RSS / XML
18-07-2018
Bizi Takip Edin!

İzmir'in Roman adayı Özcan Purçu projelerini anlattı

20-05-2015 15:38:45
A+ A-
CHP'nin Roman milletvekili adayı Özcan Purçu, Romanların üç temel sıkıntısını eğitim, işsizlik ve barınma sorunu olarak sıraladı. Bu sorunların çözümü için mahallelerde eğitim etüt merkezleri ve mesleki eğitim atölyeleri açacağını ifade eden Purçu, CHP'nin bildirgesinde yer alan 277 liraya ev kazandırma projesiyle Romanların da barınma sorununun çözüleceğini söyledi

Ankara Satılık

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ - CHP'nin İzmir 1'inci bölge 5'inci sıra milletvekili adayı Özcan Purçu, seçilmesi halinde Türkiye'nin kimliğini gizlemeden seçilen ilk “Roman” milletvekili olacak. AK Parti listesindeki Cemal Bekle ile birlikte İzmir'in iki Roman adayından biri olan Purçu'nun seçilme şansının yüksek olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bu da Romanlar arasında ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilecek olma heyecanını yaratıyor. Ege Meclisi'nin “Ankara Yolcuları” bölümü için bir araya geldiğimiz Purçu, sadece İzmir'de değil tüm Türkiye'den yönelen ilginin kendisini mutlu ettiğini söyledi. İzmir ile birlikte diğer kentlerde yaşayan Romanların da CHP'ye oy vereceğini belirten Purçu, geleceğe yönelik umutlu konuştu.

MAHALLELERE ETÜT MERKEZLERİ

Şu anda Roman toplumunun olması gerektiği ölçüde sağlıklı şartlarda yaşayamadığını vurgulayan Özcan Purçu, milletvekili seçildiği takdirde öncelikli olarak el atacağı Romanların üç temel sıkıntısını eğitim, işsizlik ve barınma sorunu olarak sıraladı. Eğitimin önemine değinen Purçu “Ne yazık ki Romanlar eğitim alanında geri kalmış durumda. Bu durumu hızla tersine çevirmek için İzmir'de sayıları 33'ü bulan Roman mahallelerinde eğitim ve etüt merkezleri açılması için harekete geçeceğiz” dedi.

MESLEK VE İŞ EDİNDNİRME

İkinci büyük sıkıntının işsizlik olduğunu belirten Purçu, “100 Roman gencinden 96'sı işsiz durumdadır. Bunun eğitim ile de ciddi bağlantısı var. Gençler bizden iş istiyorlar, 'Getir diplomanı' diyorum, 'Yok ki' diyor. 'O halde mesleğin nedir, ne iş yaparsın' diyorum, meslek bilmediğini söylüyor. Yani müzisyenlik dışında Romanlar ne yazık ki mesleksiz bir toplum. Romanların meslek kazanmalarını ve iş sahibi olmalarını sağlamak için mahallelerimizde mesleki eğitim atölyeleri kuracağız. Roman gençlerin hem meslek, hem iş sahibi olmalarını sağlayacağım” diye konuştu.

AYDA 277 LİRAYA EV

 

Barınma konusunda da ciddi problemler yaşadıklarını dile getiren Purçu, “Büyükşehir belediyemizin Ege Mahallesi'nde başlatacağı kentsel dönüşüm, bu sorunun çözümüne katkı sağlayacak. Ayrıca seçim bildirgemizde yer alan, aylık 277 liraya ev sahibi olma projesi, Romanların da barınma sorunlarının çözümünü sağlayacak. Bu konuda da İzmir milletvekili olarak işin takipçisi olacağım” ifadesini kullandı.



HDP İzmir adayı Kürkçü, seçim sürecini değerlendirdi


 

HDP İzmir 1'inci bölge milletvekili adayı Ertuğrul Kürkçü, Ege Meclisi'ne özel açıklamalarda bulundu. Genel olarak her yerde oylarını yüzde 100 artırmayı hedeflediklerini belirten Kürkçü, bu bağlamda İzmir'de de yüzde 15 oy almayı hedeflediklerini söyledi. İzmir'deki tüm gençlerin, kadınların, Alevilerin ve Kürtlerin oylarına talip olduklarını belirten Kürkçü, “İzmir'in her yerinde çok büyük hüsn-ü kabul gördük. MHP'liler dahi 'HDP barajı geçmesin' demiyorlar, hatta 'Geçsin' diyorlar” dedi. Kürkçü, İzmirlilerin kentin yerel ihtiyaçlarından ziyade Türkiye'nin meselelerini göz önüne alarak oy kullanacaklarını ifade etti


ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ – Ege Meclisi'nin “Ankara Yolcuları” bölümü için özel açıklamalarda bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir 1'inci bölge 1'inci sıra milletvekili adayı Ertuğrul Kürkçü ile partisinin il binasında bir araya geldik. Kürkçü, Çözüm Süreci'nin odağında bulunan HDP'nin oluşturacağı siyasette merkezi ilginin Türkiye'nin bütün ezilenlerinin ortak sorunlarına dönük olacağını söyledi. İzmirlilere tek sunacakları gündemin bu olmayaıcağını altını çizen Kürkçü, “Tabi ki aktüel olarak ortada bir çatışma olduğu için ve bu çatışma da ancak barış ile sona erebileceği için Kürt meselesinin çözümünde aktif rol almaya devam edeceğiz. Ancak İzmir'de bizim konuşacağımız tek konu elbette bu olmayacak” dedi.

“İZMİR'DE 1 MİLYON KÜRT VAR”

İzmir'de hatırı sayılır bir Kürt nüfus olduğunu vurgulayan Kürkçü, “Tahminen İzmir'in dört milyonu aşan nüfusunun bir milyona yakın bölümünü, buraya çeşitli zamanlarda ve çeşitli nedenlerle göçmüş Kürtlerden oluşuyor. Ama İzmir zaten bir göçmen kenti. İzmir'de yaşayan ve İzmir doğumlu olan kişilerin sayısı, İzmir'in nüfusunun yüzde 25'ine denk geliyor. Demek ki İzmir nüfusunun yüzde 75'i, en azından ikinci kuşak göçmenlerden oluşan ve hayat, iş ve gelecek mücadelesi içindeki insanlar. Bu nedenle İzmir'de merkez siyasetin Kürt sorununa odaklanması, İzmir'de insanların en çok ihtiyaç duydukları bir şey değil. Ama bu konu, Türkiye'nin merkez siyasetinin odağında olduğu için HDP, bunu İzmir'de de dillendirecek. Demek ki biz, Türkiye'nin bütün sorunlarının kesiştiği bir noktada siyaset yapıyoruz” diye konuştu.

“KALEİDOSKOP” ETKİSİ

İzmir'de kendilerine yönelik büyük bir ilginin olduğunu belirten Kürkçü, “Bizim şu ana kadar İzmir'de yürüttüğümüz çalışmalara baktığımızda aldığımız tepkilerin bize gösterdiği şey, toplumun bütün kesimlerinden büyük bir sempati aldığımız ve insanların bizden büyük beklentileri olduğu. Bugüne dek yaptığımız muhalefet ve doğru bildiklerimizdeki ısrarımız, toplumda hoşnutluk yarattı. Sosyalistlerin bu süreçte Kürt halkının temsilcileriyle yan yana bulunması, insan hakları savunucularının, feministlerin, ekolojistlerin bu süreçte yan yana olması, genç seçmenlerin gözünde HDP'yi bir çeşit kaleidoskop gibi kılıyor. HDP'ye hangi yönden bakarsanız, ne yöne çevirirseniz bir başka güzel şekil görüyorsunuz” ifadesini kullandı.



“MHP'LİLER BİLE BARAJI GEÇMEMİZİ İSTİYOR”

HDP'nin, başkanlık sisteminini önlemek adına mecliste önemli bir rol üstleneceğini vurgulayan Kürkçü, “Bu, MHP'lisinin de CHP'lisinin de HDP'ye sıcak bakmasına yol açıyor. MHP'liler dahi 'HDP barajı geçmesin' demiyorlar, hatta 'Geçsin' diyorlar. MHP'li vatandaşların çokça olduğu Bayraklı Sevgiyolu'nda dolaştık ve insanlar verdiğimiz bildirileri aldı, bizimle açıkça konuştular. İlk kez arada bir husumet olmadan diyalog kurabildik. Bu, çok olağanüstü bir durumdur” dedi.

“HEDEF YÜZDE 15”

Cumhurbaşkanı seçimlerinde İzmir'de yüzde 7-8 bandında oy aldıklarını hatırlatan Kürkçü, merkezi bir hedef olarak seçime girdikleri her yerde oylarını yüzde 100 artırmayı koyduklarını belirterek “Bu da demektir ki İzmir'de hedefimiz, yüzde 15 gibi bir oy almaktır. Bu gerçekleşebilir mi? Bence gerçekleşebilir. İzmir'de yaşayan tüm gençlerin, kadınların, Alevilerin ve Kürtlerin oylarına talibiz. İnsanları HDP'ye davet ediyoruz ve ben bu davetin kabul göreceğine inanıyorum. Çünkü İzmir'in her yerinde çok büyük hüsn-ü kabul gördük” diye konuştu.

“İZMİRLİ GENEL SİYASETE BAKACAK”

İzmir'e daha önce çok geldiğini, ancak bu kez farklı bir anlamla İzmir'de bulunduğunu dile getiren Kürkçü, “İzmir'in temsil hakkını istemek başka bir şey. İzmirliler de bu vekaleti vermekte cimri davranmayacaklar gibi görünüyor. Pasaport'ta, Kordon'da da insanları gözlüyorum, Çimentepe'de, Kadifekale'de de insanlarla konuşuyorum. Onlar İzmir'in yerel ihtiyaçlarından ziyade Türkiye'nin meselelerini göz önüne alarak oy kullanacaklarını ifade ediyorlar. Çünkü bu bir yerel seçim değil sonuçta. Bu seçimde İzmirliler, İzmir'in Türkiye'deki genel gidişat karşısında tutması gereken rol ile ilgili olarak oylarını kullanacaklar” ifadesini kullandı.


 


Cemil Şeboy Ege Meclisi'ne konuştu



 

Buca Belediyesi Eski Başkanı ve AK Parti İzmir 1'inci bölge milletvekili adayı Cemil Şeboy, milletvekili olması durumunda hayata geçirmeyi düşündüğü projelerini Ege Meclisi'ne anlattı. Öncelikli olarak ilgileneceği konuları kentsel dönüşüm, metro inşaatları ve Karşıyaka-Üçkuyular köprüsü olarak sıralayan Şeboy, “Bunları hayata geçirmek için Aziz Bey ile de her tarafta çalışırız. Yeter ki güzel, kente katkısı olan bir proje olsun” dedi

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ - AK Parti İzmir 1'inci bölge milletvekili adayı Cemil Şeboy ile “Ankara Yolcuları” bölümümüz için İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi'nde buluştuk. Yoğun programı içinde milletvekili seçilmesi halinde yapacaklarını anlatan Şeboy, Ege Meclisi'ne özel açıklamalarda bulundu. “Bizde arazi vitesi var, dağ tepe tırmanıyoruz, araziden gelen bir siyasetçi adayıyım” diyen Şeboy, milletvekili olması durumunda, belediye başkanı olarak yapamadığı hizmetleri hayata geçireceğini söyledi. “Nedir belediye başkanıyken yapamadıklarınız?” sorusuna Şeboy, kentsel dönüşüm, metro çalışmaları ve Karşıyaka-Üçkuyular köprüsü diyerek yanıt verdi.

“İZMİR USTASINI BULAMADI”

Kentsel dönüşümü İzmir için olmazsa olmaz bir süreç olarak nitelendiren Şeboy, “Bu kentin yüzde 65'i 8-9 şiddetindeki bir depremde yıkılacak durumda. Bu da binlerce ölü demektir. İzmir'in bu durumdan kurtulması gerekir. Çünkü İzmir çok güzel ve çok önemli bir kent. İzmir işlenmemiş bir mücevher. Ama İzmir ustasını bulamadı” dedi.

YASA TEKLİFİ HAZIRLAYACAK

Kentsel dönüşümü daha pratik biçimde uygulanır hale getirecek bir yasa teklifi hazırlayacağını belirten Şeboy, “Bazı belediyeler ayak diretiyor kentsel dönüşüm konusunda. Kendi ağırlaştırılmış şartlarını koyuyorlar. O yüzden uygulanamadı İzmir'de kentsel dönüşüm. Benim hazırlayacağım yasa teklifiyle haritayı önümüze koyacağız ve ana arterleri belirledikten sonra diyeceğiz ki 'Minimum parsel büyüklüğü 1000 metre olacak.' Beş altı tane 200 metrelik gecekondu varsa hepsini birleşecek. İlaveten yol altı metreyse sağdan ve soldan beşer metre terk edeceksin. Altı metrelik yol, böylece 16 metre olacak. 1000 metrelik arsaya da en fazla yüzde 30 imar vereceksin. Kalan 700 metre içine otoparkını yap, yeşil alanlarını yap, sosyal donatı alanlarını yap. Yukarı doğru ise serbest bırakacağım, 1000 metreye 2,5 emsal vereceğim. Bu yasa bütün Türkiye'de uygulanacak ve bu şekilde sadece İzmir'de yüz binlerce arsa üretilmiş olacak” diye konuştu.

METRO VE KARŞIYAKA KÖPRÜSÜ

İZBAN'ın kenti ikiye böldüğünü belirten Şeboy, “Ben metronun peşine takılacağım. Benim İzmir'de planlamış olduğum 65 kilometrelik, yer altından giden metro projem vardı. Aliağa'dan Torbalı'ya kadar giden hatta ben metro diyemiyorum. Karşı tarafta adamın evi var, evine gidemiyor. Yüzlerce metre dolaşmak zorunda kalıyor. İZBAN'ın şehir içinde yer altından gitmesi lazımdı. Bu, İzmir'i ikiye böldü. Karşıyaka'ya köprü yapılması şart. İki yaka küs gibi. Karşıyaka'da yaşayanlar deniz için Foça'ya gidiyor, ama köprüyü yaparsak herkes her yere gidecek. Turizm artacak. Turizm açısından da köprünün kente büyük faydasız olacak” ifadesini kullandı.

“AZİZ BEY İLE ÇALIŞIRIZ”

Şeboy, olumlu projeler için parti ayırt etmeksizin belediyelerle bir araya geleceğini vurgulayarak “Bunları hayata geçirmek için Aziz Bey ile de her tarafta çalışırız. Yeter ki güzel, kente katkısı olan bir proje olsun” dedi.

“KEMERALTI'NDA SİT DIŞI YAPILARI YIKACAĞIM”

İzmir'in tarihi Kemeraltı bölgesine özel bir ilgi duyduğunu ve çarının şu anda yoğun bakımda olduğunu dile getiren Şeboy, “Kemeraltı'ndaki korunması gereken yapıların envanterini çıkaracağız, SİT kapsamında olmayan yapıları ise ortadan kaldırarak gerçek Kemeraltı'nı ortaya çıkaracağız. Ayrıca Ortaçağ'da olduğu gibi Kemeraltı'nın liman özelliğini ön plana çıkaracak kanal projesiyle Kemeraltı kurtulacak” diye konuştu.

“MAKYAJI AKAN KADIN”

Şeboy, Büyükşehir Belediyesi'nin Kemeraltı konusunda yaptığı çalışmaları yetersiz bulduğunu belirterek “Kemeraltı'nda şimdi yapılan olay, 80 yaşındaki kadına her gün makyaj yapmaktır. Geçtiğimiz gün olduğu gibi bir yağmur yağıyor ve bütün makyaj akıyor” ifadesini kullandı.

“VEKİL OLUNCA ANKARA'DA DURAMAM”

Vekil olması durumunda izin isteyerek Ankara'da durmayacağını belirten Şeboy, “Belediye başkanıyken de saat yarıma, bire kadar belediyede durur, sokağa atardım kendimi. 15 sene açık görüş uyguladım ben, kapı açık durur ve herkes randevusuz gelip derdini anlatır. Yapacağım işin sözünü verirdim, yapamayacağım bir şeyse de 'Kusura bakma, benim buna gücüm yetmez' derdim. O yüzden 15 yıllık başkanlığın ardından şimdi gönül rahatlığıyla sokakta gezebiliyorum. Çünkü tutamayacağım söz vermedim hiçbir zaman. O yüzden şimdi meclis bana yarı açık bir cezaevi gibi gelecek. Zor dururum orada ben” diye konuştu.



 

MHP İzmir adayı Tanrıkulu'ndan Ege Meclisi'ne özel açıklamalar


 

MHP İzmir adayı Ahmet Kenan Tanrıkulu, AK Parti'nin iki bölgede İbrahim Turhan ve Veysel Eroğlu'nu aday göstermesini eleştirdi. Tanrıkulu, “Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası'nı İzmir'den almış götürmüş adamı iktidar partisi getiriyor, İzmir'de birinci sıraya çakıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Biz bunu İzmirliler olarak yemek zorunda mıyız? Ama kimse itiraz etmiyor. Öte yandan getir bir tane de bakan koy buraya. Burası gelinlik kız muamelesi yapılacak bir kent mi? Her seferinde bir bakanı oraya koy, bir bakanı buraya koy?” dedi

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ – Milliyetçi Hareket Partisi İzmir 2'nci bölge milletvekili adayı Ahmet Kenan Tanrıkulu, Ege Meclisi'ne özel açıklamalarda bulundu. “Ankara olcuları” bölümümüz için partisinin İzmir il başkanlığı binasında buluştuğumuz Tanrıkulu, asgari ücret tartışmalarından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın düzenlediği mitinglere kadar seçim sürecinde yaşananları değerlendirdi.

“VOB'U ALIP GÖTÜREN ADAMI ADAY YAPTILAR”

AK Parti'nin İzmir'de her iki bölgede ilk sırada aday gösterdiği İstanbul Borsası Eski Başkanı İbrahim Turhan ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun adaylıklarını eleştiren Tanrıkulu, “Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası'nı İzmir'den almış götürmüş adamı iktidar partisi getiriyor, İzmir'de birinci sıraya çakıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Biz bunu İzmirliler olarak yemek zorunda mıyız? Ama kimse itiraz etmiyor. Sizden benden önce kendi partisinin adamları demeli bence öncelikle. Demiyorlar, çünkü asker hepsi” dedi.

“İZMİR GELİNLİK KIZ MI?”

AK Parti'nin seçimlerde İzmir'de bakan adayla yarışa girmesini de eleştiren Tanrıkulu “Öte yandan getir bir tane de bakan koy buraya. Burası gelinlik kız muamelesi yapılacak bir kent mi? Her seferinde bir bakanı oraya koy, bir bakanı buraya koy? Şu anda İzmir milli bütçeye 4 veriyor, 1 alıyor. Ben buradan tahsilatı yap, götür bunu başka yerde harca. Bu bakanlar ne yapmışlar Allah aşkına?” diye sordu.

 EKONOMİK VE SOSYAL POLİTİKALAR

Asgari ücret ile ilgili çalışmalarını 2007 yılından beri yapmakta olduklarını ifade eden Tanrıkulu, bu seçime kadar kamuoyunda MHP'nin ekonomik ve sosyal politikaları konusunda farkındalık eksikliği olrduğunu söyledi. Tanrıkulu” 2011 yılında emeklilere ikramiye verilmesi ile ilgili proje geliştirdik. Ancak sosyal farkındalık ile ilgili sıkıntı yaşıyoruz, vatandaşlarımız MHP'nin iç ve dış güvenlik konularındaki söylemleri ile daha çok ilgilenirken ekonomik ve sosyal konulardaki çalışmalarımız ikinci planda kalıyor. Ancak bu seçimde durum değişti. Şimdi insanlar, MHP'nin ülke bütünlüğü ile ilgili söylemleriyle birlikte ekonomik açmazdan nasıl kurtuluruz konusunda da bize kulak veriyorlar” diye konuştu.

“AVUKAT TUTMA, HAKİM TUT”

Seçim sürecinin hiç olmadığı kadar siyasi kutuplaşma altında ilerlediğini dile getiren Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mitinglerini ise anayasa ihlali olarak değerlendirdi. Tanrıkulu “Cumhurbaşkanı bizzat sahada. Bu, Anayasal bir ihlaldir. Vahim bir ihlaldir. Defalarca YSK'ya söylememize rağmen, il seçim kurullarına itiraz etmemize rağmen hep reddedildi. Zaten bu yüzden bu ülkede artık 'Avukat tutma, hakim tut' denmeye başlandı” ifadesini kullandı.

“ÜFÜFRÜKTEN ATIYORLAR”

Asgari ücret tartışmalarına da değinen Tanrıkulu, böylesi bir konuda önemli olanan inandırıcı olmak olduğunu söyledi. Tanrıkulu, “Bazı partiler asgari ücreti 5 bin liraya kadar artıracaklarını söylüyorlar, bu tabiri caiz ise üfürükten atmaktır. Biz matematiksel modelleme ile projelerimizi hazırladık. Bir ekip çalışması yaptık, kaynak oluşturarak getirdik” dedi.

“KAYNAK NEREDE DİYEMEDİLER”

MHP'nin vaatlerinin toplam kaynak giderinin 71,9 milyar lira tuttuğunu vurgulayan Tanrıkulu, “Biz bu kaynağı beş ana gruba ayırdık. 3 Mayıs'ta beyannamemizi açıkladıktan sonra iktidar cephesinden hiç kimse bize 'Kaynağı nereden bulacaksınız' diyemedi CHP'de olduğu gibi. Üstelik siz değil misiniz Türkiye'nin dünyanın 17'nci büyük ekonomi olduğunu, çok güçlü bir ekonomiye sahip olduğumuzu söyleyen? Birkaç proje mi bu güçlü ekonomiyi sarsacak?” diye konuştu.


 

CHP 1'inci Bölge adayı Tacettin Bayır Ege Meclisi'ne konuştu

 

CHP İzmir 1'inci bölge 4'üncü sıra milletvekili adayı Tacettin Bayır, 30 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olan biri olarak sıradan bir vekil portresi çizmeyeceğini belirterek, “Bir kere Tacettin Bayır klasik ve alışılagelmiş bir İzmir milletvekili olmaz. Tacettin Bayır kimsenin adamı olmaz. Ön seçime girerek aday olmamın nedeni de budur” dedi. Bayır, AK Parti'nin daha 35 projeyi hayata geçirmeden 466 proje sunmasını ise “35 projenin üç buçuğu bile hayata geçmemişken şimdi de geldi Veysel Efendi, 466 proje daha koyacağız diyor. Resmen dalga geçiyorlar İzmirlilerle. AKP'nin son kullanma tarihi 7 Haziran 2015'tir. 8 Haziran'da hükmü bitecektir. Çünkü halkta bunu görüyoruz ve CHP dersine çok iyi çalıştı” diye konuştu

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ - 32 yıldır aktif siyasetin içinde olan ve 2011 seçimlerinde CHP'nin il başkanlığını yürüten Tacettin Bayır, 7 Haziran seçimlerinde ön seçimden çıkmış bir aday olarak milletvekilliği yarışı içinde yer alıyor. İzmir siyasetinin yakından tanıdığı Bayır, Ege Meclisi'nin “Ankara Yolcuları” bölümü için özel açıklamalar yaptı.

“SON KULLANMA TARİHİ 7 HAZİRAN”

32 yıldır siyasetin içinde olduğunu ve yedi genel seçim yaşadığını ifade eden Tacettin Bayır, ilk kez bu seçimlere CHP'nin çok iyi hazırlandığını, iktidar partisine cevap vermek yerine dört ayak üzerine oturtulan kendi ekonomik programını halka anlatarak başarılı bir seçim çalışması yürüttüğünü söyledi. Ön seçimin olumlu etkisine vurgu yapan Bayır, “Parti içi demokrasi adına atılan ön seçim adımının getirdiği destek söz konusu. Partililer büyük bir heyecanla çalışıyorlar, çünkü kendi seçtikleri adaylarla seçime giriliyor. AKP'nin son kullanma tarihi 7 Haziran 2015'tir. 8 Haziran'da hükmü bitecektir. Çünkü halkta bunu görüyoruz ve CHP dersine çok iyi çalıştı” dedi.

“İZMİRLİYİ SAF YERİNE KOYUYORLAR”

AK Parti'nin İzmir ile ilgili seçim vaatlerini eleştiren Bayır, henüz 35 projeyi gerçekleştirmeden 466 projeden bahsedildiğini belirterek, “Hala bol miktarda vaat ediyorlar. Geçen seçimde Binali Yıldırım 35 proje dedi, bunların üç buçuğu bile hayata geçmemişken şimdi de geldi Veysel Efendi, 466 proje daha koyacağız diyor. Sen daha 35'i yapmadın ki? İzmirli bu kadar saf yerine konur mu? Resmen dalga geçiyorlar İzmirlilerle. İzmir'i kendilerince cezalandırıyorlar ama İzmir de onları cezalandırıyor” diye konuştu.

“MERKEZ TÜRKİYE”

CHP'nin asgari ücret, emekliye destek ve ev kazandırma projeleriyle birlikte Türkiye'yi dünyanın ticaret merkezi haline getirecek “Merkez Türkiye” projesi hakkında da bilgi veren Bayır, “Merkez Türkiye projesinin özü, Türkiye'nin coğrafi durumuna dayanıyor. Üç kıtanın ortasındayIz ve denizleri de işin içine kattığınızda tablo daha da netleşiyor. Bu şekilde 58 ülkede 1,5 milyar nüfusa ulaşmak mümkün. Türkiye aslında dünya ticaretinin kalbi olacak bir noktada. Dubai'den Moskova'ya gidecek bir mal 55 günde gidior. Bu mal Merkez Türkiye'ye geldiğinde 15 saatte Rusya'ya ve Avrupa'ya dağılabilecek” ifadesini kullandı.

“ÖTEKİLEŞTİRMEYİ KALDIRACAĞIZ”

Türkiye'nin kardeşin kardeşi kırdığı bir noktaya AK Parti iktidarı tarafından getirildiğini dile getiren Bayır, “Biz Türkiye'deki bu sevgisizliği, ötekileştirmeyi ortadan kaldırmaya talibiz. Kızgın ve kırgın bir gençlik, kölelikten hallice kayıplara sokulmak istenen bir kadın, yozlaştıkça yozlaştırılmış ahlak, namus ve özgürlük kavramları, korkmuş bir iş dünyası, kimliğini yitirmiş bir medya, esir alınmış bir hukuk sistemi, emir kulu haline getirilmiş devlet mekanizmaları, üreterek büyüme için değil yandaşa rant yaratmak için oluşturulmuş bir düzen... Ve bana göre hepsinden önemlisi, 'Bakara makara' diyecek kadar da kutsal değerlerimize saygısızlık” dedi.

“KİMSENİN ADAMI OLMAM”

32 yıldır aktif siyasetin içinde olan bir politikacı olarak sıradan bir vekil portresi çizmeyeceğini dile getiren Bayır, “Bir kere Tacettin Bayır klasik ve alışılagelmiş bir İzmir milletvekili olmaz. Tacettin Bayır kimsenin adamı olmaz. Ön seçime girerek aday olmamın nedeni de budur. 32 yıldır aktif siyaset yapan birisiyim ve il başkanı olduğum dönemde de kimsenin adamı olmadım. Ben inandığım doğruları savunurum, benim inandığım şeyde bir hata varsa ve karşımdaki kişi beni buna ikna ederse geri adım atarım, bu başka bir şey. Ama birisine tabi olup ta papağan gibi onun dediklerini tekrar etmek benim işim değil. Çünkü benim ekonomik özgürlüğüm var, ben kimseye tabi olmam. Biraz aykırı birisiyim, Halkevleri'nden, Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği'nden geliyorum ve ön seçimden de ikinci sırada çıkan bir vekil adayıyım” diye konuştu.


 

CHP'li Zeynep Altıok Akatlı'dan İzmir projeleri



 

Milletvekili seçilmesi durumunda yapacaklarını anlatan CHP İzmir 2'nci bölge 1'inci sıra adayı Zeynep Altıok Akatlı, “İzmir'de Büyükşehir'in bizde olmasından ötürü Ankara ve İstanbul'da gerçekleşmeyen sanat faaliyetleri halen gerçekleşmekte. CHP'nin kültür-sanat politikaları kapsamında İzmir'in daha da hareketlenmesini sağlayacak çalışmalar içinde olacağım. Bu anlamda İzmir'in bir örnek teşkil etmesini sağlayacağız. İzmir'in şu ana dek iktidar partisi yöneticileri tarafından yok edilen ve yok edilmekte olan doğal yapısına, çevresine, bu yolda çalışan diğer arkadaşlarla beraber sahip çıkacağım” dedi

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ – CHP'nin İzmir 2'nci bölgede liste başı olan adayı Zeynep Altıok Akatlı ile İzmir'in eski liman bölgesi olan Pasaport rıhtımında bir araya geldik. İnsanlığın gördüğü en korkunç katliamlardan olan ve Türkiye'nin vicdanında kapanmayacak bir yara açan Sivas Katliamı'nın kurbanlarından şair Metin Altıok'un ve yazar Füsun Akatlı'nın kızı olan Zeynep Altıok Akatlı, yirmi yılı aşan hukuki süreçte yaşanan mağduriyetlerle siyasal platformda mücadele ediyor. Bu bağlamda CHP Parti Meclisi üyesiyken 7 Haziran Genel Seçimleri için İzmir'den aday gösterilen Altıok, seçildiği takdirde hak ihlalleri ve insan hakları konularını meclis gündemine taşıyacak. “Ankara Yolcuları” bölümümüz için görüştüğümüz Altıok, bunun yanında “hayallerime çok uyuyor” dediği İzmir'in milletvekili olarak kentin kültür ve sanat alanında örnek teşkil etmesi için çalışacağını söyledi.

KÜLTÜR VE SANATTA ÖRNEK KENT

CHP Parti Meclisi üyesi olarak Ercan Karakaş ile birlikte kültür-sanat platformunda aktif görev yaptığını belirten Altıok, bu kapsamda CHP iktidarında kültür-sanat politikalarını nasıl en doğru biçimde ortaya koyarız noktasından hareketle 'sanatın sanatçılar tarafından yönetilmesi' düşüncesini geliştirdiklerini ve bunu bir genel merkez politikasına dönüştürmeye karar verdiklerini söyledi. İzmir'in de bu noktadan hareketle kültür-sanat alanında bir model kent olmasının hayalini kurduğunu dile getiren Altıok, “İzmir çok özel bir kent. İzmir özgürlüklerin kenti. İzmir'de Büyükşehir'in de bizde olmasından ötürü Ankara ve İstanbul'da gerçekleşmeyen sanat faaliyetleri halen gerçekleşmekte. CHP'nin kültür-sanat politikaları kapsamında İzmir'in daha da hareketlenmesini sağlayacak çalışmalar içinde olacağım. Bu anlamda İzmir'in bir örnek teşkil etmesini sağlayacağız. Bunu kent estetiğinden tarihsel birikimin aktarılmasına kadar geniş bir yelpazede ele alabilirsiniz” dedi.

“İZMİR HAYALLERİME ÇOK UYUYOR”

İzmir'in modern Türkiye'nin gözbebeği olduğunu ifade eden Altıok, “Bütün hayallerime o kadar güzel denk gelen bir kent ki. Kültür ve sanatın Türkiye'deki kalbi olan bir kent hayalim var İzmir için” diye konuştu.

ÇEVRE VE TARIM

İzmir ile ilgili çalışmalarında öncelikli olarak yer alacak bir diğer konunun ise çevre olduğunu dile getiren Altıok, “İzmir'in şu ana dek iktidar partisi yöneticileri tarafından yok edilen ve yok edilmekte olan doğal yapısına, çevresine, bu yolda çalışan diğer arkadaşlarla beraber sahip çıkacağım. İzmir ve çevresinde ciddi bir maden ocağı meselesi var; hem Gediz'de hem Küçük Menderes'de artık yavaş yavaş tarım yapılamaz hale geliyor. Bu bölgede iktidarın çevreyi katleden uygulamalarını durduracağız. CHP'nin genel politikası çerçevesinde tarımı yeniden canlandıracak, çiftçiyi her açıdan destekleyecek ve bunun önüne geçebilecek yapıların da karşısında duracağız” ifadesini kullandı.

HAK İHLALLERİNİ MECLİS'E TAŞIYACAK

Babası, şair Metin Altıok'u Sivas Katliamı'nda yitiren Altıok, şimdiye dek siyasette ortaya koyduğu mücadelenin söz konusu mağduriyete dayalı olduğunu vurguladı. Buradan hareketle İzmir'in sorunlarının yanında Türkiye'de yaşanan hak ihlallerini meclis gündemine taşıyacağını belirten Altıok, “İnsan hakları alanında bu yüzden çalışmalar yürüttüm. Meclis'te de buradan hareketle İzmir'in sorunları yanında bu konuları da gündeme taşıyacağım. Aslında İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropoller düşünüldüğünde yerel sorunlar, zaten bir anlamda Türkiye'nin genel sorunları gibi de algılanabilir. Bu bakımdan bir İzmir milletvekili olup, 'Türkiye' vizyonuyla çalışmayı arzu ediyorum” diye konuştu.

 

 

 

Uzun yıllar Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin saflarında politika yapmış olan Ozan Ceyhun, 7 Haziran seçimlerinde AK Parti'nin İzmir 1'inci bölge 5'inci sırasında yarışacak. SPD'nin ardından Türkiye'de AK Parti'den aday olan Ceyhun, bu bağlamda kendisine yöneltilen eleştirilere “CHP Avrupa standartlarına göre sosyal demokrat olmayan bir parti. Ben İzmir'in tek sosyal demokrat adayıyım” diyerek yanıt veriyor. İzmir'de turizmin gelişimi için çalışacağını belirten Ceyhun, “İzmir ve ilçelerine paralı turistlerin geleceği, bunların iyi şarap içebileceği yerler bulabileceği, tarihi ve kültürel dokuya ulaşabileceği ve İzmir'den para bırakarak ayrılabileceği bir turizm yaratacağım” dedi

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ – AK Parti'nin İzmir'de adı en çok konuşulan adaylarından biri de Ozan Ceyhun. Uzun yıllar Alman Sosyal Demokrat Partisi SPD'de politika yapan, hatta Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu'nda milletvekilliğinde bulunan Ceyhun'un Türkiye'de AK Parti'den aday olması kamuoyunda yadırganmıştı. “Ankara Yolcuları” bölümümüz için görüştüğümüz Ceyhun, eleştirileri CHP'nin sosyal demokrat bir parti olmadığını ve ortaya koyduğu sosyo-ekonomik politikalarla bu tanıma uyan partinin AK Parti olduğunu söyleyerek yanıt verdi.

“İZMİR'İN TEK SOSYALDEMOKRAT ADAYIYIM”

CHP'nin Avrupa kriterleri göz önüne alındığında sosyal demokrat olarak nitelenemeyeceğini belirten Ceyhun, “İzmir'in tek sosyal demokrat adayıyım. İzmir'de sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir parti var, ancak Sosyalist Enternasyonal'de CHP'nin sosyal demokrat olduğunu tasdik edecek bir tane dürüst kişi bulamazsınız. Avrupa standartlarına göre sosyal demokrat olmayan, kendisi de bu konuda bir bocalama içinde olan bir parti ile karşı karşıyayız. Biz İzmir'deyiz ve gerçek bir sosyal demokrat aday olarak AK Parti adayı olarak buradayım. Bu bence İzmirliler için de ilginç bir durum. Çünkü AK Parti'yi sosyal demokrat olarak görmüyorlar ve CHP'nin sosyal demokrat olduğu gibi yanlış bir kanı var. Çünkü bakıyorsunuz, bir Willy Brandt sosyal demokrasisi CHP'de yok. CHP'nin altı oku da, içerikleri ve söylemleri de buna uymuyor. Çözüm sürecinde Oslo'yu ihbar eden bir milletvekilinin olduğu bir partinin, eli kanlı diktatör Esed'i destekleyen bir partinin Sosyalist Enternasyonal'de yeri yoktur. Fethullah Gülen ile olan ilişkisi bile bu anlamda CHP'yi şaibeli bir duruma düşürüyor. Dersim'de özür dileyemeyen, çözüm sürecine çelme takan ve hiçbir katkı koymayan, Ortadoğu'nun sorunları söz konusu olduğunda çok konuşan ama öneri sunmayan, yapa yapa Esed'in önüne dört tane milletvekili yollayan bir parti konumundalar. Suriyeli mülteciler konusunda tüm Avrupalı sosyaldemokratlar Türkiye'yi överken CHP 'Seçimi kazanırsak hepsini geri yollayacağız' diyor” dedi.

“ERDOĞAN VE SCHRÖDER KANKADIR”

Avrupalı sosyal demokrat partilerin dini değerlere büyük önem verdiğinin altını çizen Ceyhun, “Mesele din ile olan ilişkilerse Avrupa'daki sosyal demokrat partiler, CHP'nin düşünemeyeceği kadar Hıristiyan'dır” ifadesini kullandı. Ceyhun, “AK Parti, CHP ve MHP'ye göre çok daha Avrupalı bir parti. Dini değerler karşısındaki duruşuna bakarak AK Parti'ye 'Avrupalı değil' diyenler büyük hata ediyorlar. Avrupa sosyal demokrasisi dine büyük önem verir. Oradaki dini tatil günlerinde hiçbir şey yaptıramazsınız sosyal demokratlara. Partilerin içinde özel gruplar vardır ve Protestan ve Katolik kontenjanlarından milletvekili seçerler Avrupa'daki sosyal demokrat partiler. Recep Tayyip Erdoğan ile Gerhard Schröder kankadırlar. Zaten bu yüzden Almanya'daki Türk toplumu orada SPD'yi desteklerken Türkiye'de ise AK Parti'ye oy verir. Bu gerçekliği bu bağlamda değerlendirirseniz olayı daha iyi anlarsınız” diye konuştu.

“PARALI TURİSTİN İYİ ŞARAP İÇEBİLECEĞİ...”

İzmir milletvekili olarak ana çalışma alanının turizm olacağını belirten Ozan Ceyhun, “Berlin'e gelen kadar turisti İzmir'i nasıl getirebiliriz, bunu sağlamaya çalışacağız. İzmir niçin bir Barselona kadar cazip bir kent olmasın? 8 Haziran sabahı ekibimle kolları sıvayıp, İzmir'de ofisimi açıp çalışmaya başlayacağım. Ankara'da olmak zorunda olmadığım her dakikam İzmir'de geçecek. Urla'da, Selçuk'ta, Foça'da, Çeşme'de, kısaca denize kıyısı olan bütün bölgelerde çalışma grupları oluşturacağım. İzmir ve ilçelerine paralı turistlerin geleceği, bunların iyi şarap içebileceği yerler bulabileceği, tarihi ve kültürel dokuya ulaşabileceği ve İzmir'den para bırakarak ayrılabileceği bir turizm yaratacağım. Bunu yaparken de Belek'te olduğu gibi kenti bir beton yığınına çevirmeyeceğim” ifadesini kullandı.

 




 

CHP adayı gazeteci Mustafa Balbay, Ege Meclisi'ne konuştu


 

CHP İzmir 2'inci bölge 4'üncü sıra milletvekili adayı gazeteci yazar Mustafa Balbay, siyasetin mesleki ufku içinde birinci önceliği olmadığını, ancak kendilerini cezaevine koyanlara siyasal bir karşılık vermek gerektiği için siyasete girdiğini söyledi. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun ardından ön seçimi ikinci sırada bitiren Balbay, “Bu siyasal karşılık bir intikam duygusuyla olmayacak, siyaseti iyi yaparak olacak” dedi. Balbay, “Artık özünde Türkiye'nin sorunlarını yazan Mustafa Balbay yok, Türkiye'nin sorunlarını çözen Mustafa Balbay var” diye konuştu

 

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ – İzmir'in 7 Haziran'daki muhtemel “Ankara Yolcuları” içinde en dikkat çeken isimlerden biri de gazeteci yazar Mustafa Balbay. Ergenekon sürecinde iki buçuk yıl Silivri Cezaevi'nde kalan Balbay, bu süre içinde milletvekili seçilmiş ve tahliye olduktan sonra yemin edebilmişti. Kalan bir buçuk yıl içinde yaptığı çalışmaların siyaset için bir 'önsöz' niteliğinde olduğunu ifade eden Balbay, bu bakımdan 25'inci dönem milletvekilliğinin kendisi için gerçek anlamda siyasete giriş olacağını söylüyor. İzmir Sanat'ın huzur veren kafeteryasında bir araya geldiğimiz Balbay, CHP'nin geçirdiği ön seçim sürecinin kendisi için önemli bir eğitim olduğunu ve 29 Mart'ta artık eski Balbay olmadığını, 8 Haziran sabahında da 29 Mart'taki Balbay olmayacağını söyledi.

“İNTİKAM DUYGUSUYLA SİYASET YAPMIYORUM”

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni birincilikle bitirdikten sonra işini en iyi biçimde yapmak için çalıştığını ve yaptığını belirten Balbay, Silivri döneminin kendisi için siyasi mücadele yolunu açtığını söyledi. Balbay, “Siyaset, mesleki ufkum içinde birinci önceliğim değildi. Ama bizi demir parmaklıklar ardına koyanlara siyasal bir karşılık vermek gerekiyordu. Bu siyasal karşılık bir intikam duygusuyla olmayacak, siyaseti iyi yaparak olacak” dedi.

 YAZAN DEĞİL, ÇÖZEN

Siyasette şiar edindiği üç sihirli sözcüğün 'dokun, dinle ve anlat' olduğunu vurgulayan Balbay, “İnsanlara dokunmak, 'Merhaba' demek gerekiyor. Artık özünde Türkiye'nin sorunlarını yazan Mustafa Balbay yok, Türkiye'nin sorunlarını çözen Mustafa Balbay var. Kalemi elbette elden bırakmayacağım, kitaplarımı üretmeye devam edeceğim. Ama kitaplarım da ülke sorunlarına çözüm üretmek doğrultusunda şekillenecek. Örneğin gezi kitaplarım biraz sekteye uğrayabilir, benim bir 'Seyahatname' yazma hayalim vardı; ama Seyahatname olmadıysa 'Siyasetname' olur. Güzel bir birikimle giriyorum siyasete ve bu konuda tevazu göstermeyeceğim. Elbette alçakgönüllü olacağım ve öyleyim de. Ama siyasette yapabileceklerim ve sahip olduğum birikim konusunda tevazu gösteremem” diye konuştu.

“CHP BAŞKALAŞMADAN DEĞİŞMEK ZORUNDA”

“AKP'nin tarihe gömülmekte olduğunu hepimiz görüyoruz, böyle bir dönemin bir daha yaşanmaması için yapılması gerekenleri topluma anlatacağım” diyen Balbay, partisi içindeki yapısal devinime ise “CHP başkalaşmadan değişmek sorunda. Bu kolay bir şey değil. En ufak bir ideolojik tartışmada CHP tabanı 'Eyvah, eksenimiz mi kayıyor' diye paniğe kapılıyor. 90 yıllık bir çınarız diyoruz ama bir yaprağımıza bir şey olsa 'Eyvah, gövde devrilecek' diye düşünüyoruz. Bunu bir dengeye oturtmak gerekiyor. Olağanüstü özgüven ile olağanüstü güvensizliğin ortasında, hayatın gerçeklerine bağdaşık bir süreci yaşamamız lazım” sözleriyle dikkat çekti.

“MECLİS'TE SÖYLEYECEKLERİMİ HALK BELİRLEYECEK”

7 Haziran sonrasında üzerine düşen her görevi yapmaya hazır olduğunu dile getiren Balbay, “Görev kendi doğası içinde gelir. Yıllarca bir yere ulaşmak isterseniz, olmaz. Ama bir anda kendiliğinden gelir. Hangi görevde olursam olayım, en iyi şekilde katkı koymaya çalışacağım. 7 Haziran sonrası için bu anlamda bir şey söylemek zor, ama nasıl siyaset yapacağımı söylemek kendi elimde. Ben meclisteki konuşmalarımı fiili bir seçmen meclisinden geçtikten sonra yapmak istiyorum. Kentsel dönüşüm mü konuşuluyor? Gideceğim Çiğli'nin Güzeltepe'sine, Bayraklı'nın Cengizhan'ına, Karşıyaka'nın Yamanlar'ına, diyeceğim ki 'Arkadaşlar ne düşünüyorsunuz?' Ve insanlar televizyonu 'Acaba Balbay ne söyleyecek' diye izlemeyecek; 'Balbay bizim düşüncelerimizi nasıl ifade edecek' diye izleyecekler” ifadesini kullandı.

“MARATONCUYUM”

Siyasetin uzun soluklu tabiatını maraton koşusuna benzettiğini belirten Balbay, “Ben bir maratoncuyum. Gerçekten öyleyim. En son Samsun 19 Mayıs yarı maratonunu koştum. Lisedeyken atletizm takımındaydım, o dönemden altın madalyam var. Yaş 35'i geçince bıraktım. Ama şimdi fiilen siyasetin maratoncusu olacağım. Bizim elimizde olmayan bir kesinti olmadıkça siyasi maratonun tüm dönemeçlerinde yer alacağım. Maratonda nefesi düzenlemek çok önemlidir. Gelecek kilometrelere göre insanın kendisini hazırlaması gerekir. Ben ileriki kilometrelere hazırım” diye konuştu.


 

AK Partili Durmuş Boztuğ'dan Küçük Menderes projeleri


 

Seçimin en renkli simalarından olan AK Parti İzmir 2'nci bölge 5'inci sıra adayı, Tunceli Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Durmuş Boztuğ, “Alevi yurttaşlarımızın tamamında AK Parti'ye ve sayın cumhurbaşkanımıza bir tepki var. Bunlar geçmişteki algı operasyonlarından kaynaklanan tepkiler. Geldiğimiz nokta itibariyle kardeşlerimiz, kendilerinden biri olan bir canlarını destekleyeceklerini, ama oylarının adaya olduğunu ifade ederek beni destekliyorlar” dedi


ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ – Tunceli Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, AK Parti'nin İzmir 2'inci bölge 5'inci sıra adayı olduğunda pek çok kişi, beklenmedik bir adaylıkla karşı karşıya olunduğu yorumunu yapmıştı. Türkiye'deki Alevi nüfusun önde gelen isimlerinden olan, Tunceli Üniversitesi'nin ve kentin adının yeniden Dersim olmasını öneren Boztuğ, 1960'tan sonraki dönemde Alevilerin bir türlü iktidar masasında oturamadıklarını vurguluyor. Ege Meclisi'ni ziyaret eden Boztuğ, “Ankara Yolcuları” bölümümüze özellikle Küçük Menderes havzası için yaşama geçirmeyi düşündüğü projelerini anlattı.

“ALEVİLER BU KEZ İKTİDARA ENTEGRE OLSUN”

60'lı yıllardan bu yana Alevilerin biriken sorunlarına dikkat çeken Boztuğ, “İnanç, kültür, işsizlik ve ötekileştirme sorunları anormal derecede birikti. Çözüm sürecine benzer biçimde Alevi yurttaşlarımıza ben 'Sorunlarınızın çözümü için bir kez olsun iktidar ile entegre olmayı deneyin' diyorum. 'Birikmiş sorunlarını bir kez de bu yönden seslendirin' diyorum” dedi.

“AK PARTİ'YE VE CUMHURBAŞKANIMIZA TEPKİ VAR”

“Neden İzmir” sorusuna Boztuğ, “İzmir Cumhuriyet'ten sonra her yönden gelişen ve ülkemizin motiflerini göç yoluyla alan kentlerimizden birisi. Alevi vatandaşlarımız da buna dahil. Ben de bu yurttaşlarımızı temsil etmek için yola çıktım. Alevi yurttaşlarımızın tamamında AK Parti'ye ve sayın cumhurbaşkanımıza bir tepki var. Bunlar geçmişteki algı operasyonlarından kaynaklanan tepkiler” diye konuştu.

“PARTİYE DEĞİL, ADAYA OY VERECEKLER”

Bu algıyı değiştirmeye çalıştığını dile getiren Boztuğ, “Geldiğimiz nokta itibariyle kardeşlerimiz, kendilerinden biri olan bir canlarını destekleyeceklerini, ama oylarının adaya olduğunu ifade ederek beni destekliyorlar” ifadesini kullandı.

“KÜÇÜK MENDERES'E ÜNİVERSİTE”

 

Seçilirse İzmir'in Beydağ ilçesine yerleşeceğini, gezdiği ilçeler arasında en çok beğendiği ilçenin Beydağ olduğunu belirten Boztuğ, Küçük Menderes havzasına bir üniversite kurulmasını önereceğini söyledi. Boztuğ, üniversite projesinin detaylarını “O bölgedeki 400 bin insanımıza hitap edecek, merkez kampüsü ve rektörlüğü Ödemiş'te bulunan, diğer ilçelerde de fakülte ve yüksekokullarıyla örgütlenen bir üniversite hayal ediyorum. O bölge biliyorsunuz bir peyzaj cennetidir. Küçük Menderes'i Türkiye'nin Hollanda'sı yapacak, yeni türlerin geliştirilmesi için çalışacak, bunun yanında süt ve süt ürünleri ile tarım ve hayvancılık üzerine çalışan, ayrıca tıp ve diş hekimliği fakülteleriyle de hem eğitime, hem bölgenin ihtiyacına yanıt verecek bir üniversite olacak. Bölgenin dini figürü olan İmam-ı Birgivi Hazretleri'nden hareketle bir ilahiyat fakültesi ve onun içinde Ehl-i Beyt din bilimleri bölümü ile Alevi-Sünni kardeşliğinin gelişmesine katkıda bulunmak istiyorum. Zira Türkiye'nin geldiği nokta itibariyle çatışmadan ziyade uzlaşarak barış içinde bir arada yaşamanın yollarını aramalıyız” sözleriyle anlattı.

 


 

Tuncay Özkan Ege Meclisi'ne konuştu


 

CHP İzmir 1'inci bölge 3'üncü sıra milletvekili adayı gazeteci Tuncay Özkan, bütüncül yaklaşımlarla İzmir'in dünyanın incisi haline gelebileceğini söyledi. Kent sorunlarının ülke sorunlarından ayrı tutulamayacağını dile getiren Özkan, “ İzmir'in önümüzdeki 200 yıllık, 300 yıllık planlamasına ne katabiliriz, ona bakıyoruz. İzmir Türkiye'den kopuk değil, Türkiye AKP'nin karanlığından kurtulamadıkça İzmir'in de sorunları çözülmez. Bugün İzmir niye büyük, niye farklı? Çünkü aşkı ve kavgası var. O yüzden biz bu sorunları aşkla ve kavgayla çözeceğiz. Biz kazanacağız. Aşkın yenildiği görülmemiştir” dedi


ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ – 7 Haziran milletvekili genel seçimlerinde İzmir'in adı en çok konuşulan “Ankara Yolcuları”nın başında gelen isimlerden biri Tuncay Özkan. Ergenekon sürecinde uzun süre Silivri Cezaevi'nde yatan Özkan, tahliyesinin ardından mücadelesini siyasi kulvarda sürdürüyor. Aday belirleme sürecinde kontenjan listesinden İzmir milletvekili adayı olan Tuncay Özkan ile Alsancak'ta bir araya geldik.

“İZMİR'İN AYDINLIĞINA İNANMIŞ BİR İNSANIM”

“Bizim İzmir ile olan aşk hikayemiz çok uzun zamandan beri devam ediyor” diyerek sözlerine başlayan Özkan, “Ben İzmir'in günlük hayatıyla, sorunlarıyla çok uzun zamandan beri ilgiliyim. İzmir'in aydınlığına inanmış bir insan olarak İzmir'e ne katkı koyabilirim düşüncesinin peşinden 20 yıldır koşuyorum, bunun çabası içindeyim. Partim ve kaderim bana İzmir'e hizmet etme şansı tanıdı. Bunu sonuna kadar en iyi şekilde kullanacağım” dedi.



“İZMİR'İN 200-300 YILLIK PLANLAMASINA TALİBİZ”

İzmir'in sorularının Türkiye'nin genel sorunlarından ayrı olmadığını vurgulayan Özkan, “İzmir Türkiye'nin en büyük ve en özel kenti. İzmir, İstanbul gibi yağmalanmamış, Ankara gibi karartılmamış bir kent. Kendine has özelliklerini içinde barındırabilen ve bu özellikleriyle Türkiye'ye model olabilecek bir kent. İzmir'in ulaşım sorunu henüz başlıyor. Sanayileşmesini tamamlamış, ancak yeni bir sanayi hamlesine ihtiyacı var. İzmir sosyal demokrat belediyeler elinde yağmalatılmamış. Bu nedenle bütüncül yaklaşımlarla çok kolay büyüyebilecek bir kent. Biz, İzmir'in önümüzdeki 200 yıllık, 300 yıllık planlamasına ne katabiliriz, ona bakıyoruz. Bunun için işsizlik, ulaşım, yoksulluk, sanayi planlaması, yeni bir sanayi ihtiyacı... İzmir'in tarıma dayalı sanayisiyle dock'larını, yani limanlarını bütünleştirebilirsek her yıl 100 milyar dolarlık Türkiye ekonomisine katkısı olur. İzmir eğer güzelliğini korur ve doğru bir planlamayla yenilenirse dünyanın incisi haline gelir. Eğer bütün bunları yapar da kültür ve sanatı yapmazsanız kendini zehirler. O yüzden kültür ve sanat ile ilgili yapılan her çalışmanın destekçisi olacağız” diye konuştu.


“KENTİN SORUNU, ÜLKENİN SORUNUDUR”

Bir milletvekilinin öncelikle yaşadığı ülkenin sorunlarına odaklanmak zorunda olduğunu dile getiren Özkan, “İzmir Türkiye'den kopuk değil. Kentin en önemli sorunu, Türkiye'nin sorunuyla özdeştir. Kent AKP'nin karanlığından sıyrılamadıkça, Türkiye bunlardan kurtulamadıkça İzmir'in de sorunları çözülmez. Biz İzmir'in aydınlığını, İzmir'in insanlarının güzelliğini, Türkiye'nin üzerine bir güneş gibi doğurarak Mustafa Kemal ülküsüyle bu karanlığı parçalamayı amaçlıyoruz” ifadesini kullandı.



“AŞK KAZANACAK”

“Aşk, eksiğin tamamlanması demektir” diyen Özkan, “Aşk lazımdır. Eğer aşkınız yoksa hiçbir eksiği tamamlayamazsınız. Bir insanın yaşadım diyebilmesi için iki şeye ihtiyacı vardır. Bir, kavgası olacak, mücadelesi olacak; iki, aşkı olacak. Bir insan aklında ve yüreğinde bu ikisini birleştirebiliyorsa 'Yaşadım' diyebilir. Bugün İzmir niye büyük, niye farklı? Çünkü aşkı ve kavgası var. O yüzden biz bu sorunları aşkla ve kavgayla çözeceğiz. Biz kazanacağız. Aşkın yenildiği görülmemiştir” dedi.

 

“CHP'NİN İKTİDARINI KUTLAYACAĞIZ”

 
Tuncay Özkan, tüm vatandaşları CHP'nin İzmir mitingine davet ederek “İzmir, Gündoğdu meydanını Tandoğan ve Çağlayan örneklerinde olduğu gibi hınca hınç dolduracak. İzmir bir sevdayla, bir aşkla dolduracak meydanı. Hep birlikte CHP'nin iktidarını kutlayacağız” diye konuştu.

 


 

AK Partili Ulema Ege Meclisi'ne konuştu

 

AK Parti İzmir Milletvekili ve ikinci bölge ikinci sıra adayı Nesrin Ulema, vatandaşın yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan hizmetleri alamadığını ve bunu kendilerine şikayet ettiğini söyledi. Bu şekilde kendilerine gelen taleplerin yüzde 80'inin yerel yönetimlerle ilgili olduğunu dile getiren Ulema, “Çiğli'ye 600 yataklı bir eğitim ve araştırma hastanesi yaptık. Biz milyonluk yatırımla İzmir'in sağlık ihtiyacına cevap verecek bir yatırımı gerçekleştirdik ama Büyükşehir Belediyesi basit bir alt geçidi bölgede yapamadığı için orada ne yazık ki sağlıksız bir ulaşım söz konusu” dedi

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ - “Ankara Yolcuları” bölümümüze konuk olan AK Parti İzmir Milletvekili ve ikinci bölge ikinci sıra adayı Nesrin Ulema ile Büro-Memur-Sen'in gerçekleştirdiği kahvaltı organizasyonunun ardından Bornova'da bir araya geldik. Ulema, İzmir'de kendilerine gelen şikayetlerin büyük bölümünün yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan, ama yapılmayan işlerden oluştuğunu söyledi.

“DÜZELTİLECEKSE DE SİZ YAPARSINIZ”

Hükümetin uygulamaları ve hizmetlerinden İzmirlilerin memnun olduğunu belirten Ulema, “'Biz yapılanları biliyoruz, memnunuz' diyorlar ve başka hizmet taleplerini dile getiriyorlar. AK Parti'nin dokuz seçimdir elde ettiği başarının sırrı da bu talepleri dinleyerek çözümleri hayata geçirmesine dayanıyor. Buna istinaden İzmir'de de 'Eğer düzeltilecek bir şey varsa bunu yapacak olan da yine AK Parti'dir' anlayışının hakim olduğunu görüyorum” dedi.

“ŞİKAYETLERİN YÜZDE 80'İ BELEDİYE İLE İLGİLİ”

İzmir'deki ziyaretlerinde vatandaşların yerel hizmetlerle ilgili talepleri olduğunu gördüğünü ifade eden Ulema, “Yerel yönetimin ve merkezi hükümetin yetki ve sorumluluklarını vatandaşın pek bilmediğini görüyorum. Çöp sorununu, altyapı sorunlarını, park ve ulaşım sorunlarını bize dile getiriyorlar. Bir yağmur yağdığında şehrin geldiği hali bize şikayet ediyorlar. Bütün bunların görev ve yetkilerinin yerel yönetimlerde olduğunu biz de vatandaşlara anlatıyoruz. Bana gelen taleplerin yüzde 80'i, belediyelerin yapması gereken ama yapmadığı konularla ilgili. Biz bu konularla ilgili de vatandaşlarımızı çözümsüz bırakmamaya çalışıyoruz. İlgili bölgedeki AK Partili meclis üyelerimiz yoluyla konuyu belediyelere iletiyoruz” diye konuştu.

 

 

“YAPILABİLİYOR MUYMUŞ? YAPILABİLİYORMUŞ”

CHP'nin İzmir'de korku siyaseti yaptığını iddia eden Ulema, “İzmir'de CHP'li yönetimler tarafından merkezi hükümetin kente hizmet getirmediği, yapılmak istenenleri de engellediği söylemiyle ortaya konan bir korku siyaseti var. Belediye başkanları sorunların çözüm için çalışmak yerine popülist söylemlerle siyaset gündemini çarpıtmaya çalışıyorlar. Biz İzmir'e 13 yıl boyunca toplam 30 milyar liralık yatırım yaptık. Bunun içinde barajlar, çevre yolları, limanlar var. Bunların detaylarını biliyorsunuz. En son Konak Tüneli'ni açtık. Ama Konak Tüneli'nin durdurulması için beş ayrı dava açıldı. Sonuçta bu hizmet hayata geçti. Demek ki Konak Tüneli yapılabiliyor muymuş? Yapılabiliyormuş” ifadesini kullandı.

“BÜYÜKŞEHİR BASİT BİR GEÇİT YAPAMADI”

2011 seçimlerinde ortaya koydukları 35 projenin yedisinin açılışını yaptıklarını, kalan 17'siyle ilgili çalışmaların da sürdüğünü belirten Ulema, “İstanbul-İzmir otoyolunun yükselen viyadüklerini görüyoruz. Menderes ve Bakırçay havzalarının suyla buluşturulması için 3 milyar lirayı aşan bir yatırım, İzmir adayımız ve Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu'nun çabalarıyla gerçekleştirdi. İki şehir hastanesinin inşaatına yakın zamanda başlayacağız. İlçelerde çok sayıda hastanenin planlamaları devam ediyor. Bakın biz Çiğli'ye 600 yataklı bir eğitim ve araştırma hastanesi yaptık. Biz milyonluk yatırımla İzmir'in sağlık ihtiyacına cevap verecek bir yatırımı gerçekleştirdik ama Büyükşehir Belediyesi basit bir alt geçidi bölgede yapamadığı için orada ne yazık ki sağlıksız bir ulaşım söz konusu” diye konuştu.


ETİKETLER : Özcan Purçu chp Özcan Purçu chp milletvekili chp izmir
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer SEÇİM 2015 haberleri









Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber