RSS / XML
13-12-2017
Bizi Takip Edin!

Ege Meclisi’nin konuğu Yaşam Atölyesi’nin kurucuları Aydın ve Yayla oldu

09-04-2016 09:40:49
A+ A-
Deneyimli programcı Ali Talak’ın hazırlayıp sunduğu ve Ege TV’de izleyici ile buluşan Ege Meclisi programının bu haftaki konukları Yaşam Atölyesi Gençlik ve Spor Kulübü kurucuları; Eren Aylin Aydın ile İbrahim Gökçe Yayla oldu.

Muğla Satılık

ONUR GÜMÜŞ / EGE MECLİSİ - Bir ekran klasiği haline gelen Ege Meclisi’nin bu haftaki konukları Yaşam Atölyesi Kurucuları; Eren Aylin Aydın ve İbrahim Gökçe Yayla oldu. Özel çocuklara aktivite desteği sağlayan bir kurum olan Yaşam Atölyesi’nden bahseden Yayla, ‘’ Bizim kurumumuz bir aktivite merkezi. Biz bir okul ya da rehabilitasyon merkezi değiliz. Bunları destekleyen bir aktivite merkeziyiz. Bizim her ay tekrar eden bir faturamız ya da maliyetimiz yok, çok esnek bir kurumuz. Aileler gelip bu ay sizden 8 saatlik paket istiyoruz diyebilirler. Diğer yerlerde bulunmayan çeşitli aktivitelerimiz var. Bizim yaptığımız aktiviteler alternatif aktiviteler değil destekleyici aktiviteler’’ şeklinde konuştu.

 

 

YAŞAM ATÖLYESİ; YAŞAMA DAİR BECERİLERİN İCRA EDİLDİĞİ YERDİR

‘Yaşam Atölyesi’ isminin çıkış noktasına değinen Yaşam Atölyesi Kurucusu İbrahim Gökçe Yayla, ''Atölye; bir sanatçının, bir uzmanın, bir sanatçının, bir ustanın sanatı ve becerilerini icra ettiği yer, yaşamda bir sanattır, bir takım becerilerin icrasını gerektiriyor. Hayatta bir takım fizyolojik ihtiyaçlar karşılandıktan sonra mutluluğun bulunması, yaşamda mutluluğu aramak bir sanat işidir. Mutluluğu ararken hepimiz sanatı icra etmeye çalışıyoruz. Kimimiz belirli derecede başarıyor, kimi daha iyi başarıyor. Yaşam Atölyesi derken, yaşama dair becerilerin icra edildiği yer diye düşündük. Bunun da iki tarafı var. Uzman kadronun kendi edindiği bilgileri icra etmesi, daha da önemlisi oraya gelen öğrencilerin yaşama dair bu sanatı ve becerileri icrasına yönelik egzersizleri yapmasıdır'' dedi.

 

 

ÇOCUKLARDA KALICI DEĞİŞİKLİKLER YARATMAYI HEDEFLİYORUZ

Çocukların günlük yaşam becerilerini sosyal yaşama entegre etmeyi amaçladıklarını söyleyen Yaşam Atölyesi Kurucusu Eren Aylin Aydın, ''Hepimiz yaşamı bir bütünlük içerisinde sürdürmeye çalışıyoruz. Temel ihtiyaçlarını karşılamaktan, çok çeşitli alanlarda, sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde uygun yaşam alanlarıyla, kendimizi rahatlatmak adına yaptığımız birçok aktivite var. Biz de burada Yaşam Atölyesi derken, çocukların günlük yaşam becerilerini sosyal yaşama entegrasyonunu sağlamak amacıyla, çocuklarda kalıcı izli değişiklikler yaratmayı hedefliyoruz. Bunda da sanat ve sporu ön plana alarak, çocuklarımızın ulusal ve uluslararası alanlarda, spor faaliyetlerinde kendini geliştirmesi birincil hedefimiz'' ifadelerini kullandı.

 

 

 

AİLEYİ AKTİF BİR ŞEKİLDE SÜRECE DAVET EDİYORUZ

Ailenin herkes için önemli olduğu gibi kendileri içinde çok önemli olduğunu belirten  Eren Aylin Aydın, ''Özel gereksinimi olan çocuklarda aileyi çok aktif bir şekilde sürece davet ediyoruz. Kapılı kapılar ardında değil de, çocuğun her gelişim evresinde aileyi haberdar ederek, onlarla birlikte ortak bir uzlaşıda netleşip, ona uygun yöntem ve tekniklerle çocuklarımızla çalışmamız gerekiyor. Bu yetişkinlerde, ergenlerde, çocuklarda aileyle iş birliği içerisinde çalışmaların devam etmesi çok önemlidir'' dedi. Down Sendromlu çocukların eğitimleri yönelik Türkiye'de yapılan birçok çalışma olduğunu vurgulayan Aydın,'' Rehabilitasyon merkezlerimiz, özel okullarımız mevcut. Biz burada onlarla ortak işbirliği halinde çocuğun sosyal yaşamda daha fazla görünürlüğünü arttırmak, onlarla birlikte sportif ve sanatsal aktivitelerle çocuğun bir anlamda rahatlamasını sağlıyoruz. Çocuklarımızı ailelerle birlikte çok yoğun bir şekilde sürecin içerisine dâhil ederek çok daha farklı programlar yaparak çok daha fazla hedefler amaçlamaktayız'' şeklinde konuştu.

 

 

AİLELER KURUMUMUZDA GÖRDÜĞÜ METOTLARI EVDE DE UYGULAMAYA BAŞLIYORLAR

Kendilerinin bir ailenin yerini almalarının mümkün olmadığını, bu konuda sadece destek verebileceklerini söyleyen Yayla, ''Kurumumuza gelen çocuğun mutlu olduğunu gören ailenin kendisi de mutlu oluyor. Diğer taraftan da ailenin, kuruma gelip çocuğun katıldığı aktiviteleri görmesi, bu tecrübeyi yaşaması, buna şahit olması,  bir takım şeylerin eve ve aileye de yansımasına sebep oluyor. Kurumumuzda gördüğü yaklaşımları, metotları evde de uygulamaya başlıyorlar. Tabii ki bu yetmez, bizim sistematik olarak aileleri eğitici programlarda yapmamız gerekli. Broşür ve kitapçıklar dağıtacağız. İleride daha sistematik, düzenli, devamlı olabilmesi için kurumunda belli bir kapasiteye ulaşması gerekiyor. Biz bunu ailelerden ekstra bir ücret talep etmeden gerçekleştirebiliriz'' dedi.

ÇOCUĞU TEK PROGRAMA TABİ TUTMAK YANLIŞ

Çocuklarla ilgili program yapmadan önce ailelerden detaylı bilgi alındığını belirten  Eren Aylin Aydın, ''Çocuk büyük bir resim, bu resim içerisinde eksiklikleri ve ailelerden gelen talepleri dikkate alıp her çocuğa özgü programlar yapmak gerekiyor.  Bu konuda yapılan yanlışlardan biri çocuğu tek bir programa tabi tutmak. Çocuğu biraz özgür bırakmak gerekiyor,  ama özgür bırakırken de kontrolsüz bir şekilde değil. Her çocuğun istediği ilgi alanının desteklenmesi gereken mutlaka gizli kalmış becerileri vardır. Önemli olan bu becerileri ortaya çıkarabilmektir. Bizim Yaşam Atölyesi'nde de yaptığımız şey çocuğun kendini mutlu, rahat, güvenli hissetmesini sağlamak. Uzman kadromuz tarafından çocuğun yaptığı her hareket gözlemlenir, bu gözlem sonrasında geri bildirimlerle, yapılan aktivitelerle çocuğun ve ailenin beklentilerine yönelik sürekli olarak geri dönütler verilir. Bu geri dönütler ışığında çocuğa uygun programlar mutlaka düzenlenir. Ayrıca çocuğu da istediği ilgi duyduğu alana yönlendirmemiz gerekiyor’’ dedi.

 

 

AİLELERE GERİ BİLDİRİMLER YAPIYORUZ

Ailenin eğitim süreci içerisine girerse yapılandırılmış ortamın bozulacağını dile getiren Aydın, ‘’Dışarıdan gözlemleyerek bizi izleyebilir, ama sürece her istediğinde katılması çocukla yapılan çalışmaları sekteye uğratır, hem de çocuğun bazı çalışmalarda çocuğun tepkisiz kalmasını ve çocuğun anne, babanın yardımını istemesine neden olabilir. Aile, bizim yaptığımız çalışmaları gözlemledikten sonra, ‘ben evde bu çalışmaya nasıl devam edebilirim’ dediğinde, biz aileye geri bildirimler yapıyoruz. Eğitim esnasında eğitimi bölmek çok sağlıklı bir iletişim şekli değil’’ ifadelerini kullandı.

BİRÇOK TERAPİ ALANI MEVCUT

Çocukların çeşitli faaliyetler içerisinde özellikle dans etmeyi sevdiğini belirten Aydın, ‘’Çocuklarımız dans etmeyi çok seviyor, dans hepimizin kendini ifade etmenin yoludur, içinizdeki birçok şeyi bu yolla ifade edebilirsiniz. Çocuklar, burada büründükleri rollerde bize farklı şekilde yansıtabilir. Bunun yanında müzik atölyemizde mevcut…  Çocuğa uygun yöntem ve tekniklerle çalışma ve farklı şekillerde, korolar gibi seslendirmeler yapılmakta. Sanat atölyemizde çömlek yapımı var, çömlek kille yapılıyor ve bu çocukların oldukça hoşuna gidiyor. Odaklanmış şekil ortaya koymak, çocukta inanılmaz bir mutluluk ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra mutfak atölyemiz var. Hayvan destekli etkileşimlerimiz var, tarımsal faaliyet alanlarımız, su terapimiz ve atla terapimiz var’’ şeklinde konuştu.

 

 

ATLA YAPILAN TERAPİ ÇOK DEĞERLİDİR

Atla yapılan terapinin özellikle çok önemli olduğunu vurgulayan Aydın, ‘’Çocuğun ya da gencin bir ilişkiye girmesi, teması, dokunuşu çok önemli. Bakım nasıl yapılıyor, ihtiyaçlar nasıl karşılanıyor bunlara şahit olması önemli. Atın çok önemli iki avantajı var. İlki fizik olarak büyük bir canlı. Dolayısıyla evdeki bir köpeğe, kediye göre  ata karşı fiziksel üstünlük sağlaması mümkün değil. İkincisi de atın üstüne binilebiliyor. Bunu birçok egzersizle avantaja dönüştürmek mümkün...  Ata karşı fiziksel üstünlük sağlayamamak bir çocuğun gelişim sürecinde önemli bir yer teşkil ediyor. Evdeki bir kediyi fiziki üstünlükle bir yerden bir yere kaldırabilirsiniz. Ama bunu ata uygulamak için sevgiye, karşılıklı güvene ihtiyacınız var. Bunu gelişim yönünde bir çocuğun anlaması çok mümkündür. Ayrıca atın her aksiyonuna karşı, vücudunuzda bir reaksiyon geliştiriyor. Bunları at üstünde yaparak çok terapötik katkılarda bulunabiliyoruz’’ dedi.

 

 

SU TERAPİSİYLE BİRÇOK EGZERSİZ RAHAT BİR ŞEKİLDE YAPILABİLİYOR

Su terapisini kullanarak da birçok egzersizin rahat bir şekilde yapıldığını ifade eden Yayla, ‘’Su terapisinin de, cilde verdiği güzel his ve kaldırma kuvveti sayesinde bir takım egzersizleri çok daha rahat ve uzun süreli yapabiliyoruz. Eğlenceli bir oyun şeklinde bu hareketleri yaparak kasları güçlendirmek, dayanıklılığı arttırmak sonra da yavaş yavaş bunu su dışındaki hareketleri desteklemesini sağlamak. Her bakımdan hem zihinsel hem bedensel kasların geliştirmesi anlamında suyun büyük önemi var’’ ifadelerini kullandı.

 

Yaşam Atölyesi ile ilgili detaylı bilgi için.... 

www.yasamatolyesi.com.tr


ETİKETLER : yaşam atölyesi eren aylin aydın ibrahim gökçe yayla otizmli çocuklar down sendromlu çocuklar atla terapi su terapisi
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Programlar haberleri









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber