RSS / XML
24-10-2017
Bizi Takip Edin!

Üç farklı spor dalı, üç farklı hayat

12-05-2015 08:55:29
A+ A-
SKY TV’den canlı olarak yayınlanan Ege Meclisi programında bu hafta farklı spor dallarında mücadele eden sporcular yer aldı.

Urla Satılık

CENGİZHAN EREN / EGE MECLİSİ- Ali Talak’ın hazırlayıp sunduğu Ege Meclisi programının bu haftaki konukları Milli Tenisçi Büşra Ün, Milli Sörfçü Dilara Uralp, Şampiyon Yüzücü Bahadır Bilge ve başarılı gazeteci Ege Meclisi Muhabiri Melis Apaydın İde oldu. Farklı spor dallarında ülkemizi temsil eden konuklar, Türkiye’de futbol, basketbol ve voleybol dışındaki spor dallarında yaşanan zorlukları dile getirdiler.

“KENDİM GİBİ OLANLARLA BİRARAYA GELMEK İSTİYORUM”

Programda Doğuştan kanser olduğu için belden aşağısını hissedemeyen milli tenisçi Büşra Ün, sözlerine hedeflerine değinerek başladı.  Tenisi hayatımda iyi şeyler gerçekleştirebilmek için yapıyorum. Hayatım hiç de kolay geçmedi. Çok sıkıntı yaşadım. Asıl amacım tenis sayesinde kendim gibi olan insanlarla bir araya gelmek. O zaman iyi şeyler yapabildiğimi hissedeceğim” diye konuştu

“BAŞARILARINA BAŞARI EKLİYOR”

2009 yılında başladığı tenis yolculuğunda pek çok kez şampiyon olan ve 2010 yılında Balkan Şampiyonu olmayı başaran Ün,”Paralimpik oyunlarına katılıp marşımızı okutmak istiyorum” dedi. Melis Apaydın İde ise Ün ile daha önce yaptığı röportaja değinerek, “Türkiye’de çok başarılı sporcular var. Maalesef Türkiye’de spor; basketbol ve futboldan ibaret sayılıyor. Büşra’da başarılı sporcularımızdan biri… Büşra herkese aslında bir şeyler anlatıyor. Büşra gibi olanlar genelde evden çıkmamayı tercih ediyor ama Büşra evden çıktığı gibi uğraştığı spor dalıyla da başarılarına başarı ekliyor” ifadelerini kullandı

SPOR İNSANI HAYATA BAĞLIYOR

Tenise başladığı ilk yıllarda antrenörünün kendisine büyük desteği olduğunu kaydeden Ün, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:  “Ben tenis sayesinde dışarı çıkabildim. Ben dışları çıkmaktan çok korkan bir insandım. Ama şimdi evden çıktığım gibi yurt dışına bile gidiyorum. Bu ailemi de çok mutlu etti. Bence her insan spora bir şekilde bağlanmalı. Çünkü her anlamda insanı mutlu ediyor ve hayata bağlıyor.”

EKONOMİK ENGELLER

“En çok zorlandığım konu tenis sporunun pahalı olması.” diyerek sözlerini sürdüren Ün,  “Bizim kullandığımız raketlerden bir tanesi 500 lira. Bu anlamda antrenörlerim çok yardımcı oldu. Kendi sponsorlarım destek oldu. Ben 2012 yılında dünya şampiyonasına katılacaktım fakat bazı ekonomik engeller yüzünden gidememiştim. Bu konu beni çok yaralamıştı. Ama bunları aştım ve önümüzdeki yıllarda bu turnuvaya katılmak istiyorum” dedi.

“GERİDE BIRAKTIKLARIMI BULAMAMAKTAN KORKUYORUM”

Ailesinin kendisine olan desteğini, “Ailem olmasaydı ben şu an bu durumda olmazdım” sözleriyle açıklayan Ün,  Talak’ın, “Uğraştığın alanın en büyük sorunu nedir, bu anlamda neler yapılabilir?” şeklindeki sorusuna, “Ben en çok bizimle çalışan insanların, bizim azmimizi görerek bizlerle birlikte olmasını isterim. Bu konuda oldukça yol kat ettik. Bir de tenis çok yorucu bir spor ve birçok yere gidiyorsunuz. Genelde yurt dışına çıktığımda geride bıraktıklarımı bulamamaktan çok korkuyorum” diye cevap verdi.

UZUN BİR SÜREÇ

Bir tunuvanın 2 bin lira olduğunu ve sponsorluk anlaşmalarının kendisi için oldukça önemli olduğunu belirten Ün, “Her yönden kendimi geliştirmeye çalışıyorum ve tabi ki sponsporlarım sayesinde oluyor. Ben 5 senedir sponsorsuz oynadım ve son 1 yıldır sponsorlarım var. Sürekli turnuvalara gitmem gerekiyor. İlk 32’ye girebildiğim an, paralimpik oyunlarına katılma şansım olacak. Bu uzun bir süreç” dedi.

“HER ŞEYİ TEK BAŞIMA YAPABİLİYORUM”

Turnuvalara tek başına gittiğini, maddi imkanlar nedeniyle antrenör yardımı alamadığını belirten Ün, bir çok turnuvayı bu yüzden kaçırdığını dile getirdi. Yabancı dil sorununu aştığı için federasyondan yardımcı antrenör istemediğini, ekonomik durumlar nedeniyle de yurt dışındaki maçlara bile tek başına gittiğini, yardım alamadığı için bazen uçak bile kaçırdığını söyledi. Okuduğu Ege Üniversitesi’nin kendisi için oldukça rahat olduğunu belirten Ün, “Eskiden çok zor zamanlar geçirdim. Şimdi her şeyi tek başıma yapabiliyorum. Bunu fark etmek de çok güzel” ifadelerini kullandı

BEYNİMİZDEKİ ENGELLERİ KALDIRMALIYIZ

Büşra Ün son olarak, “Ailem bana yardımcı olmasaydı ben BESYO’da kendi bölümümde okuyor olamazdım. Önce insan kendisinin gücünün farkına varmalı. Daha sonra güzel şeyler yapacaklarına inansınlar” de, “Ben her şeyden önce beynimizdeki engelleri kaldırmamız gerektiğine inanıyorum” diye konuştu

AVRUPA VE DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU

Ege Meclisi programının ikinci konuğu ise Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Beden Eğitimi Öğretmenliği okuyan Diilara Uralpti.  “ Hedefimiz Euro 2016 ve 2020 Tokyo Olimpiyatlarına hazırlıyorum” diyerek sözlerine başladı. 2010 yılından beri Türkiye’yi temsil ettiğini dünya ikincilikleri, Avrupa şampiyonlukları ve Türkiye şampiyonlukları olduğunu belirten Uralp, “Hedefim ülkemi elimden geldiğince en iyi şekilde temsil etmek” şeklinde konuştu.

“ÜLKEMİZİ EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL EDECEK”

Uralp’in oldukça yetenekli bir sporcu olduğunu belirten Melis Apaydın İde, “Türkiye etrafı denizlerle çevrili bir ülke fakat birçok insan Dilara’nın adını duymamıştır. Dilara Türkiye’yi Avrupa’da ve dünyada temsil eden 4 kişiden birisi.  Her şeyden önemlisi Dilara çok azimli bir insan... Ben onun olimpiyatlarda ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum” diyerek başarılı sporcuyla yaptığı röportajdan bahsetti.

AZMİM SAYESİNDE İYİ YERLERE GELDİM

Şu an malzeme eksikliklerini hallettiğini belirten Uralp, Talak’ın, “Bu sporla nasıl tanıştığını sorması üzerine şu cevabı verdi: “Ben babam sayesinde 10 yaşında başladım bu spora. Çeşme’de babam öğretiyordu. Başta çok ilgili değildim. Komşumuz da benle birlikte başlayınca ilgimi artırmaya başladım. Bu çok büyük heyecan ve motivasyon oldu. Daha sonra yarışmalara katıldım. İlk yarışımda çok heyecanlandım. Çağla Kubat ve Lena Erdin ile yarışıyordum. 12 yaşımda kendimden çok büyük insanlarla yarışıyordum. Azmim sayesinde iyi yerlere geldim.”

210 GÜN ANTRENMAN

Yılın 210 günü antrenman yaptığını ve hep denizde olduğunu söyleyen Uralp ilgili İde, “Yeterince bu sporun inceliklerini bilmiyoruz. Ben Dilara’yla tanıştığımda fark ettim bunu. Mesela bu spor ile ilgili bazı araçların fiyatlarını öğrendiğimde çok şaşırdım. Dilara bunu bir de okuluyla birlikte yürütüyor. Yılın 210 günü bu işi yapmak, öğrenci olmak olmak ve bir yandan bu sporu yapmak çok zor. Çok azim isteyen bir iş bu” açıklamasını yaptı.

BAŞARI ARTACAK

“Türkiye dört tarafı denizle çevrili, denizi, rüzgarı çok güzel bir ülke fakat bize destek ve ilgi çok az. Bu beni çok üzüyor” diyen Uralp, İspanya’da sörf sporunun insanlar tarafından desteklendiğini belirtti. Talak’ın, “Yeterli destek alabiliyor musunuz “sorusuna,  ”Bu seneye kadar çok bir destek görmüyorduk ama artık çok ciddi destek görüyoruz. Şu anda Hollandalı bir antrenörle çalışıyoruz. Antrenörümüzün ihtiyaçları karşılanıyor ve malzeme desteği alabiliyoruz. Bu sayede başarılarımızın artacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“BENİ ÇOK MUTLU ETMİŞTİ”

Türkiye’deki yelkenciler arasında tanındığını belirten Uralp, “2007’de başladım şampiyonalara girmeye. Her yıl Türkiye’de şampiyonluklarım oldu. En çok keyif aldığı şampiyonanın 2010 yılında dünya ikinciliği derecesinin kendisini çok memnun ettiğini belirten Uralp,” Oradaki şampiyonada çok önemli yarışmacılar vardı ve orada önemli bir derece alabilmek beni çok mutlu etmişti” dedi.

“BU TARZ SPORLAR DAHA AZ YER BULUYOR”

Programda İde’nin yeterli tanıtımın yapılmasıyla İzmirlilerin Sörf sporuna destek vereceğine inandığını belirtmesi üzerine Basının yeterince kendisine yer vermediğini düşünen Uralp, “Bu konuşulması gereken bir konu aslında. Orada bir olay oluyor. Bu kadar farklı bir spor... Basının bu sporu tanıtmaya yönelik bir şeyler yapması gerektiği kanısındayım” dedi. Bunun üzerine Melis Apaydın İde ise,  “Aslında bir gazeteyi açtığımızda ne kadar sörf haberine rastlarız bilmiyorum. Futbolda ufacık bir taş düşse gazetelerin birinci sayfalarında yer bulabiliyor. Fakat bu tarz sporlar daha az yer buluyor. Bu anlamda daha farklı düşünmeliyiz. Bu program gibi diğer kanallarda da onlar yer aldıkça, bu spor daha fazla tanınacaktır diye düşünüyorum” dedi.

“ÇOK GERİDEYİZ”

Sörf sporuyla ilgili yaşadıkları sıkıntıları dile getiren Uralp, “Bizim en çok sıkıntımız havaalanlarında oluyor aslında. Malzemeler çok ağır olduğu için çok fazla paralar istiyorlar. Bize destek vereceklerine bizi mağdur ediyorlar. Biz başka bir ülkeye gidip ülkemizi temsil etmek isterken böyle şeylerle karşılaşmak bizi çok üzüyor. Bir de en büyük sıkıntımız bu spora Türkiye olarak çok geç başlamamız. Şu an Türkiye’de 23 yaşındaki kişiler bu yarışmalara katılırken yurt dışında bu 40’lı yaşlara kadar çıkıyor. Bu anlamda çok geriyiz. Bizim en büyük amacımızda diğer ülkelerle aramızdaki farkı kapatmak.

 Ege Meclisi’nin son konuğu ise Şampiyon Yüzücü Bahadır Bilge oldu, Kocaeli depreminin Eskişehir’i de etkilediğini ve bu yüzden o zamanlardan beri İzmir’de yaşadığını belirten Bilge, gündüz, Ticaret Odası’nda güvenlik şefliği yaptığını, akşamları ise antrenman yaptığını belirtti. Yüzmeye çocukken annesinin boğulma tehlikesi yaşamasının ardından başladığını ifade eden bilge şunları kaydetti: “Bundan 3 yıl önce sevgili hocam, beni yüzmeye döndürdü. Eskişehir Kırım Spor’da başladım masterlarıma. Kanada’da hem şehrimi, hem ülkemi temsil ettim. Temsil ederken de zamanında beraber aynı odada kaldığımız kaptanımız Üsküdar Su Sporları Kulübü ile çalışıyordum.

“BIRAKMANIN EŞİĞİNE GETİRİYORLAR”

Bu sene ağustosta Rusya’da mücadele edeceğiz. Çok çalışmak ve antrenman yapmak gerekiyor. Benimde yüzmede zorlandığım bazı konular var. Ben ve benim gibi birçok arkadaşın havuz sıkıntısı bulunmakta. Verilen saatler çok komik. Yüzdükten sonra işimize gitmemiz çok sıkınıtı. Masterlara daha fazla ilgi göstermeleri kanaatindeyim. Bizlerin arasında da önemli isimler var. Bizim yaş grubumuz 25’ten başlayıyor ve 90’a kadar gidiyor. Konaklama ve yol giderleri gibi masraflar var. Bazen bizi yüzmenin dışına iten faktörler. Bırakmanın eşiğine getiriyor bu bizi.”

“İLGİ, ALAKA BEKLİYORUZ”

Havuz konusunda bize daha fazla yardım etmelerini talep ediyorum” diyerek sözlerini sürdüren Bilge,  “Yaptığımız spor külfetli. Bizim aldığımız ücretler belli. Hem yüzme federasyonundan, hem de yardım edebilecek insanlardan yardım istiyorum. Biz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Belirli noktalara geleceğimize inanıyorum. Biz de ilgi alaka bekliyoruz yaptığımız spor bağlamında” diye konuştu.

“BİR SÜPER KAHRAMAN GİBİ…”

Kendi yaş kategorimde devamlı kürsüye çıkan bir sporcu olduğunu belirten Bilge, “Kulübümü en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum. Devamlı kendi yaş kategorimde kürsüye çıkan bir sporcuyum. Azimle çalışan bir insanım” dedi. İde ise Bilge için şöyle konuştu: “Ben Bahadır beyi süper kahramanlara benzetiyorum. Sabah üniformasıyla bir binayı koruyor, akşam ise üniformasını bırakıp yüzüyor. Sporcuların ciddi anlamda maddi sıkıntısı söz konusu… Kolay değil birçok sorunun arasında bu sporla uğraşmak. Tüm bunlara rağmen elinden geleni yapıyor. Bu şartlarda bu başarılara imza atıyorsa, biraz daha maddi olarak destek aldığında daha iyi başarılara imza atacaktır. Hep aynı noktaya geliyoruz ama bu sporculara destek olunması gerekiyor.”

“Bu ülkede hala bu konularda destek çağrısında bulunmak bile üzücü değil mi? ”diyen Talak’a İde, “Üç sporcumuz da birbirinden başarılı ama hepsi bireysel çabalarla bir şey yapmak zorundalar. Bakanlıklarında bu anlamda çalışmalar yürütmesi gerekiyor” diye cevap verdi

NARLIDERE BELEDİYESİ YENİ BAŞLAMIŞ MUAMELESİ YAPTI

Bu şehirde kazanan kişilerin bu şehre ve şehrin değerlerine destek vermesi gerektiğini belirten Talak, “Diğer ülkelerde bu ülkenin marşını okutan bu gençlere herkesin sahip çıkılması gerekir” dedi. Bilge, pek çok konuda sıkıntı yaşadığına değinerek açıklamasına şu şekilde devam etti:  ”Ben geçen sene Eskişehir adına mücadele ederken, pek çok yerde kapılar kapandı. Ege Üniversitesi bu anlamda Eskişehirli olduğum için kapılarını kapattı. Narlıdere Belediyesi bana cankurtaran vermeye çalıştı ve bana yeni spora başlamış muamelesi yaptılar.

Benden ücret talep ettiler. Dışarında bir sporcu nasıl geliyorsa, onun gibi para talep ettiler. Esasında ben İzmir Gençlik Spor Kulübüyle bağlantı kurdum. Oradaki yetkililer, ‘Belgelerini Narlıdere Belediyesine yolladım’ gibi bir üslup kullandı. Eskişehirli olmamdan dolayı önüme çok engel çıktı. İlla bulunduğunuz bölgenin adına yüzmeniz gerekiyor.”

Bilge’nin açıklamaları üzerine Talak, “İzmir Spor Gençlik Müdürü’nün çok değerli birisi olduğunu biliyorum. Fakat bu gibi yerlerde bazı kişiler maalesef kendine görev çıkarırlar. Bence senin gibi milli bir yüzücüye bunları yapanları direk olarak ona iletebilirsin. Burada senin ve senin gibi olanların öne çıkarılması gerekiyor.” İfadelerini kullandı.

O HAVUZLAR NEDEN YAPILIYOR?

Talakın sözlerinin ardından İde, “Aslında o kadar acı ki burada kimse trilyonlar istemiyor. Türkiye’yi dünyada temsil eden bir sporcunun yüzme salonlarını da rahatlıkla kullanması gerekiyor. Milli bir sporcu, bu alanları kullanamıyorsa o havuzlar neden yapılıyor?” diye konuştu. İde’nin ardından programda son sözü Bahadır Bilge söyledi. Bilge, “Ben ve benim gibi yüzmeye gönül verenler bu işi severek yapıyorlar. Gerekli desteği gördüğümüz takdirde iyi yerlere geleceğimize eminim” dedi.


Milli Tenisçi Büşra Ün, Milli Sörfçü Dilara... paylaşan: egemeclisi
Milli Tenisçi Büşra Ün, Milli Sörfçü Dilara... paylaşan: egemeclisi
Milli Tenisçi Büşra Ün, Milli Sörfçü Dilara... paylaşan: egemeclisi
ETİKETLER : ali talak ege meclisi sky tv dilara uralp Büşra Ün melis apaydın ide
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Programlar haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber