RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

DEVLET-İ İZDİVAÇ: BİZE EŞ DEĞİL İŞ LAZIM...


2015-11-10 09:37:13
Itır Bağdadi

1 Kasım seçimleri öncesi parti liderlerinin verdiği vaatler arasında en dikkat çekenlerden biri Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti’nin Şanlıurfa mitinginde gençlere seslenişiydi:

““İşiniz var, maaşınız var, aşınız var. Ne kaldı, eş kaldı eş. Biz bu toprakların insanlarının bereketlenmesini istiyoruz, çoğalmasını istiyoruz. Eş lazım dediğinizde önce anne babanıza gideceksiniz. İnşallah onlar size hayırlı bir eş bulacak. Bulamazsa bize başvuracaksınız.”

 

Anlaşılan o ki devletimiz kalkınma planları, anayasa reformları, demokratikleşme paketleri gibi uğraşların yanına bir de devletin görünür eliyle gençlere hayırlı kısmet bulma işini eklemiş. Seçimlerden galip çıkan AK Parti’nin önümüzdeki dönemde toplumu ilgilendiren bu “devlet-i izdivaç” politikaları hem kadın hem de erkek vatandaşlarımızın hayat kalitesini etkileyecek türden. Görünen o ki genel olarak muhafazakar bakış açısına sahip bir siyasi görüşten gelen AK Parti yönetimi, önümüzdeki dönemde gençlerin evlenmesi, üremesi, ve geleneksel Türk aile yapısını devam ettirmesiyle ilgili politikalar geliştirecek. Böyle bir geleceğe dönük hedef varken isterseniz Başbakanımızın bu konuyla ilgili Şanlıurfa’daki “işiniz var, maaşınız var, aşınız var” söylemini biraz daha yakından inceleyim.

İşiniz Var (mı gerçekten)...

TÜİK verilerine bakarak kadının işgücüne katılma oranın %30.8, erkeklerin ise %71.5 olduğunu görüyoruz. Başka raporlar kadının katılım oranının çok daha düşük olduğunu iddia etmekte (%22 civarında). Eğitim arttıkça kadının işgücüne daha fazla katıldığı gözlemlenmektedir. Yüksek öğretim gören kadınların işgücüne katılımı %70’i geçmekteyken, okur yazar olmayan kadınların katılım oranı %17 civarında kalmaktadır. Eğitimi düşük olan kadınlar genelde sigortasız kayıtdışı işlerde çalışmakta ve geleceğe dönük yatırımlar yapamamakta. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün (KSGM) hazırladığı “Türkiye’de Kadının Durumu” raporuna göre Türkiye’de okur yazar olmayanların yaklaşık %76’sı kadın ve her 5 kadından biri okuma yazma bilmiyor. Kadınların sadece %4’ü yüksekokul veya fakülte mezunu, yaklaşık %59’u ilkokul mezunu veya okur yazar ama herhangi bir eğitim kurumuna gitmemiş. Eğitim Sen’in yayınladığı rapora göre eğitimdeki reformlarla 4+4+4 eğitim sistemiyle binlerce kız çocuğu okulu bırakmış durumda, bu da kadının gelecekteki istihdamı için hiç iyi bir haber değil. Yani uzun lafın kısasa, kadınların işi yok...

Maaşınız Var (mı gerçekten)...

Yine KSGM’nin yukarda bahsettiğim raporuna göre çalışan kadınların yaklaşık %60’ı sigortasız çalışmakta. Kadınlar genelde denk pozisyondaki erkeklerden daha düşük maaş almakta ve kadınların ortalama maaşı erkeklerden %75 daha düşük. Türkiye bu tür istatistiklerle 134 ülke arasında istihdamda kadın erkek eşitliğinde 129. Sırada.  Lafı yine çok uzatmadan, kadının maaşı da yok...

Aşınız Var (mı gerçekten)...

Ağustos 2015’de TÜRK-İŞ tarafından yayınlanan rapora göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.345 TL, yoksulluk sınırı ise 4.380 TL. 2016’nın ilk yarısında asgari ücret yaklaşık olarak 1.300 TL brüt olacak, ya da 1.000 TL civarı net bir gelir elde edilecek. Eğer evde çalışan tek kişi asgari ücretliyse 4 kişilik bir ailenin geçinmesi mümkün değil. Kadının çalışması halinde çocukların bakımını kimin üstleneceği bir sorun haline geliyor, kadın da genelde eğitim seviyesi düşük ise sigortasız ve sürekli bir gelir sağlamayan işlerde çalışmakta. Yani anlayacağınız geçim sıkıntısı çeken vatandaşımız için aş da çok zor koşullarda var...

Yukarda bahsettiğim bu durum evlenmeyi düşünen gençler için özellikle bir sıkıntı oluşturmakta. Maddi sıkıntı çeken bir evlilikte erkek yeterince kazanamadığı ve ailesini geçindiremediği için ezilmekte, kadın ise çalışmak istese bile iş bulmakta zorluk çekmekte. Doğum kontrolü gibi aile planlama konuları da artık devlet hastanelerinde tabu olarak görüldüğü için maddi sıkıntısı olan bir çift verimli bir şekilde korunamamakta, istenmeyen bir gebelik oluşursa da opsiyonları kısıtlanmakta. Yani bu yeni neoliberal ekonomide paranız varsa doğum kontrolünüzü dışardan temin ederek korunuyorsunuz, devlet hastanelerinde saatlerce sıra bekleyen vatandaşsanız istemediğiniz bir gebelik ve doğuma tabii olabiliyorsunuz. Artan doğumlarla evde beslemeniz gereken kişi sayısı da artıyor.

Durumu özetlemek gerekirse, mevcut Türkiye ekonomisinde kadınlarımız işsiz ve düşük bir eğitim seviyesine sahip. Böyle bir durumda olan bir popülasyonu hayırlı bir kısmete göndermek yerine ona daha iyi bir eğitim, ekonomiye katılması için daha kapsayıcı politikalarla hem daha sağlam bir aile yapısı oluşturabiliriz, hem de ekonomimizin kalkınmasını sağlayabiliriz. Akademik araştırmalar kadınların ekonomiye katkıda bulunduğu ekonomilerin daha hızlı büyüdüğünü açık bir şekilde göstermekte. Üstelik gelecekteki işçi açığımızı 3 çocuk yaparak değil, zaten çok düşük sayıda çalışan kadınımızı ekonomimize katarak da bir nebze aşabiliriz. Umudum “baba beni okula gönder” kampanyalarının “Başbakanım beni hayırlı bir kocaya gönder” kampanyasına  dönüşmemesidir. Güçlü kadın, güçlü ekonomi, güçlü aile ve güçlü bir Türkiye demektir.

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber