEK FIRINI

Gambiya'daki halkla ve sivil yönetim kuruluşlarıyla birlikte çalıştıklarını ifade eden Ardura, "Şu anda bu çalışmalarımızla beraber İzmir temsilciliği olarak hayata geçirdiğimiz bir fırın projesi var. Bu anlamda bir fırıncı kadın bizden yeni bir fırın yapılmasını talep etti. Ve bu sorumluluğu İzmir şubesi olarak biz üstlendik. Çeşitli sponsorluklar bularak geçtiğimiz Mart ayında bu fırın kuruldu ve ekmekler pişmeye başladı. Bu çok faydalı oldu orası açısından. Bu fırın sayesinde insanlar daha ucuz ve daha kaliteli ürünler yiyebiliyorlar artık" ifadelerini kullandı.
Ege Meclisi Gazetesi Muhabiri Melis Apaydın İde ise derneğin faaliyetlerini, "Gambiya'da İzmir Ekmek Fırını'ndan insanlar karnını doyuruyor. Abdullah Bey'in şu sözü beni çok etkilemişti: 'Bizim ülkemizde yoksulluk var ama orada yokluk var.' Gerçekten elektiriğin suyun ve yaşamsal faaliyet adına hiçbir şeyin olmadığı bir yere sıcak ekmek köprüsü kurmak oldukça etkileyiciydi. Balık vermiyorlar balık tutmayı öğretiyorlar deyiminin tam karşılığını yapıyorlar" diyerek açıkladı.

KENDİMİ BU KADAR ÖNEMLİ HİSSETMEDİM
Gambiya halkının dernek olarak yürüttükleri faaliyetleri büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Hardura, "Bir şeyler yaptıklarında ve hayatlarında bir değişiklik yaptıklarını gördüklerinde çok mutlu oluyorlar. İki tarafın mücadelesi sayesinde bu çalışmalar yürüyor.  Yaşamım boyunca kendimi bnu kadar önemli hissetmedim. Onların size yaklaşımını görünce siz de daha fazla bir şeyler yapmak için çaba sarf ediyorsunuz" şeklinde konuştu.
Hardura kendilerine ulaşmak isteyenlere , "Soyal Medya'da "sen de gel" olarak mevcutuz. Bağış yapmak isteyenler, yardımcı olmak isteyenler bizlere  bu şekilde ulaşabilirsiniz" çağrısında bulunarak son verdi.

ETİKETLER : ali talak ege meclisi Down Sendromlu Ayça Deniz Karagöz
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Programlar haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber