30-03-2017
Bizi Takip Edin!

DSP Genel Başkanı Masum Türker Ege Meclisi'ne konuştu

11-05-2015 13:08:05
A+ A-
DSP Genel Başkanı Masum Türker, Ege Meclisi’nin sorularını yanıtladı. DSP’nin ekonomik modelini ilk kez Ege Meclisi aracılığıyla açıklayan DSP lideri, Kemal Derviş'in yaptığı “CHP iktidarında görev verilirse gelirim” açıklamasıyla ilgili olarak “Derviş AK Parti-CHP koalisyonun çöpçatanıdır. CHP’nin öncülük ettiği koalisyonda Kemal Derviş, ekonomiden sorumlu bakan olarak görev yapacak. Hatta başbakan yardımcısı olacak. Kendisi Sayın Kılıçdaroğlu ile açıkladı. Hayrını görsün” dedi

Kemalpaşa Kiralık

 

UFUK ARSLAN / EGE MECLİSİ - Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, Ege Meclisi’nin gündeme dair sorularını yanıtladı. Partisinin ekonomik modelini açıklayan Türker, “Bu model, karma ekonomik modeldir. Kontrolü gerektiren halkçı rekabet ekonomisi ve katma değer karma ekonomidir. Bu modelde özellikle stratejik yapılan devlet eliyle işletilmesi ve büyümenin sağlanarak işsizliğin giderilmesidir” dedi. Türker, Kemal Derviş'in CHP ile AK Parti'nin koalisyonu için arabulucu işlevi göreceğini savundu.

DSP Olarak seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Biz Türkiye’de çalışıyoruz. Her bölgede arkadaşlarımız çalışıyorlar. Bizlerde her bölgeye gidip, onlarla oluyoruz. Bazı yerlerde vatandaşlarımızı ziyaret ediyoruz. Demokratik Sol Parti’nin bu seçimde hedefi barajı aşarak meclise girmek.

DSP'NİN EKONOMİK MODELİ

Seçim vaatlerinizi açıkladınız; Vaat olarak maaşlarda en yüksek ikinci vaadi veren partisiniz. Diğer partilerin vaatlerini ve DSP’nin vaatlerini kıyaslarsak sizin artı onları eksi yönleri nelerdir?

Biz DSP olarak Türkiye’de yeni bir ekonomik modele ihtiyacın olduğunu düşünüyoruz. Bu ekonomik model, karma ekonomik modeldir. Kontrolü gerektiren halkçı rekabet ekonomisi ve katma değer karma ekonomidir. Bu modelde özellikle stratejik yapılan devlet eliyle işletilmesi ve büyümenin sağlanarak işsizliğin giderilmesidir. Şu anda Türkiye’de bu stratejik kurumların özelleştirildiği zaman orada tam tersine dışarıdan ithalat yapılır. Örneğin gübre fabrikasını alanlar oradaki üretimi düşürmüşlerdir, Kendi ana fabrikalarındaki malları Türkiye’ye ithal etmişlerdir. Türkiye’yi bir ithalat düzeninden çıkartmak amaçlıdır ve orada bizim vaat ettiklerimizin fazla değil, ekonomiyi canlandıracak şekildedir. Bizim kendi modelimizin kaynakları, kendi modelimizin içinde üretiliyor. Asgari ücreti arttırmak, emekli maaşlarını arttırmak ve ekonomiyi güçlendirmek aslında ekonominin itici gücü oluyor. Bu modeller dünyada çok uygulanış. Almanya’nın bugünkü yapılanması bile 2. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkmıştır. Türkiye belli dönemlerde çıkış noktasını bu şekilde bulmuştur. Bizim vaatlerimiz acil planlardır. Bizim diğer partilerden bir farkımız var; o partiler hala neoliberal politikalara dayalı ekonomik modeli sürdüreceklerini söylüyorlar. Biz ise neoliberal politikaları yürüten bu vahşi kapitalizme neden olan serbest piyasa ekonomisi değil, kontrolü gerektiren halkçı rekabet ekonomisi ve katma değer karma ekonomiye dayalı ekonomiyi uygulayacağız.

“DEVLET GÜCÜ İLE MİTİNG YAPIYOR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı mitinglerde AK Parti için oy istediği konuşuluyor. Siz bu durumu nasıl karşılıyorsunuz?

Bu gördüğünüz broşür bugün bana halk tarafından verildi. Bu broşür şuanda okullarda 9, 10, 11 ve 12. sınıflara dağıtılmış. Bugün AK Parti’nin hakim olduğu ilçelerde, belediyelerde, belediye başkanları okullarda bu öğrencileri öğlen yemeğe çağırıyor, bedava yemek verecek. Bundan sonra hepsini stadyuma Cumhurbaşkanını dinlemeye götürecekler. Cumhurbaşkanı devlet gücü ile Milli Eğitim Şube Müdürlüğünün yönlendirilmesiyle bu işi yapıyorsun, tarafsız davranmak zorundadır. Orada AK Parti politikasını yapmaması gerekmektedir. Ama bunu bir taraftan devlet gücü ile diğer taraftan parti politikası yap, o zaman bizi birleştiren değil, ayrıştıran Cumhurbaşkanı konumuna girer ki biz DSP olarak böyle bir yapının yanlış olduğunu düşünüyoruz. Şuanda Cumhurbaşkanının halktan da ciddi bir şekilde eleştiri aldığını görüyoruz. Bana bu broşürü veren aileler bugün çocuklarını o mitinge göndermek istemediklerini, öğretmenler tarafından mecbur ettiklerini söylüyorlar. Belki de Cumhurbaşkanının bu durumdan haberi yok. O sanıyor ki kendisini sevdiği için geliyorlar.

“PARTİNİN PARASINI PARTİLİLER KARŞILIYOR”

Bir dönem DSP ekonomik olarak iyi durumda olan bir partiydi. Şu an ne durumdasınız?

Şu an DSP devletten para yardımı almıyor ki. DSP’nin ekonomisini DSP’liler karşılıyor. Yani bütün DSP’liler tıpkı kurulduğu gün gibi kendi imkanlarıyla yardım ediyorlar. DSP’nin ekonomisini ağzına dolayanlar maalesef şimdi parlamentoda yalnız bu yıl 311 trilyonu aşan yardımı alan üç parti için ağızlarını açıp bir şey söylemiyorlar. Bizim ekonomimiz bizi ilgilendiriyor. Eskiden herkes bunu ağzına dolayıp parayı azaltmaya çalışıyordu. Zaten bu bahsedilen para bizim 13 yıldır harcadığımız paraydı. Zenginlik üç partide. Allah’a şükür partiyi dört yıldır bu şekilde yürütüyoruz.

“CHP-AK PARTİ KOALİSYONUNUN ÇÖPÇATANI”

Bir dönem partinizde de görev yapan Kemal Derviş “CHP iktidara gelince, bana partiden teklif gelir ve görev verilirse hizmet etmeye hazırım” dedi. Kemal Derviş’in bu sözünü nasıl yorumluyorsunuz?

Kemal Derviş bizim partimizde görev yapmadı, DSP’yi böldü. Derviş’in partiyi bölmek üzere geldiği görülünce Ekonomi Bakanı ben oldum. O güne kadar Türkiye’de ağlayan halk 100 gün içerisinde gülmeye başladı. Kemal Derviş şu anda AK Parti-CHP koalisyonun çöp çatanıdır. O koalisyon kurulduğunda milletimize hayırlı olsun. CHP’nin öncülük ettiği koalisyonda Kemal Derviş, ekonomiden sorumlu bakan olarak görev yapacak. Hatta Başbakan yardımcısı olacak. Kendisi Sayın Kılıçdaroğlu ile açıkladı. Hayrını görsün.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşmasında 400 milletvekili istediğini söylemiş ama parti ismi vermemişti. DSP olarak başkanlık sistemine bakışınız nasıl?

Başkanlık sistemi olmaz. Başkanlık sistemine geçiş, akıllı telefonlar yerine tekrar manyetolu telefonlara geçiş gibidir. Çünkü erkler ayrılığı sona erer, her şeye cumhurbaşkanı karar verir.

“BAŞARISIZ OLURSAK İSTİFA ETMEM”

İngiltere’de yapılan seçim sonrasında yarışı kaybeden liderler istifa etti. Sizce Türkiye’de 7 Haziran seçimleri sonrası da mağlubiyet yaşayan parti liderleri istifa eder mi?

Bir kere orada liderler istifa etmedi, basında yanlış yansıtılıyor. Güçlü olan kişileri yani iktidara yakın olan, eşit olanlar istifa etti. Hiçbir zaman batıda iktidar olmayan, parlamento da olmayan liderler istifa etmiyor. Türkiye’ye yanlış yansıtılıyor. Jean-Marie Le Pen yüzde birin altında aldı, istifa etmeye etmeye geldi ve şu anda kızı başkan. Oyu yüzde yirmi civarında. Bu istifayı Türkiye’de yeni siyasal yapılar güçlenmesin diye hemen bütün partilere aman istifa edin baskı yapılıyor. Eğer beni soruyorsanız, istifa etmeyi düşünmüyorum. Çünkü ben siyasal bilimler dersi de okutuyorum çocuklara. Bu işi Türkiye gibi ülkelerde yansıtıyorlar ki hiçbir zaman aşağıdan gelen yapılar güçlenmesin. Bir yapıda bir-iki yılda güçlenmiyor. Siyasetin içinde yoğurulmak gerekiyor ki hedefe ulaşasın. Bu sorduğunuz soruyu Türkiye’de yalnız iki kişi uyguladı; Bülent Ecevit. O da bir süre gitti ve geri geldi. Diğeri ise Deniz Baykal’dır. Partisinin baraj altında kaldığı için istifa etti. Bizler alttan yukarıya kaldırmaya çalışıyoruz partiyi.


ETİKETLER : masum türker dsp dsp izmir Kemal Derviş
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer RÖPORTAJLAR haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
Seçim 2015
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber