EGE MECLİSİ - 
Deniz astsubayı iken önce bir bacağını, ardından Marmara depreminde ilk eşini ve tek çocuğu olan 11 yaşındaki kızını kaybeden Durmuş Turanoğlu, 3 yıllık depresyon sürecinin ardından ahşap oyma hat sanatı ile yaşama tutundu. Turanoğlu, 50’li yaşlardan sonra keşfettiği yeteneği için “Bunu, hayat hikayeme sabretmemin sonunda bana verilen bir lütuf olarak görüyorum” dedi.


İzmir Foça'da yaşayan Durmuş Turanoğlu, hayatta kaybettikleri karşısında büyük bir sabır göstererek adeta karanlıktan aydınlığa çıktı. 59 yaşındaki Turanoğlu, 1975 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda deniz astsubayı olarak çalışmaya başladı. 1996 yılında iş kazası sonucu sol bacağını kaybeden Turanoğlu, talihsiz olaydan 3 yıl sonra ise Marmara depreminde ilk eşini ve 11 yaşındaki kızını kaybetti.

Sonraki 3 yıl oldukça zorlu geçti. Ağır bir depresyon dönemi yaşayan, gündüzleri sokağa dahi çıkmayan Turanoğlu, ikinci evliliğini yaptıktan sonra ahşap sanatına yöneldi. Hattatların eserlerini ağaçlara bire bir oyarak hayatta gösterdiği sabrı sanatında da gösteren Turanoğlu’na, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Geleneksel Türk El Sanatları Sanatkarı kimliği verildi. Neredeyse tüm gününü atölyesinde geçiren Turanoğlu, “İnsanların başına her şey gelebilir ama yaşama bir yerden tutunmak gerekiyor. Ben de sanatla tutundum" diye konuştu.



“Karanlıktan aydınlığa çıktım”
Sanatla tanışmadan önceki 3 yıllık süreciyle ilgili Turanoğlu, “Depresyona girmek farklı bir olay. Bir insan düşünün; 3 yıl boyunca sürekli ‘nerede, ne zaman, nasıl öleceğim?’ düşüncesiyle yaşıyor. Bu çok acı bir olay. Gündüz hiç dışarı çıkmazdım. Geceleri mezarlığa giderdim, ağlardım, dua ederdim. Sanata yönelmemi karanlıktan aydınlığa çıkmam olarak görüyorum. Şu an hiçbir şeyim yok ama çok şeyim var ve mutluyum” ifadelerini kullandı.



“Sabretmemin sonunda bana verilen bir lütuf”
Görev esnasında aktif birliklerde çalıştığını kaydeden Turanoğlu, şunları söyledi:
“Akdeniz’de gitmediğim ülke, katılmadığım tatbikat kalmadı. Somali’ye kadar gittim. Güneşin hiç batmadığını görev esnasında gördüm. 1 yılda 240 gün denizde dolaştığımı bilirim. 93 gün karaya çıkmadan görev yaptığımı bilirim. Yani benim bu sanatta evveliyatım yok. Çıraklığım, kalfalığım yok. Bunu, hayat hikayeme sabretmemin sonunda bana verilen bir lütuf olarak görüyorum. Bunları satarsam bir kısmını ihtiyacı olanlara vermek isterim. Çok para mutluluk getirmiyor. Her türlü masrafını karşılayarak 43 sergi açtım. Kültür ve Turizm Bakanlığı bana Geleneksel Türk El Sanatları Sanatkarı kimliğimi verdi. Çevrem beni destekliyor. Çok mutlu oluyorlar. Keşke üniversitelerde gençlere bunları öğretsem. Ücret de istemem yeter ki birileri öğrensin.”Ceren Atmaca - Halil Karahan- İHA)