RSS / XML
23-06-2018
Bizi Takip Edin!

Kadın mücadelesinin sembol ismi: Berrin Dilekçi

01-11-2015 08:40:33
A+ A-
Bu hafta ömrünü kadın hareketine adamış bir isme, Berrin Dilekçi'ye “Anlat Ustam” dedik. O da üniversite yıllarında başlayan mücadelesini, yerel yönetimlerde yaptıklarını ve 19 yıldır kesintisiz yayınlanan Kazete'nin öyküsünü anlattı.

Ankara Satılık

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ - Üniversite yıllarından itibaren nerede bulunursa bulunsun ve ne yaparsa yapsın kadın mücadelesinin içinde bulunmuş bir isim Berrin Gürçay Dilekçi. Türkiye'de yerel yönetimler bünyesinde ilk kadın danışma merkezini açan ve “Özgür Kadının Sesi” sloganıyla 19 yıldır Kazete'yi yayınlayan Dilekçi'yle dünü, bugünü ve yarını konuştuk.

 

 

Çocukluğunuzdan biraz bahseder misiniz?

Toplumsal olaylara yatkındım, haksızlıklara tahammül edemeyen bir yapım var. Son derece mutlu bir çocukluk ve gençlik geçirdiğimi söyleyebilirim. Çok özgür bir gençlik geçirdim. İlkokuldan itibaren kendi kararımı kendim vermeme olanak tanıdı ailem. O zamanlar biliyorsun kolejler çok revaçtaydı. Ailem beni koleje göndermek istedi ama ben karşı çıktım. “Devlet okulunda okumak istiyorum” dedim ve öyle de oldu. İtiraz kültürü içimde hem vardı.

 

 

Kadın sorunlarıyla ne zaman ilgilenmeye başladınız?

70'li yıllarda üniversitede okurken bütün erkek arkadaşlar bana “Kadın Kolları Başkanı” derlerdi. O zamanlarda da kadınların haklarını korumaya çalışırdım. Yani üniversite öğrencisiyken başladı. Böyle bir hassasiyet içimde hep vardı. Zaten o dönemde Türkiye'de kadın hakları diye bir mevhum yoktu. Ama ben içimden gelen bir heyecanla kadınlara yönelik haksızlıklara karşı dururdum öğrenciyken. Bazı olaylar ve durumlar beni öylesine etkilerdi ki tuvalete gider gizlice ağlardım. Bu şekilde, belki de farkında olmadan kadınlarla ilgili bir misyon yüklendim.

90'ların başında kadın sorunlarıyla ilgili somut çalışmalar yaptınız. İlk kadın danışma merkezini açtınız. Bu süreçten bahseder misiniz?

 

Kadın sorunlarına, bilhassa kadına yönelen şiddeti önlemeye yönelik çalışmalara eğilmeye karar verdim ve bunun en etkili biçimde yerel yönetimlerde olabileceğini gördüm. O zaman sığınma evleri gibi, danışma merkezleri gibi yerler hiç yoktu. Dönemin Bornova Belediye Başkanı Ali Sözer'in davetiyle yerel yönetimlerde Türkiye'nin ilk kadın sorunları koordinatörü olarak çalışmaya başladım ve yine Türkiye'nin ilk kadın danışma merkezini bu kapsamda hayata geçirdik. Daha böyle bir görev tanımı yoktu, biz kendimiz oluşturduk. Öncelikle bir sığınma evi açmayı düşündük ama sonradan o dönemde bunun mümkün olmadığını anladık. Farklı anlamlar çıkaranlar oldu. O yüzden danışma merkezini kuralım ve insanları yavaş yavaş konunun hassasiyetine alıştıralım dedik. O dönem oldukça sapa bir yer sayılabilecek Çamdibi tarafındaydı yerimiz ve çok sayıda kadın bizi arıyor ve buluyordu.

 

 

“Kazete” 19'uncu yılını doldurdu. Kadın sorunlarına yönelik periyodik bir yayın yapmayı nasıl düşündünüz?

Belediye bünyesinde dört yıl dolu dolu geçti. Ardından gazeteci olarak çalışmaya devam ettim. Bir yandan da bahsettiğim gibi kadın sorunlarıyla içli dışlıydım. O dönem kadına yönelik şiddet haberleri “üçüncü sayfa” haberi kapsamında değerlendiriliyordu. Cinayet deyip geçiliyordu; bunun doğrudan kadına yönelen bir hareket olduğunun ayrımında değildi insanlar. Ben dört yıllık bu süreçte kadının arkasında hiçkimsenin olmadığını gördüm. Ne devlet, ne özel kurumlar, ne belediyeler... Görevim bitmesine rağmen zor durumda kalan kadınlar beni arıyordu. Ne ben onları bırakabildim, ne de onlar beni bıraktı. Bu konuların kamuoyuna aktarılması gerekiyordu. Basında da bu sorunlara yeterince yer verilmediği için bir gazete yayınlamaya karar verdim. Mesleğim buydu ve bu şekilde katkı sunabilirim diye düşündüm. Önce güldüler falan... Ama kabaca hesapladım ve işe giriştim. Kadın örgütlerinden arkadaşlara konuyu açtım. Parasal konu dışında destek istedim, parasal destek istemedim. Dedim ki “Bu gazete profesyonelce çıkacak.” Ve başladım. Bugün 19 yaşını kutluyoruz. Ancak 20'inci yaşında belki de noktalamak gerekecek. Çünkü bütün yük üzerimde ve kimseler de kapıyı çalıp “Ne yapıyorsun” demiyor. Nereye kadar gidebiliriz bilemiyorum ama çok şey yaptığımıza inanıyorum. En azından kadın sorununun görünür olmasını sağladık.

 

Bunca yıl ve tecrübe içinde en unutamadığınız anınız hangisi?

Ensest ile ilk karşılaştığımda çok etkilenmiştim. Bunu unutamam. Bir hafta kendime gelememiştim. İzmir'in bir ilçesinde bir babanın hem oğluna hem kızına tecavüz etmesi olayı olmuştu. Aile bize gelip yardım istemişti. Ben o güne dek ensest kavramıyla bu kadar somut biçimde karşılaşmamıştım. O zaman gençtim de. (Gözleri doluyor) Yürek dayanmaz. Ve bunun gibi nice bilinmeyen, gizli kalmış örnek var.

 

 

Son olarak iletmek istediğiniz bir mesajınız var mıdır?

Türkiye'de kadınlar, nüfusun yaklaşık yüzde 51'ini oluşturuyorlar. Yani kadınlar erkeklerden sayıca fazla. Bunu gözardı etmek mümkün değil, ama ediliyor. Biz de edilmemesi için elimizden geleni yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. Kadınları ciddiye alan, “yarın”ı kazanacaktır.


ETİKETLER : Berrin Dilekçi Kazete kadın mücadelesi
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İZMİR haberleri









Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber