RSS / XML
20-09-2018
Bizi Takip Edin!

Eşi döner bıçağıyla saldıran genç kadının yaşam mücadelesi

11-03-2018 09:19:05
A+ A-
İşte haberin detayları...

Mersin Satılık

Hapisten firar eden kocasının bir yıl önce döner bıçağıyla saldırıp ağır yaraladığı Melek Rabia, şiddetin klasik bahanesi haline getirilen ‘sevgiye’ dair şu mesajı veriyor: “Ben öldüğümde mutlu olacaksa o sevgi değildir. Sevgi bu değil.” Melek Rabia, yaşadıklarını ve mücadelesini Hürriyet'ten Banu Şen'e anlattı...

 

6284... Bu, bir yasanın; ‘Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa’nın numarası. Peki kadınlar eylemlerde neden bu kanun numarasını pankart yapıp taşıyor? Bir yılda 417 kadının katledildiği Türkiye’de, bazı kesimlerce ‘aile birliğini bozduğu’ iddia edilip hedefe konulan bu kanun, kadınların ‘yaşayabilmesi’ için hayati önemde. Yasa, şiddete uğrayan için iki tedbir öngörüyor. Barınma, hukuki ve psikolojik destek gibi ‘koruyucu tedbirler’ ile saldırgan hakkında verilen evden uzaklaştırma, konuta, okula ve işyerine yaklaşmama gibi ‘önleyici’ tedbirler. Kanunda şöyle deniyor: “Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir.” Kadınlar, kadın cinayetlerinin önlenmesi, şiddetin önüne geçilmesi için bu yasanın eksiksiz uygulanmasını ve yürürlükte kalmasını istiyor. İşte bu yüzden kadınlar, 8 Mart’larda, 25 Kasım’larda “6284 kadının şifresidir” diye yürüyor. Yaşam şifresi.

 

ŞİDDET HEP VARDI

“İlk aşkımdı. 14 yaşımdan beri tanıyorum. 17 yaşındayken ailemle problemlerim vardı, onun da… Birbirimize tutunacak bir dal olmak için başladık. Ailelerimizin onayı olmadan evlendik. Güzel günlerimiz oldu ama şiddet hep vardı. Evlendikten birkaç ay sonra başladı şiddet. Zamanla artmaya başladı. Hamileyken bile çok dövüyordu. Yüzüm gözüm mosmor gezdiğimi biliyorum. Düzenli bir işi hiçbir zaman olmadı. Şiddet ikinci çocuğumuz olduktan sonra had safhaya çıktı. Bir cezası vardı. Daha önceki kız arkadaşına cinsel istismar davasıydı. 4-5 ay firar etti. Bu süreçte şiddete dayanamaz hale gelmeye başladım. Yemeğin tuzsuz olması batıyordu, çocuğun ağlaması batıyordu. Fazla paranoyaktı. Ona sürekli sanki ben başkasıyla konuşuyormuşum gibi geliyordu. Üç buçuk yıl telefon, internet kullanmadım, arkadaşlarım, ailemle bile görüşmedim. Kötü bir kavgamız üzerine de jandarmalara şikâyet ettim."

 

CEZAEVİNDEN FİRAR ETTİ

Bir hafta sonra görüşüne gittim. Ayrılacağımızı, onu benim şikâyet ettiğimi ve bu sürede benden uzaklaşmasını istedim. Barışmak istedi. Bunun olamayacağını söyledim. 6 ay sonra açık cezaevine geçti. 2 günde bir çocukları arıyordu. İzine çıktığında da geldi. O boşanmak istediğini söylüyordu. Bana saldırmasından bir buçuk ay önce, ikinci izninde yine görüştük, olmayacağını konuştuk. İzni bitti, cezaevine döndü. Daha sonra firar etti. 

 

SADECE SERTAP MÜDAHALE ETTİ

Bıçağı görünce ‘Yardım edin’ diye bağırmaya başladım. Elimi uzattım, ‘Çocuk var kucağımda’ dedim. O da ‘Bırak o zaman çocuğu’ dedi. Sonra Sertap müdahale etti. Orada başkaları da vardı. 3 - 4 merdiven üst ve altta birileri vardı. Sanırım güvenlik de oradaydı ama Sertap dışında kimse müdahale etmedi. Belimden aşağıya sürekli bacağıma vurdu bıçakla. Sertap’la boğuşmaya başlıyorlar. Sonra kaçıyor. Merdivenlerden ‘Benim adım Oğulcan Akbaş’ diye bağırarak indiğini biliyorum. O gittikten sonra Sertap kucağımdaki oğlumu aldı. İnsanlar geldi, bacağımı sardı, başım dönüyor gözlerim kararıyordu. Kızım her şeyi gördüğü için ağlıyordu. Oğlumun ayakkabılarında bile kan vardı. Ambulans geldi şansıma çok yakındaymış. Biraz daha geç kalırlarsa ölebileceğimi söylemişler kan kaybından. Ertesi gün teslim olmuş. O zamandan beri cezaevinde. Zaten hükümlü olduğu bir cezası vardı benim olayımdan da tutuklu olarak devam ediyor.”

DÖNER BIÇAĞIYLA ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTI

Bu hayatta beni sevdiğine inandığım, güvenebileceğim tek insandı. İki çocuğumun babası. Yeri geldi aç kaldık, yeri geldi sokakta bile yattık. Sizi sevdiğinize inandığınız tek insan, sizi öldürmeye kalkıyor. 2 saat önce aynı sofrada yemek yediğim arkadaşlarımdan korktuğumu günlerce uyuyamadığımı biliyorum. 10 ay geçti, onun tutuklu olduğunu biliyorum ama yine de her an nereden çıkacak diye korkuyorum, bununla dolaşıyorum. Ömrüm boyunca kalacak bende. İnsanlara olan güvensizliğim de kalacak. Yaralar geçiyor ama acı insanın içinde her zaman kalıyor. Sevginin karşılığı bu değil. Çok şiddet gördüm, ezildim, duymadığım hakaret kalmadı. Ama onu hiçbir zaman öldürmeyi düşünmedim. Sadece ayrılmak istedim. Birbirimize daha fazla zarar vermemek için, çocuklarımızı etkilememek için. Sevgi bu değil. Seven insan zarar veremez. Ben öldüğümde mutlu olacaksa o sevgi değildir. O gün bana her vuruşunda gözlerindeki zevk pırıltısını gördüm. O çok acı verici bir şey. İnsan sevdiğinin tırnağına diken batsa ona üzülür. O beni öldürmeye çalıştı ve bundan hiç üzüntü duymadı.

 

TENDON NAKLİ GEREKİYOR AMA... DURUMUM YOK TEDAVİ YARIM KALDI

Fethiye’de uzak mahallelerden biri... Bir apartmanın en üst ara katına çıkıp zili çalıyorum. Gencecik bir anne açıyor kapıyı. Salonda bir kilim; üzerinde minder yanında minicik bir çekyat. Bütün eşya bu. Melek Rabia’yla yaşadıklarını konuşuyoruz. Bacağındaki yaraları gösterirken, şunları söylüyor: “Sinirlerimde kesik var, yan bağlarım kopuk. Kısmen his var, aksamam var. Kemiği dahi kesmiş. 2 kırık ve vidalar var. Tendon nakli olması gerekiyor. Durumum olmadığı için olamıyorum. Ortopedik cihaz kullanıp yürüyebiliyorum. 75 zımba dikiş var. Küçük yaralarla yaklaşık 20 darbe aldım. Psikolojik destek görmem gerektiğini biliyorum. Çünkü hâlâ etkilerini çok fazla yaşıyorum. Sigortam yok. Muayene 30 TL. Onu verecek param yok. Benden çok çocuklarımın da görmesini istiyorum. Sosyal hizmetler de belli bir yardımda bulunuyor ama bu evin zorunlu giderlerine bile yetmiyor. Çocuklarım çok küçük onları bir yere bırakıp gidemiyorum, çalışamıyorum.”TEK İSTEĞİM BENİ KORUYUN

KENDİ evimde cezaevinde yaşıyorum. Kapım sürekli kilitli. Kızımın en ufak bir tıkırtıyla kapıya korkarak baktığını ve bağırdığını biliyorum. Yatacak çıkacak. Çıktığında da ilk işi bizi bulmak olacak. Tek istediğim şey tedbir. Benim koruma tedbirimi gerektiği gibi alsınlar. Tedbir kararım 6 aylıktı, bitti. Mahkeme görülmediği için şu an yeni bir tedbir kararım yok. 

 

İKİNCİSİNDE ÖLDÜRÜR

Evet ölmedim. Ama bu öldürülmeyeceğim anlamına gelmiyor. İlkinde yaralayan ikincisinde öldürür diye bir şey var. Ne kadar susarsan o kadar geri planda kalıyorsun. İnsanın korkularının üzerine gitmesi de gerekiyor. Ölmemek için hayatta kalmak için elimden geleni yapmaya devam edeceğim ama tedbir de alınmasını istiyorum. Ayrılmaya çalışmasaydım, belki çocuklarım da ilerleyen zamanlarda şiddet görecekti. 

Bu olaylara ‘Dur’ denilmesi gerekiyor ama kesin çaresini ben bile bilemiyorum caydırıcı bir cezası bile yok. Savcı, ‘silahla kasten öldürmeye teşebbüs ve silahla kasten yaralama, hakaret’ten dava açmış. Henüz daha boşanmadım bile. O gelemediği için kaldı. Adam beni öldürmeye çalışmış, canıma kastetmiş, boşanamıyorum bile. (Hürriyet)


ETİKETLER : döner bıçağı genç kadın yaşam mücadelesi
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNCEL haberleri









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber