RSS / XML
17-08-2018
Bizi Takip Edin!

Fevzi Zemzem Anlatıyor

06-12-2015 09:09:47
A+ A-
Türkiye'nin en unutulmaz futbolcularından “Golün Ustası” Fevzi Zemzem'e “Anlat Ustam” dedik.

Mersin Satılık

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ - En heyecanlı gittiğim röportajlardan biri oldu Fevzi Zemzem mülakatı benim için. Yıllar geçse de bazı anlarda o amatör heyecan gelip sarıveriyor benliğinizi. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük golcülerinden Fevzi Zemzem, değerli eşi ile birlikte bizi evlerinde ağırladı ve futbola nasıl başladığını, Göztepe'ye nasıl geldiğini ve büyük başarıların nasıl kazanıldığını anlattı.

 

 

Futbol hayatınız nasıl başladı?

1954'te Fenerspor adında bir amatör takımda altyapıda futbola başladım. İskenderun Erkek Sanat Okulu'nun orta kısmını bitirmiştim. Lise kısmına devam etmek için de vilayete, Antakya'ya gittim. İki sene de orada kaldım. Teneffüslerde basketbol oynardık. Nazım Koka diye o dönemin meşhur bir antrenörü vardı, daha sonra genç milli takımda da çalıştı, onlar geldi okula ve beni basketbol oynarken gördüler. Zıpladığımda elim neredeyse potaya girecek. 16-17 yaşlarındayız henüz. Nazım Koka bana geldi ve “Sen hiç futbol oynadın mı?” dedi. Mahallede oynamıştım dedim. O dönem Kurtuluş Spor adında meşhur bir takım vardı. Demokrat Parti'nin de desteğini almıştı. Nazım Koka Kurtuluş'u çalıştırıyordu. “Gelmez misin antrenmanlara” dedi. Ben de “Ben buraya okumaya geldim, futbol oynamaya gelmedim” dedim. “Biz sana izin alırız” dedi. Ben de iyi o halde, izin alın ben de geleyim antrenmanlara diyerek kabul ettim. Öğleden sonraki atölye derslerinden iki saat izin alıyordum ve hemen antrenmana gidiyordum. Çok iyi takımdı Kurtuluş Spor, her sene şampiyon oluyordu. Bir gün oyunculardan biri sarılık olmuş, Nazım Koka bana dedi ki “Bu hafta sen çıkacaksın maça.” O gece ben sabaha kadar uyuyamadım. Maça bir girdim, giriş o giriş oldu işte. O maçta hem iki gol attım, hem de attırdım. Başladılar “Zemzem” diye tezahürat yapmaya. Daha sonra Mersin İdman Yurdu'na transfer oldum. Mehmet Kemal Karamehmet kulüp başkanıydı. O sırada askerlik geldi.

Askerde de devam ettiniz...

Evet. Öğretmen yedek subay olarak askere gittim. Bursa Karacabey'de asker öğretmenlik yaparken Havagücü takımında oynamaya başladım. O ara 27 Mayıs olmuştu, ben komutanlardan özel izinli olarak grup maçlarına gidiyordum. Her gidişimde de kulüp aracılığıyla okulun eksiklerini tamamlatıyordum.

 

 

Göztepe'ye gelişiniz nasıl oldu?

O ara bir maç için ilk kez İzmir'e gelmiş ve çok beğenmiştim, İskenderun'a benziyordu. İzmir'den teklif gelirse kabul ederim diye düşünmüştüm. O sırada ben askerdeyken Bursa'da terfi tenzil maçları varmış ve Göztepeli yöneticiler de oyuncu seçmeye gitmişler. Bizim bir üsteğmen onlarla konuşmuş ve “Bizde bir asteğmen var, 8 maçta 28 gol attı. Duman etti ortalığı, siz buradan hiç oyuncu bakmayın, onu alın gidin” demiş. O arada ben askerlik dönüşü bir fabrikada çalışmaya başladım. Hem top oynuyorum, hem çalışıyorum. Karamehmet 5 bin lira da para verdi. Tam bu sırada Göztepe'den teklif aldım. O sıralar profesyonel lig üç şehirde oynanıyor sadece. İzmir olunca da çekici geldi tabi. Kabul edeceğim ama Mensin İdman Yurdu'yla da anlaşmışım, Karamehmet 5 binlira para varmiş. Gittim Karamehmet'e, “Bana Göztepe'den teklif geldi. Ama ben size söz verdim. Siz müsaade ederseniz gideceğim” dedim. O zamanlar bağlayıcı bir durum yok, profesyonel ligde değilsen gitmek istediğinde gidiyorsun. “Sen zaten mecbur dğilsin ki, gitmek istiyorsan git, niye bana geldin” dedi. “Olmaz efendim, ben size söz verdim, 5 bin lira da para aldım, siz müsaade ederseniz giderim” dedim. “Çok hakikatli çocuksun, tamam” dedi. Aldığım 5 bin lirayı da geri almadı, “Sen onu hak ettin” dedi. Ve “İnanıyorum ki kısa sürede seni milli takımda göreceğim, yolun açık olsun” dedi. Elini öptüm ve ayrıldım. Karamehmet beni Mersin İdman Yurdu'ndan işte böyle uğurladı. Yıllar sonra ben milli takımdayken uçakta karşılaştık, “Ben dememiş miydim, gurur duyuyorum seninle” dedi.

Ve Göztepe dönemi başladı. Sene kaçtı?

1962. Bu tarihten itibaren tam 11 yıl Göztepe'de oynadım. İlk yıl değil ama ikinci yılımda milli takıma seçildim. 21 A Milli maçta oynadım. İki kez Türkiye 1. Ligi Gol Kralı oldum. Birincisinde Metin Oktay'ı geçerek gol kralı oldum. Metin Oktay'ın futbolu bıraktığı sene aynı sayıda gol attık, ben krallığı ona bıraktım, çünkü jübilesini yapacaktı. Ben tekrar gol kralı olabilirdim, ama o artık bırakıyordu. Bu tabi sansasyon oldu Türkiye'de.

60'lardaki Göztepe pek çok açıdan eşsiz bir takımdı. Lig şampiyonluğu dışında tüm başarıları kazandı. Nasıl oldu da bunca sene dağılmadı o takım?

Biz o yıllarda bir araya geldik ve ne Göztepe'yi bıraktık, ne de birbirimizi. Sadece Nihat transfer oldu Beşiktaş'a. Her sene hepimize İstanbul'dan teklif geliyordu. Biz gitmedik; İzmir'de, Göztepe'de kalmayı seçtik. Bağlılık vardı, aidiyet vardı, özdeşleşmiştik kulüple. Halen bir araya geliyoruz. Hatta hanımlar da toplanıyor.

 

 

Hanımefendiye soralım o zaman, hanımların toplantısı nasıl oluyor? Futbol konuşuluyor mu?

Her 15 günde bir Cuma günleri bir araya geliyoruz bizler de. 46 yıllık evliyiz, o zamandan beri görüşülüyor. Ama Halil Kiraz'ın, Çağlayan'ın hanımını ben daha önceden tanıyorum. Genç kızlığımız birlikte geçmişti. Futbol pek konuşulmaz, belki böylesi daha iyi. (Gülüyor)

Fevzi Hocam, hatırlarsınız bundan yıllar önce milli takım oyuncularına birer jeep alıncaktı. O jeepler biraz gecikince milli takım sahaya çıkmamakla tehdit etmişti federasyonu. Böyle bir takım sizce “milli” olabilir mi? Milli takımın futbolcular için kazançlarını artırmaktan ibaret bir hale geldiği görüşüne katılır mısınız?

Her şey para oldu artık. Şimdi söyle, biz ne yapalım? 1966'da, o zamanlar sen yoktun, biz Moskova'da 110 bin kişilik statta SSCB'yi 2-0 yendik. Gollerden birini ben, diğerini Ayhan Elmastaşoğlu attı, iki İzmirli. O maça 1500'er lira prim konmuştu, üç taksitte ödendi. Federasyonun bütçesi 250 bin liraydı. Şimdi belki 250 trilyon bütçesi vardır Türkiye Futbol Federasyonu'nun. Bizim günahımız neydi peki? Bunca yıl forma girdik, onca ter akıttık. İsyan etmesi gereken varsa bizim kuşaktır. Adam çoluğu çocuğu için uçak kaldırıyor, deplasman maçını izlemeye gidiyor. Bu ortamın temellerini hazırlayanların çoğu açlık içinde öldü. Ama şimdi rant büyük, iş bu hale geldi maalesef. Bireysel menfaatler ön plana çıktı. Eleştiri olsun diye söylemiyorum, ama bunlar ter akıtan için acı.

 

 

Alsancak Stadı'nın yıkılması karşısında ne hissettiniz?

Orada ömrümüz boyunca unutamayacağımız hatıralarımız vardı bizim. Çok büyük maçlara sahne oldu o stat. Büyük paralarla getiremeyeceğiniz takımlar geldi oraya ve boyunun ölçüsünü aldı, gitti. Orayı bir müze olarak tutabilmenin bir imkanı olsaydı keşke.

NEDEN “GOLCÜ ANTRENÖRÜ” YOK?

“Özel olarak çalıştırılmayan hiçbir futbolcu elit ve yıldız olamaz. Ben hep bunu savundum, hala da savunuyorum. Bak, şimdi takımlarda kaleci antrenörü zorunlu. Çok güzel bir şey. Ama neden aynısı forvetler için yok? Biz Tanju'yla uzun süre her hafta özel çalışma yaptık, Tanju Çolak bu şekilde ortaya çıktı. Bu gerekiyor, golcü antrenörü, forvet antrenörü... Golcü yetiştiriciliği mecburiyeti getirilmeli. Bu yapılmadığı için golcü yıldız çıkarmakta zorluk var.”


ETİKETLER : Fevzi Zemzem göztepe Golün Ustası Fevzi Zemzem
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İZMİR haberleri









Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber