RSS / XML
15-08-2018
Bizi Takip Edin!

Türkçe edebiyatın en önemli isimlerinden Muzaffer İzgü anlattı

10-08-2015 10:04:36
A+ A-
Zıkkımın Kökü, Donumdaki Para, Ekmek Parası... Türk edebiyatının usta kalemlerinden Muzaffer İzgü 82 yıllık hayatına onlarca kitap, onlarca hikaye sığdırdı. ‘Ben bu hayatta en çok onu sevdim’ dediği eşi Günsel Hanım felç geçirince İzmir Alsancak’taki evinden Yeşilyurt’a taşınan İzgü’yü evinde ziyaret ettik ve ‘anlat ustam’ dedik...

Samsun Satılık

MELİS APAYDIN İDE / EGE MECLİSİ - Evinin kapısını açtığında gülen gözleriyle kucakladı bizi Muzaffer İzgü. Sayısız kitapla bezenmiş çalışma odasında başladık sohbete. Çocukluk yıllarındaki yoksulluğundan, babasının yedirdiği hayali pirzoladan bahsederken gözleri buğulandı. Eve götürdüğü ilk ekmekten bahsederken hala aynı heyecanı taşıyordu. İşte 1940’lı yıllarda, yağmurda ıslanan çocuk bedenini kurutmak için girdiği kütüphanede hayatı değişen Muzaffer İzgü’nün yaşamından unutulmayacak notlar...

 


“HAYALİ PİRZOLA YERDİK”

M. İzgü: Çocukluğum yoksulluk içinde geçti. Ama babam yoksullukla çok güzel alay ederdi. İnsanın yoksullukla alay etmesi, kendini o yoksulluktan bir an kurtarmasıdır. Babam çok düş kuran bir insandı. Annem ise müthiş gerçekçi, zeki bir kadındı. Babamdan düş, annemden zeka aldım. Babam o yoksulluk içinde bize sanal pirzola yedirirdi. Düşünün, evde ekmek yok, hiçbir şey yok. O artist gibi gelir, başlar anlatmaya. Kolunun altında bir buçuk kilo pirzola varmış. ‘Ya mangalı daha yakmamışsınız’, ‘Oğlum hadi yelpaze yap’, ‘yarım ekmeği yar’, ‘Kaç tane pirzola koyayım oğlum...’ Artık ağzımızdan salya akacak duruma gelirdik. Annem masaya yumruğunu vurup yeter artık derdi. Film orada biterdi. İşte babamın bu düşleri kurması bizi farklı yönlerde geliştirdi.

EKMEK PARASI...

M. İzgü: Çok küçük yaşlardan itibaren hep çalıştım. Fırından borçla ekmek alırdık. Babam hastalanıp borçlar kabarınca fırıncı Ramazan Amca bana iş verdi. Hamur tartacaksın, gece üç buçukta gel dedi. Günde yüzlerce ekmek çıkarırdım. Sabah olduğunda dört ekmek benim hakkımdı. Dört ekmek de önceki borçlarımızı silerdi. Eve ekmek götürmenin mutluluğunu yaşardım. Bunun gibi çok işte çalıştım. Elimde mısır kovası Adana sokaklarında mısır satardım. Sloganım bile vardı “Darı var darı, hamama girdi kocakarı, dişleri sarı sarı, var mı benden alacak bir darı”. Bunu Zıkkımın Kökü’nde de yazdım. ‘Zıkkımın Kökü’ benim için çok ayrıdır. Onun çocuklara ait olan bölümünü ayırıp ‘Ekmek Parası ‘diye bir çocuk kitabı yazdım. Ama kitaptaki adımı ‘Kemal’ olarak değiştirdim. İmza günlerinde çocuklar o çocuk bu dedeymiş diye üzülmesinler istedim. Biri bana dese ki o çocukluğu bir daha yaşamak ister misin, asla istemem ama bana çok şey kattı.
 


İLK YAZISI KOMŞU MÜNEVVER TEYZE'YE

M. İzgü: Yazmaya çok küçük yaşta başladım. Evimiz gecekonduydu. Komşumuz Münevver Teyze vardı. Postacı her geldiğinde bana mektup var mı diye sorardı. Postacı amca her seferinde yok derdi. Anneme sorduğumda Münevver Teyze'nin kimsesiz olduğunu öğrendim. Okuma yazmayı öğrenir öğrenmez ona bir mektup yazmaya karar verdim. İlkokul birinci sınıfın Şubat ayında okuma yazmayı öğrendim. Kağıdı aldım ve yazmaya başladım, “Münevver hanım bahar geldi, papatyalar açtı, kediler miyavlıyor, köpekler havlıyor, kuşlar ötüyor, eşekler anırıyor ve hepsi ellerinden öpüyor” Cebimden 6 kuruş posta pulu parası verdim ve bunu Münevver Teyze'ye gönderdim. Mektubu aldıktan üç ay sonra vefat eden Münevver Teyze'nin koynunda ölürken bile koynunda sakladığı o mektup benim ilk yazımdı.
 


BÜYÜK BOYALI KÜTÜPHANE...

M. İzgü: İkinci sınıftayım, yağmurda sırılsıklam oldum. Evde odun yok, kömür yok. Bir arkadaşımın orada soba var demesiyle kütüphaneye gitmeye karar verdim. Kütüphaneye gittiğimde bir amca bana neden geldin dedi. Üzerimi kurutmaya dedim. İçeri bir baktım, kocaman soba var. O amca bana yardım etti, üzerimi kuruttu. Isındım. Dersimi yaptım. Sonra bir baktım orada bir öğretmen kitap dağıtıyor. Bir çocuğa yanaştım, parayla mı alınıyor diye sordum. Hayır deyince dünyalar benim oldu. İlk okuduğum kitap ‘Define Adası’nı oradan aldım. O günden sonra kütüphane benim ikinci evimdi. Isınma telaşıyla girdiğim kütüphane bana okumayı sevdirdi. Belki de hayatım orada değişti.

“BABAMA VERDİĞİM SÖZÜ TUTTUM”

M. İzgü: İlkokul dördüncü sınıf öğretmenimiz bize 20 dakika düş kurun sonra bunu kağıda dökün derdi. Bir gün yine böyle bir yazı yazdım. Bir yaprağın hikayesini anlattım. Öğretmenim beni alkışlattı. Okulun duvar gazetesine yazımı astırttı. Ben gittim yazımın başında bekliyorum. Baktım kimse okumuyor, müdürün elinden tuttum indirdim, yazımı okuttum. Sonra öğretmenlerimi, arkadaşlarımı, fırındaki amcamı. Eve geldim babamı çağırdım. Babam geldi yazımı okudu. Dolmuş gözleriyle bana ‘Oğlum sen yazar mı olacaksın’ dedi. ‘Evet babacığım ben yazar olacağım’ dedim. Ve babama verdiğim sözü tuttum.
 


Türkçe edebiyatın en önemli yazarlarından...

Muzaffer İzgü 29 Ekim 1933 günü Adana'da doğdu. Üç yıllık ortaokulu bitirdikten sonra yatılı olarak Diyarbakır Öğretmenokulu'nda okudu. Bu okulda tanıştığı Günsel Hanım ile evlendi. İlk görev yerleri olan Silvan'da oğulları Bülent Şahin dünyaya geldi. Aydın'da görev yaparken ikiz kızları Nevin ve Sevin doğdu. İlk kitabı Gecekondu, 1970 yılında Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı, bunu 1971 yılında İlyas Efendi, 1972 yılında Halo Dayı adlı kitabı izledi. Attila İlhan ile tanıştıktan sonra kitaplarını Bilgi Yayınevi'nde yayımlayan İzgü'nün bu yayınevi tarafından basılan ilk kitabı Donumdaki Para (1977) idi. Bilgi Yayınevi, İzgü'nün 42 roman ve öykü kitabını, 73 çocuk kitabını yayımladı. Zıkkımın Kökü ile Ekmek Parası adlı eserlerinde kendi yaşam öyküsünü ortaya koydu. Zıkkımın Kökü, 1992'de filme aktarıldı.
 

 

 


ETİKETLER : Muzaffer İzgü
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İZMİR haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber