RSS / XML
24-10-2017
Bizi Takip Edin!

Ege Meclisi üç fidanı andı

05-05-2015 08:42:54
A+ A-
SKY TV’de her pazartesi canlı olarak yayınlanan Ali Talak’la Ege Meclisi programının bu haftaki konusu 68 kuşağı ve Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan oldu.

Tire Satılık

CENGİZHAN EREN / EGE MECLİSİ- Ali Talak'ın sunduğu Ege Meclisi Programı'nın bu haftaki konusu Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişinin yıl dönümü olan 6 Mayıs'tı. Ege Meclisi ekibinin Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla ilgili hazırladığı belgesel gösterimiyle başlayan programın konukları ise  68'liler Birliği Vakfı İzmir Temsilcisi Abdurrahim Sercan ve Deniz Gezmiş'in yakın dostu Zihni Çetiner oldu. Enine boyuna 68 Hareketinin masaya yatırıldığı programda duygularının hala eski günlerdeki gibi olduğunu ifade eden konuklar, "Hedef tam bağımsız bir Türkiye" dedi.

ATATÜRK’E SAYGI NÖBETİ

Programda ilk sözü Abdurrahim Sercan aldı. Sencar 68 kuşağının ortaya çıkma nedenlerine değinerek, “Türkiye’de 68 olayları bir bağımsızlık savaşının ardından ortaya çıkmıştır. Emperyalizme, ırkçılığa karşı kurulan harekettir. Oysa Avrupa’daki daha farklıdır. Türiye'de 68 i incelerken 27 Mayıs olayları ve öncesine de gitmek lazım. O tarihlerde çok fazla işkenceler ve gazetecilerin tutuklanması söz konusuydu. Fakat 1965'ten sonra Süleyman Demirel hükümeti iktidara gelince Menderes'in intikamını almak gibi bir yola girmişlerdir. Sorumsuzca pek çok olay olmuştur.

Aynı zamanda Atatürk heykellerine karşı saldırı olayları başlamıştır. Yine buna paralel olarak 2'inci Kubilay olayı yaşatılmak istenmiştir. Ece Ayhan'ı bir gün hakaret ederler ve darp ederler. Fakat jandarma onu kurtarır. Bu olayları protesto etmek için bütün devrimciler Atatürk'e saygı nöbeti tutarlar. Mahir Çayan da bu grupların arasındadır.” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTELERİN KURTULUŞU”

Deniz Gezmiş'in yakın arkadaşı Zihni Çetiner ise şu ifadeleri kullandı: “68 Kuşağını anlamak için Deniz Gezmiş'i anlamak gerekir. Deniz'i anlamak için Türkiye'yi anlamak gerekir. 1965'te AP'nin yeniden iktidar olmasıyla 61 demokratik anayasasının kendilerine bol geldiğini düşünerek bu anayasayı daralttırdılar.  Türkiye, o zamanlar Amerikan'ın uydusu konumundaydı.  Bu süreç içerisinde üniversitedeki gayri demokratik oluşumlar boykotla başlayarak bir işgale dönüştü. Deniz Gezmiş bu hareketin içerisinde öne çıkan isimlerinden biriydi. Deniz Gezmiş ve arkadaşları o dönem bazı taleplerde bulunuyorlardı ama üniversite yönetimi talepleri gerçekleştireceklerinin sözünü vermesine rağmen bu sözleri tutmadı. O dönem 6. Filo eylemi yaptık ve şunu dedik: Üniversite'nin kurtuluşu Türkiye'nin kurtuluşuyla mümkündür.

 “POLİS PENCEREDEN AŞAĞI ATTI”

Bu süreç içerisinde İşçi Partisi'nin kolu durumundaki fikir kulüpleri, Atatürk'ün devrimlerini halka aktarmak için çeşitli oluşumlar kurdular. Bu oluşumların ardından Dev- Genç kuruldu. 6 Filo'nun Dolmabahçe'de denize dökülmesi çok önemlidir. Bu hareket başlamadan önce Opera Otel vardı ve burası Amerikan Askerleri tarafından genel ev gibi kullanılıyordu. Bu konuyla ilgili bir direniş ve çatışma oldu o bölgede. Daha sonra Vedat Özdemiroğlu isimli bir arkadaşımızı polis pencereden aşağı attı ve bu olayın ardından ben Vedat’ın kan dolu gömleği alıp Deniz Gezmiş'e götürdüm ve Dolmabahçe'ye doğru İstanbul Üniversitesi'ni de alıp bir miting başlattık ve o gün Deniz Gezmiş, tüm öğrenci hareketlerinin lideri oldu.

EZİLENİN YANINDAYDIK

Bu gün Deniz Gezmiş toplum tarafından direnişin adı olmuştur ve bu çok doğrudur. Deniz Gezmiş verdiği kararı anında uygulamak isteyen bir arkadaşımızdı. Liderlik becerilerinin de olmasıyla öne çıkmıştı. 68 hareketi Sercan arkadaşın da dediği gibi batı da gelişen bir bunalımın sonucu olarak doğmadı, zulüm altındaki bir halkın hakkını aramak istemesiyle eyleme geçti. Bizim gençliğimiz, ürün bedellerinin tahsis edilmesini, tütün vergilerini dile getirerek, hayvancılığın geliştirilmesi gerektiğini anlatarak, yani ezilen ne kadar kesim varsa, ezilen ne kadar insan varsa bunların haklarını korumak için çıkmıştır.”

TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İDEALİ

Çetiner’in ardından Sercan ise , "Küba devriminde Fidel, Kübayı ayağa kaldırdı. Güneyimizde Filistin halkının İsrail’e başkaldırısına destek olmak için Filistin’e giden arkadaşlarımızdan biri de Deniz Gezmiş arkadaşımızdır. Herkesin zannettiği gibi Deniz Gezmiş, orada Yaser Arafat'ın ordusuna katılmamıştır, Halkın Kurutuluşu Örgütü'ne katılmıştır. Çünkü ben de gittim 10 ay sonra zorunlu olarak geri dönmüştüm. Biz orada El Fetih ordusuna katılmadık, Halkın Kurtuluşu Örgütü’ne katıldık” diye konuştu

O dönem Üniversite öğrencilerinin sosyal olduğunu ifade ederek sözlerine devam eden Sencar ise, “Üniversitede o zamanlar gençler, yalnızca ülke konularını değil, dünya konularını da ele alıyordu. Eğer Küba’ya gitme olanağı olsaydı arkadaşlarımız Filistin'e olduğu gibi oraya da gideceklerdi. Yine bu arada gecekondu yapanlara yardım eden arkadaşlarımız vardı. Varto depreminde arkadaşlar binaları yardım etmeye gittiler. Halkın sosyal acılarına çare olmaya gittiler.  Yani sahiplenmek ve yurdu sevmek duygusu vardı. Tam bağımsız Türkiye ideali için mücadele etmek vardı” şeklinde konuştu.

GEZMİŞ’İN İZMİR GÜNLERİ

Talak'ın Gezmiş'in İzmir'de saklanmasıyla ilgili sordu soruya Zihni Çetiner, “O dönem bazı olaylar oldu ve biz de hapse atılmaması için Denizi kaçıralım dedik, nereye götürelim derken İzmir’de Deniz’i kimse tanımaz diye düşündük. Orada bir doktor vardı yazıhanesine gidip bir miktar para aldık. Daha sonra şu an Konak Belediyesi'nin olduğu bina tek katlıydı ve orada tanıdığımız arkadaşlarla buluştuk ve şimdi Dokuz Eylül binasında devrimci arkadaşlarla konuşup İzmir'i gezdik ve iki gece kaldık. Daha sonra Deniz İstanbul'a gideceğim dedi. Yılbaşını İstanbul'daki arkadaşlarla geçirmek istediğini söyledi. Ben gitmeyelim diye çok ısrar ettim fakat ısrarla gitmek istedi ve sonra biz İstanbul'a gittik, yakalandı. 15 20 gün içeride yattı ve daha sonra çıktı” diye cevap verdi.

BİR AY GİBİ BİR SÜREDE OLDU

Çetiner’in açıklamalarının ardından Talak, Sercan’a Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın İdama gidişinin nasıl gerçekleştiğini sordu. Sercan soru üzerine şu cevabı verdi:  “1. Dev Genç'in kongresinde Kıbrıs’la ilgili bir bildiri hazırlandı. Kıbrıs o zamanlar emperyalistlerin ilgi odağı olmuştu. Bu bildiriden sonra bu arkadaşlar hakkında bir soruşturma oluşturdu. Bu dönem Amerika'yla gizli anlaşmalar yapılıyordu ve İncirlik üssü en önemli noktalarıydı. El Fetih'ten gelecek arkadaşlarla İncirlik üssüne taciz ateşi yapmaktı. Fakat Gemerek'te Deniz Gezmiş'in yakalanması ve Mahir'in yaralanması ve Sinanların öldürülmesi bir ay gibi bir sürede oldu.

“İDAMLARINI İSTEYENLERDEN BİRİ VATAN PARTİSİ’NDEN VEKİL ADAYI”

Denizlerin mahkemesine gelince, insanlık dışı, yasa dışı mahkeme oldu. Bu mahkemede Deniz, hakimlerin yalan yanlış işler yaptığını dile getirdi. Zaten kararı vermişlerdi. Şekibe Abla bunu zaten kendi anılarında söylüyor. İdam cezasını hepsine veriyor, fakat sadece 3'ünün fotoğrafını çekiyorlar. Deniz asılırken Yusuf'a izletiyorlar. Yusuf asılırken Hüseyin'e izletiyorlar. Denizler’in idamı için iki elini kaldıranlardan biri Vatan Partisi'nin 1'inci sırada milletvekili adayı. 101 tane CHP vekili oylamaya katılmadı, dışarıda kahve içtiler. Geri kalanlar bir savaş verdiler fakat karar zaten verilmişti. Oysa onların tek amacı tam bağımsız bir Türkiye ve halkın mutluluğunu istemekten başka bir şey değildi.”

“HÜKÜMETİ DEVİRMEYİ DÜŞÜNMEDİK”

Talak daha sonra, “İdam kararını siz nasıl aldınız o dönem? “ diye sordu. Çetiner ise, “Denizlerin asılması tam bir hukuk faciasıdır. Dava Ankara'da açıldı. Denizler her zaman anayasaya göre yargılanmak istediler. O zamanlar onlar kesinlikle hükümeti devirmek istemediler. Düşündük ama istemedik. Bu zaten suç değildir, düşünmek bir haktır. Fakat Deniz'ler silahlı hükümeti devirmek suçundan yargılandılar. Fakat bunun için ellerinde yeteri kadar silah olması gerekir. Bunun için onlarda ne insan gücü, ne silah gücü var. Bu arkadaşlarımız silahlarını devletin hiçbir resmi organa yönlendirmediler. Yaptıkları en büyük şey İş Bankası soygunudur. Bunun da cezası idam değildir.

ÜÇE KARŞI ÜÇ İSTENDİ

Bu kişiler için yaptıkları her ne kadar kendileri ve etrafındakiler için bir suç değilse de eğer ortada bir suç varsa bunun cezası idam değildir. Üstelik insanlık dışı bir şekilde hiç değildir! Orada bir hukuk katliamı işlenmiştir. O gün Denizlere verilecek en büyük ceza müebbet olabilirdi. Fakat bu da hakimlerin takdirine kalmıştır. Ama orada istenen 27 Mayıs'taki üçe karşı üçtür. Zaten Meclis'te üçe karşı üç diyerek el kaldırdılar. Ve bu slogan altında idam onaylanmıştır” açıklamasında bulundu.

“BİZ ŞEREFİMİZLE BİR KEZ ÖLÜRÜZ AMA SİZ…”

Talak’ın Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının gözünde Atatürk'ün yeri neydi yönündeki sorusuna Sercan, 19 Mayıs yürüyüşünde Deniz'in yazdığı bir günlüğü aktararak cevap verdi, 'Biz Anıtkabir’e varmak ve ona saygımızı göstermek istiyorduk. Dağınık yollardan Anıtkabir’e gittik. Yılmayan 300 kişi ve bir subayın büyük kolaylık sağlamasıyla saygıda bulunduk.’ Sözlerini sürdüren Sencar, “68 hareketi içerisinde Kurtuluş Savaşı ideal alınmıştır ve idama Pir Sultanlar gibi Şeyh Bedrettin gibi gülerek gitmiştir ve Hüseyin mahkemede, ‘Biz şerefimizle bir kere ölürüz ama siz şerefsizliğinizle bin kere ölürsünüz’ demiştir” ifadelerini kullandı.

“SES BOMASI YAPTIK”

O dönemlere ait yaşadıkları ilginç olayları da aktaran Zihni Çetiner,  “İşgal'in olduğu zamanlar Ülkü Ocaklarının başında Ufuk Şerhi diye bir arkadaş vardı. Sonra bu arkadaşın üzerinde silah yakalandı. Böyle olunca arkadaşlar bir tereddütte kapıldı. Ben de o zamanlar işgal komisyonu başkanıydım ve o dönem biz de buna karşı bir ses bombası yaptık. Katiyen bir insana zarar verebilecek bir yapısı yoktu. Üstünüze sıksanız bile belki çok ufak yaralanırsınız. Bundan dolayı adımızı bombacıya çıkardılar. Çünkü çok korkmuşlardı” şeklinde konuştu.

“POLİSLER BU KADAR GADDAR DEĞİLDİ”

Polise karşı da kullandık bunları kendimizi korumak için. Hatta işaret fişekleri kullanıyorduk. Farklı farklı boyaları havada görünce korkarlardı. Fakat o zamanlar polisler öğrencilere karşı bu kadar gaddar değildi. Farklı toplum yapılarından gelen insanlardı. Şimdi polisler ideolojik olarak eğitiliyorlar” dedi.

Son olarak Sercan, “ Biz Türkiye'nin tam bağımsız ve demokratik bir ülke olmasını istiyoruz. Her türü ırkçılığa, emperyalizme karşı savaşıyoruz” diye konuşurken Çetiner, “Anayasayı ortadan kaldırmak isteyenlere karşı anayasayı savunmak için ayağa kalkmak herkesin görevidir. Bu gün Türkiye’nin bütün toprakları satılmış, bütün kurumlarına girilmiştir. Bu mücadeleye katılmadığı sürece herkes, çocuklarına ve gelecek nesillere karşı sorumlu olacaktır” ifadelerini kullandı.


EGE MECLİSİ 1 paylaşan: egemeclisi
68'liler Birliği Vakfı İzmir Temsilcisi... paylaşan: egemeclisi
68'liler Birliği Vakfı İzmir Temsilcisi... paylaşan: egemeclisi
ETİKETLER : deniz gezmiş hüseyin inan yusuf aslan ali talak Abdurrahim Sencar Zihni Çetiner 68 kuşağı
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Programlar haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber