RSS / XML
15-08-2018
Bizi Takip Edin!

Rauf Beyru anlatıyor

20-12-2015 09:40:59
A+ A-
Türkiye'nin yaşayan en büyük şehir plancılarından olan Prof. Dr. Rauf Beyru'ya “Anlat Ustam” dedik ve ailesinin Bolşevik Devrimi'nden kaçışı ile başlayan öyküsünden ODTÜ'nün kuruluşuna ve İzmir tarihine ilişkin değerli çalışmalarına dek görkemli bir yaşamdan süzülenleri dinledik.

Ankara Satılık

ENGİN TATLIBAL / EGE MECLİSİ - 1923 doğumlu olan Prof. Dr. Rauf Beyru, Türkiye'nin yıkıntılar içinde ayağa kalmaya çabaladığı dönemlerde Cumhuriyet'in yetiştirdiği ilk şehir plancıları kuşağının üyesi. ODTÜ'nün kuruluşunda emeği geçen, şehir planlama bölümü başkanlığı ve mimarlık fakültesi dekanlığı gibi görevler üstlenen, İzmir'e geldikten sonra da bu deneyimlerini güzel sanatlar fakültesi dekanı olarak kente aktaran Rauf Hoca, İzmir'in 19'uncu yüzyıldaki yapısına ilişkin çok değerli eserler de ortaya koydu.

 

Hocam, yaş 93. Doğru mu biliyorum?

Evet. 1923 doğumluyum. Şubat ayında 93'üncü seneyi dolduracağım.

 

 

Siz Artvin doğumlusunuz ama aileniz Rusya'dan göçmüş, öyle değil mi?

Göçmüş ile kaçmış arası bir şey. Hem baba hem anne tarafım Kafkasyalı. 1917'de Bolşevik Devrimi olunca varlıkları ve durumları dolayısıyla orada kalmaları mümkün olmamış. Babam Çarlık Rusyası'nda eğitim görmüş bir doktordu. Annemin ailesi Ahıskalı'ydı. Biz annem, babam, dayım, teyzem ve teyzemin oğlu birlikte gelmişiz Rusya'dan. Benim nüfus kağıdımda doğum yeri olarak Ahıska yazar ama doğru değildir. Ben Artvin'de doğmuşum. Çocukken de İstanbul'a geldik. Babam bir hastanede işe girdi, ben de ilkokula İstanbul'da başladım. Daha sonra babam, o dönem deniz muhafaza taburu merkezi olan Bodrum'da tabur doktoru olarak görevlendirildi. Böylece Bodrum'a taşındım. İlkokulu Bodrum'da bitirdim. O dönemin, yani 1935-36 yıllarının Bodrum'una ilişkin anılarım canlıdır, hatta bunları yazmak istiyorum. Çok medeni bir yerdi. Ama o dönem Bodrum'da ortaokul yoktu. Ortaokula Milas'ta başladım, Aydın'da bitirdim. Aydın'da da lise olmadığı için İzmir'e geldik. İzmir ile tanışmam da böyle olmuştur. Şimdiki Atatürk Lisesi olan Erkek Lisesi'nde okudum. İzmir'de 38-41 yılları arasında lise okuduktan sonra İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'ni kazandım. Üçüncü yılımı okurken İstanbul Teknik Üniversitesi adını aldı okul. Orayı bitirdim ve yatılı okuduğum için Bayındırlık Bakanlığı'nda mecburi hizmete başladım.

 

Tek çocuksunuz...

Evet. Liseyi bitirdiğim sene annemi, üniversite son sınıfta da babamı kaybettim. Dayım ve teyzem kaldı ailemden sadece. Zaten çok az kişi gelebilmiştik biz Rusya'dan. Sovyet döneminde bir irtibat da mümkün değildi. Şu anda oralarda akrabalar vardır belki.

 

Teknik Üniversite'de mimarlık okudunuz, ama şehir plancılığı alanında devam ettiniz...

Bu da kaderin bir cilvesi midir artık, bilemiyorum. Üniversitede Musevi asıllı bir Alman hocamız vardı, bizi Bursa'ya götürdü ve Atatürk Caddesi'nin planlanmasını yaptırdı. O hocamız Bayındırlık Bakanlığı'nda danışmandı aynı zamanda. Ben de bakanlıkta başlayınca beni şehir planlamaya aldırdı. Böylece başladı, daha sonra mimarlık yapmadım.

 

ODTÜ'nün kuruluşunda emeğiniz var. Bu dönemden bahseder misiniz?

Altı aylık bir burs ile Fransa'ya gitmiştim. Oradayken ODTÜ'nün kuruluşu söz konusu oldu. Beni çağırdılar ama haberim yoktu hiçbir şeyden. Bakanlıkta çalışacağım zannederken biz birden Amerika'ya gittik, ben Pennsylvania'da şehir planlaması üzerine master yaptım ve 59'un sonlarında döndük. ODTÜ'de başlayacaktık ama o sıralar İmar İskan Bakanlığı kurulmuştu. Orada genel müdür yardımcısı olarak beni istediler. Açıkçası bana da biraz eğlenceli geldi, oraya girdim. İki sene sonra ayrıldım ve tam zamanlı olarak ODTÜ'de çalışmaya başladım. Şehir Planlaması Bölümü'nün kurulmasında çalıştım, 63 ile 67 arasında bölüm başkanlığı yaptım, 68 yılında da Mimarlık Fakültesi dekanı oldum.

 

 

İzmir'e yeniden gelişiniz nasıl oldu?

1969'un Kasım ayının sonlarında geldim İzmir'e. ODTÜ özel bir kanunla kurulmuştu, o yüzden burada Ege Üniversitesi'nde benim doçentliğimin denkliği tartışması oldu. Aynı şekilde akademi doçentliği ile fakülte doçentliği farkından ötürü de Fransızca sınavına girdim. Ama ilk iki yıl üniversitede başlamadım, Buca'da bir özel mimarlık-mühendislik okulunda çalıştım. Haftada bir de Ankara'da benzer bir okulda ders verdim. 1973'te profesör oldum. 75'te de mimarlığın üzerine tiyatro ve resim gibi branşların gelmesiyle fakülte kuruldu. İki dönem dekanlık yaptım. 1981'de de emekli oldum.

 

İzmir'in tarihi üzerine çok önemli çalışmalarınız var. Bunları yurt dışında uzun süre arşivlerde çalışarak ortaya koydunuz. Şu çağda arşivlere erişim internet üzerinden gerçekleşiyor. 'Bu imkan benim zamanımda olsaydı keşke' diyor musunuz hiç?

Gerçekten uzun süre gidip çalışarak Paris'te ve Atina'da bu belgelere ulaştık. Bu teknolojik imkanlar o zaman olsaydı elbette çok daha kolay olurdu. Ama ben zaten bilgisayar kullanmıyorum çok fazla, küsmüş durumdayım. Tamamen meraktan bu çalışmaları yaptım, keşke daha genç yaşta yapabilseydim diye de düşünüyorum. Şu anda da hala bir kitabı bitirmeye çalışıyorum. Geçmişten günümüze ama özellikle 1932'deki planlardan 1982'de nazım plan bürosunun kapanışına dek İzmir'in kent planlarını anlatan bir kitap olacak.

 

Sizin kent kültürü çalışmalarınızda bir şehir plancısı olarak mesleki formasyonunuz mu, yoksa İzmir'e olan kişisel sevginiz mi ön planda?

İzmir sevgim var tabi, seviyorum İzmir'i. Hayatımın yarısına yakını burada geçti.


ETİKETLER : Rauf Beyru Türkiye'nin yaşayan en büyük şehir plancılarından olan Prof. Dr. Rauf Beyru şehir plancısı
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İZMİR haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber