RSS / XML
20-10-2018
Bizi Takip Edin!
bodrum escort

Fotoğrafın ustası Aykut Fırat anlatıyor

17-08-2015 11:08:17
A+ A-
Foto muhabiri Aykut Fırat mesleğe yıllarını verdi. Sayısız habere imza attı, haber fotoğrafları gazetelerin birinci sayfalarını süsledi, 48 ödüle adını altın harflerle yazdırdı. “Ben hayata hep fotoğraf gözüyle baktım” diyen Aykut Fırat’a “Anlat Ustam” dedik, hafızalardan silinmeyecek anılarını kendi ağzından dinledik.

Gaziantep Satılık

MELİS APAYDIN İDE / EGE MECLİSİ - Bir hayat düşünün, fotoğrafa adanmış... Makinesini alıp gittiği ilk haberini hala o günkü heyecanla anlatıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çatısından atlayarak intihar eden Arzu’yu ve çektiği 17 kareyi hala unutamıyor. 43 yıllık meslek hayatına kimi zaman mutlu kimi zaman ise acılı kareleri sığdıran usta foto muhabiri Aykut Fırat’la mesleğin inceliklerini konuştuk.

 

Meslek hayatınıza nerede başladınız?

A. Fırat: Mesleğe 17 yaşındayken, 1972’de İzmir Hürriyet Haber Ajansı’nda başladım. O zamanlar ismi öyleydi. 1975’de kadroya geçtim. Herhangi bir eğitim almadım, çekirdekten yetiştim. İlk gittiğim haber, Çiğli’de sabah evinden işine gitmek için yola çıkan, bir arabanın altında kalarak can veren bir kızın cenazesiydi. Onu hiç unutamam. Evden çıkarken cenazesinin üzerinde gelinlik vardı. Bir kare çekmiştim, üçüncü sayfada yer almıştı. Hürriyet Haber Ajansı’ndan emekli olduktan sonra Bir yıl Star gazetesinde çalıştım. Daha sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi basın bürosunda göreve başladım. Rahmetli Ahmet Priştina ile çalıştım. Aziz Kocaoğlu’yla da bir süre çalıştıktan sonra Konak Belediyesi’nde görev yaptım. Şimdi emekli oldum ve kendimi doğaya verdim. Doğa fotoğrafları çekiyorum.

 

Sizi diğerlerinden ayıran neydi?

A. Fırat: Fotoğrafçılığı, fotomuhabirliğini çok seviyorum. Hayata fotoğraf gözüyle bakıyorum. Benim en büyük kazancım bu. Ben bir yere gideceğim zaman orasıyla ilgili önceden çekilmiş fotoğrafları araştırıyorum, bilgi alıyorum. Yani oraya dolu gidiyorum. Bir habere gittiğimde her zaman farklı bir şey arardım. Detayları yakalardım. Aykut Fırat öyle Aykut Fırat oldu.

 

En unutamadığınız haber hangisiydi?

A. Fırat: 29 Mart 1979’da bomba imha uzmanı bir polis arkadaşım bombayı imha ediyordu. Ben de çok yakın fotoğraf çekiyordum. Bomba bir anda patlayınca hepimiz havaya uçtuk. Üç ay hastanede yattım. Vücudumda hala izleri var. Onu unutamam. Bir de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çatısından Arzu diye bir öğrenci kendini atmıştı. 17 kare fotoğraf çektim. Dört saat kendime gelip gazeteye gidemedim. Onun intiharı beni çok etkiledi.

 

Bunca yıl psikolojiniz hiç etkilenmedi mi?

A. Fırat: Bu mesleğin iniş çıkışları çok fazla. Fuar zamanı sanatçılarla birlikte oluyorsun, iki saat sonra cinayete ya da intihara gidiyorsun. Psikolojinin sağlam olması lazım. Tabi içinden üzülüyorsun. Ama sağlığını etkilemesine izin vermemek lazım.

 

Geçmiş zamanla şimdiyi kıyaslarsanız sizce şanslı mıydınız?

A. Fırat: Fotoğraf muhabirliğinde ışık, yer ve şans çok önemli. Biz karanlık odada film yıkıyorduk. Kart baskı yapıyorduk. Ben bizim jenerasyonun şanslı olduğunu düşünüyorum. Hem o dönemi, hem de dijitali yaşadık. Ama o devirde dijital olsaydı muhteşem olurdu. Filmlerin orijinallerini gazeteye gönderdiğimizden elimizde hiçbiri kalmadı. Dijital olsaydı hepsini saklayabilirdik. Bunu çok isterdim. Önceden atlatma haber vardı. Herkes birbirinden farklı işler yapmaya çalışırdı. Habere gidince kim ne yazacak, ne atlatacak derdik. Şimdiki gibi tek tip habercilik yoktu.

 

Bu farklılıklara örnek verebilir misiniz?

A. Fırat: Tatbikat haberine gittik. Herkes tatbikatı çekiyor. Uçaklar tanklar, Tansu Çiller dürbünle izliyor. Benim fark yaratmam lazım. Tansu Çiller hanımefendinin gömleği biraz açıldı, çamaşırı göründü. Ben de o anda fotoğrafladım. Arkasında bayan koruma vardı. Gelir misiniz dedim. Geldiğinde ‘Hanımefendinin dekoltesi açıldı uyarır mısınız?’ dedim. Koruma gidene kadar ben ön tarafa geldim. Kulağına ikaz ederken de çektim. Böylece haber ortaya çıktı. Yine bir gün haber merkezinde taşra masasından bir fotoğraf geldi. Toplu sözleşme fotoğrafı. Masada belediye başkanı, yanında sendikacılar sözleşme imzalıyorlar. Ben fotoğraflara yakından baktığımda masada içkiler, mezeler olduğunu gördüm. ‘Önce içirdiler sonra imzalattılar’ diye başlık attım. Klasik bir sözleşme haberi detaya dikkat etmemle farklı bir boyut kazandı. Normalde sayfaya ufacık girecek bir haberken göbekten gazeteye girdi.

 

Kardak kayalıklarına Türk bayrağını diken gazetecisiniz. Bu olayı anlatabilir misiniz?

A. Fırat: Gazetede tek sütun bir haber çıktı. Kardak kayalıklarında bir gemi karaya oturdu diye. O zamanın Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bir arkadaş helikopterle gidip havadan fotoğraf çeksin demiş. Adnan Menderes Havalimanı'ndan Bodrum’a helikopterle yola çıktık. Adaya gittik. Biraz alçalınca Yunan bayrağını gördük. O adalar Lozan anlaşmasıyla bize bırakılmıştı. Nasıl olur dedik. O bayrağı alalım diye inmeye karar verdik. Yanımızda götürdüğümüz Türk bayrağını oraya diktik. Yunan bayrağını aldık, döndük. Ertesi gün tabi olay oldu. Yeniden gittik. Yunan jetleri bizi düşürmeye kalktı. Bandırma’dan F-16 lar geldi bizi kurtardılar.

 

 


ETİKETLER : foto muhabiri aykut fırat aykut fırat anlat ustam
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İZMİR haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber