RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

Terör saldırıları kadar terör yaratan nefret söylemi


2015-11-19 09:08:38
Itır Bağdadi

"Terör saldırıları kadar terör yaratan nefret söylemi"

13 Kasım 2015 tarihinde Paris’te gerçekleştirilen terör saldırılarından beri sosyal medya ve geleneksel basındaki tepkileri yakından takip ediyorum ve dehşete düşmüş durumdayım. İnsanların ölmelerine sevinen mi ararsınız, etme bulma dünyası diye oh çeken mi ararsınız, kendi mağduriyetini dillendirmek için fırsat arayan mı ararsınız, komplo teorileri hemen devreye sokan mı ararsınız – hepsi mevcut. Nedense her terör saldırısı sonrası, her deprem sonrası türeyen deprem uzmanları gibi, terör bilirkişileri türüyor. Özellikle sosyal medyada yorum yapanların pek çoğunun ne uluslararası ilişkiler disiplininden bir tane teorik ders almışlığı var, ne de tarih bilgileri ama nedense terör dediğimiz, tanımı uzmanlar tarafından bile güçlükle yapılan bir olayı başkalarına anlatacak kadar kendilerine güvenleri var. Tabii kısıtlı bilgilerle yapılan analizlerde bilgi eksikliği dışında bol bol gördüğümüz tek şey nefret söylemi. Bu nefret söylemlerini ve onlara tepkilerimi kısaca özetlemek gerekirse:

1.       Herşey İslam’ın suçu diyenler / İslam barış ve sevgi dinidir, yine bizi suçluyor şikayetinde bulunanlar: Batı’daki Islamafobinin varlığını reddemeyiz. Şu anda ABD’de bazı eyaletler Suriye’li göçmenleri kesinlikle kabul etmeyeceklerini söylemekte, hatta bir vali 3 yaşındaki bir Suriye’liyi bile sınırından içeri almayacağını gururla söylemekte. Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adaylarından Donald Trump camilerin bir kısmını başkan olursa kapatacağını iddia etmekte. Zaten kendilerinden farklı olan bir dini suçlamak için fırsat arayan İslamafoblara gün doğdu. Diğer taraftan İslam’ın tolerans ve sevgi dolu olduğunu iddia eden bir karşı kesim var. Batı’nın Müslümanlara yaptığı zulümleri tek tek hatırlatan, İslam’ın ne kadar barışçıl olduğunu, sürekli mağdur edildiğini ve bu tür saldırıları yapanların da gerçek Müslüman olmadığını söyleyenler mevcut. Burada her iki kamptakiler da kendilerine biraz bakmalı. İslam bir din olarak suçlu olmayabilir ama son yıllarda İslam adına yapılan saldırıları da gözardı edersek dine en büyük haksızlığı bizler yapmış oluruz. 11 Eylül 2001'den beri “İslam” adı altında dünyada 5.000'den fazla kişinin öldürüldüğü 18 farklı saldırı gerçekleştirilmiş. Bunların yarısı Müslümanların çoğunlukta yaşadığı ülkelerde. Yani İslam adına sadece Batı’ya değil Müslümanlara da saldırılar yapılmış. İslamı bahane ederek terörle toprak, petrol, insan ve güç elde edenlere ilk başta Müslümanlar dur demek zorunda. Açıkcası bunu çok net bir tavırla sergileyen Müslüman devletlerin tepkisini görmüyoruz. Kendi ülkemizde IŞİD açık bir şekilde kendine yeni katılımcılar bulabiliyor, sınırlarımıza rahat bir şekilde girebiliyor ve saldırılar gerçekleştirebiliyor. Toplumun bir yerinden bir destek alıyor ki hayatta kalabiliyor. Demek ki herşey Batı’nın suçu değilmiş... Diğer taraftan da sürekli İslamı suçlamak için fırsat arayan Batılı gruplar var. Farklılığı kavrayamamış ve kabul edememiş bir Batılı da terörü destekleyen İslamcı kadar suçlu. İkisi de birbirini yaratıyor çünkü.

2.       Ezilen diğer azınlıklar – bize yapılan zulümü görmüyorsunuz, başkalarınınkine hemen tepki gösteriyorsunuz diyenler: Her terör saldırısıyla birlikte sanki en fazla acı çeken olmak için farklı gruplar arasında yarış var. Paris’te 129 kişi ölmüş olabilir ama Nusaybin’de, Silvan’da, Beyrut’ta, Kenya’da kaç kişi öldü haberiniz var mı diye sosyal medyada son 5 gündür o kadar çok paylaşım görüyorum ki. Evet, dünya kötü bir yer ve her yerde ölüm var. Peki bırakın siz terörü veya devlet elinde ölenleri, eşinin, babasının, sevdiklerinin elinde ölen kaç kadın var biliyor musunuz? İş kazalarında kaç işçi her gün ölüyor hiç düşündünüz mü? Acıyı ve zulmü tekelleştiremeyiz, her yerde haksızlık var. Önemli olan Paris’te ölen masuma, bir iş kazasında inşaattan düşen o tek bir işçiye, Nusaybin’de kapısının önünde nasıl öldürüldüğünü henüz çözemediğimiz kadına aynı şekilde üzüldüğümüz zaman insan oluruz. Bizim derdimiz tek bir devlet veya tek bir güçle değil sistemle.

3.       Etme bulma dünyası, Batı ektiğini biçiyor diyenler: Paylaşımlara bakarak sanırsınız ki genelde aşırı milliyetçi anti-emperyalist ulusalcılarımızın başı çektiği bu grup en az saldırıyı gerçekleştiren teröristler kadar sevindi. Sevgili kardeşim, ayıptır söylemesi, hem seviniyorsunuz, hem de en az bir defa yurtdışına çıkmışlığınız var. Pek çoğunuzun da Paris’e gittiğinizden eminim. Paris sadece Fransızların değil, saldırı da sadece Fransızları hedef almadı. Yani siz o nefret ettiğiniz Paris’te şarap, konyak veya pastislerinizi içerken de bu saldırı olabilirdi. Üstelik etme bulmadan bahsedersek biraz kendi tarihimize de bakalım derim, alnımız gerçekten çok mu ak?

4.       Ortada büyük bir komplo var, nasıl görmezsiniz, hepimiz bir piyonuz diyenler: Sanki Matrix’e hepimiz bağlanmışız da haberimiz yok, bizi uzaktan yöneten gizli güçlerin elinde hepimiz zavallı birer piyonuz. Valla bu iddialarda bulunan “stratejist” veya “uzman”lar bu bilgileri nereden alıyor bilmiyorum ama güya Sovyetler Birliği de böyle dış güçlerden biriydi, dünyayı yönetiyordu, 1991’de o kadar büyük düşünen herkesi oyuna getiren büyük dev kendi sonunu nasıl olduysa göremedi. Kendi yarattığımız problemleri görmemezlikten gelmenin en kolay yolu dış güçleri suçlamaktır. Bu tür iddiaları ortaya atan “uzman”larımızın da eğitim aldıkları kurumlara ve branşlara da biraz daha dikkatli bakın derim. Bugünlerde elimizi sallasak uluslararası ilişkiler uzmanlarına çarpacağız ama devlet nedir, uluslararası sistem nedir, terörizm nasıl tanımlanır deseniz birinci sınıf öğrenci seviyesinde bile cevap veremezler.

Paris saldırıları sadece Fransa’ya yapılan bir saldırı değildir, tıpkı Ankara’da geçen ay düzenlenen saldırının sadece Türkiye’yi ilgilendirmediği gibi. Terör örgütleri saldırılarından doğan kısıtlı sayıda ölümleri kullanarak kaldıraç etkisiyle kullandıkları medyayla toplumun korkusunu çoğaltırlar ve farklı görüşten olan insanların da nefret söylemlerini arttırarak kendilerine yeni katılımlar sağlarlar. Yani uzun lafın kısası, sosyal medyada klavye başına oturup nefret söylemi yaymadan önce iyi düşünün, terör sadece saldırılarla kısıtlı değildir, asıl terör saldırı öncesi ve sonrasını da kapsar. Nefret saçarak terörü desteklemeyin, problemimiz bu eşitsizliği ve haksızlığı yaratan sistemle...

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber