RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

BUGÜN DE BU : SAF SÜT


2015-11-30 14:45:28
Serhat GOBİ

 Dişi memelilerin, yavrularını beslemek için memelerinden gelen besin değeri çok yüksek ve aynı zamanda koruyucu olan beyaz sıvıya, ayrıca bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkli öz suya, erkek balığın tohumu ile işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları jel halinde kremsi beyaz sıvıya süt denir.

Dünya üzerinde 4500 memeli türü bulunur. Bunların 200 kadarı Avrupa’da görülebilir. Ülkemiz ise tek başına yaklaşık 170 memeli türünü barındırmaktadır.

Memeliler, sıcakkanlı yaratıklardır. Vücut sıcaklıkları genel olarak çevre koşullarından bağımsızdır. Bu ısı yalıtkanlığını sağlamak için toplam ürettikleri enerjinin % 80 ini harcarlar. Vücutları tüylerle kaplıdır ki bu doku bazı türlerde dikenli bir hal alabilir. Kirpi gibi.  Ya da azalıp neredeyse pürüzsüz hale gelebilir: İnsan, yunus ve balinalar…    

Yeryüzünde yaşayan insanoğlu, 5 bin yıldan beri süt içiyor.

Anadolu’da yapılan arkeolojik kazılarda bulunan tapınak duvarlarında, MÖ. 8 bin yılına ait süt ve et temini maksadı ile sığırları gösteren çizimlere rastlanmıştır. Bu konuda ilk kanıtlar Dicle ve Fırat ırmakları arasında kurulan Sümer uygarlığının Ur kentinde bulunmuştur.

Su ve saf bal gibi saf sütte mutluluk ve güzellik yurdunun en belirleyici gıdalarındandır.

‘’Böyle bir saf süt, tadı değiştirilmemiş, doğallığı bozulmamış olacaktır.’’(Muhammet 15)

 Doğa böyle bir sütü üretmeye imkan vermez. Nahl suresi 66. Ayet, sütün oluşumunu verirken yaratıcı kudretin canlılar için neler yaptığını kendine özgü çok etkileyici bir ifade ile vermektedir. ”Hayvanlarda da sizin için kesin bir ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasında halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazlarından kayar gider.”

Bir yaşam mucizesi diye nitelendirilebilecek kadar büyük bir besin değerine sahip olan sütün insan yaşamındaki yeri bilinebilen insanlık tarihi kadar eskidir. MÖ. 24 yüzyıla ait Babil kabartmalarında süt ve süt kesiği temalarının işlendiğini görüyor, yine M.Ö.8. yüzyılda Homer’in süt, süt kesiği ve peynirle ilgili anlatımlarına rastlıyoruz.

İncil’de de İbrahim Peygamber’in üç meleğe tatlı ve ekşi süt sunduğu anlatılır.

M.Ö.  4. yüzyılda Antik Trakya ahalisi bugün yoğurt adıyla bildiğimiz “prokiş” dedikleri bir çeşit ekşi süt üretiyorlardı. Bugünkü Rusya, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine sütü işlemeyi bilenlerin Moğollar, Persler, Türkler ve diğer göçebe kavimler olduğu anlatılmaktadır. Sağlığa yararlı bir içecek olduğu yüzyıllardır söylenen sütün yararları, uzmanlarca kanıtlanmıştır. Süt içerdiği bol kalsiyum ve vitaminle birçok hastalığı önler, hatta tedavi eder. Bu yüzden uzmanlar, sağlık açısından bol miktarda süt tüketilmesini önermektedir.

Süt kanser düşmanıdır, özellikle de bağırsak kanserini önlemeye yardımcı olur.

Kaliforniya Üniversitesinden Doktor Cendrre Garland’ın 20 yıllık bir araştırması, süt tüketen kişilerin daha sağlıklı bağırsaklara sahip olduğunu gösterdi. 20 yıl boyunca 2 bin kişiyi inceleyen Garland, günde 2-3 bardak süt içen kişilerde bağırsak sorunlarına, hatta bağırsak kanserine pek rastlanmadığını belirtti. Bu yüzden Garland, bağırsak kanserini önlemek için mutlak surette günde 2-3 bardak süt içilmesini öneriyor. Diğer bilim adamları gibi Garland da sütün içerdiği Kalsiyum ve D vitamininden dolayı inanılmaz derecede yararlı olduğunu ileri sürüyor.1987 yılında yapılan bir araştırmada Avusturya’da bol miktarda bağırsak kanserine rastlanması dikkat çekti. Süt tüketmeyen kişilerde bağırsak kanserine yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu tespit edildi.

Bilim adamları, sütte bulunan kalsiyumun bağırsaklardaki kansere yol açabilen fazla asitleri yok ettiğini ve böylece sindirim sisteminin daha sağlıklı bir şekilde çalıştığını belirtiyorlar. ABD Newyork Kanser Araştırma Merkezi’nde kanser hastaları incelendi ve süt içen hastaların kanser hücrelerine bakıldığında hücre gelişmelerinde yavaşlamaya rastlanıldı. Böylece kalsiyumun kanser hücrelerini yavaşlattığı da kanıtlanmış oldu. Bostonlu bilim adamları, fermente sütün içerdiği “Asidofilis” bakterisinin de bağırsak kanserine karşı etkili olduğunu söylüyorlar.

Yapılan yüzlerce araştırma neticesinde, bu bakterinin kanser üreten hücreleri yok ettiği ortaya çıktı. Japon araştırmacılar, her gün süt içerek mide kanserinden de uzak durulabileceğini savunuyorlar. Yapılan uluslararası araştırmalarda, süt tüketen kişilerde akciğer kanserine de pek rastlanmadı. John Hopkins Üniversitesi araştırmacıları, süt içen kişilerde kronik bronşite pek rastlamadıklarını dile getirmişlerdir. Uzmanlar sütün sigara, alkol ve bol miktarda kahve gibi bağımlılık yapan maddeleri tüketen kişileri bile koruduğunu belirtmişlerdir. Yine yapılan araştırmalarda günde 1-2 paket sigara içen ve süt tüketmeyen kişilerde, kronik bronşite yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu görülmüştür.

Yeryüzünün en yararlı içeceği olan saf süt, insanların doğumlarından itibaren aldıkları ilk besindir. Yaşama merhaba dedikleri ilk günlerinde annelerinin sütüyle beslenen bebeklere,  daha sonraları hem anne sütü hem de hayvani sütler verilir. Süt; bebeklerin vücutlarını sağlamlaştırır, güçlendirir. Süt binlerce yıldır olduğu gibi yine insan vücudunun en fazla ihtiyaç duyduğu içecek olmayı sürdürüyor. Sonsuza kadar da sürdüreceği inancını taşıyanlardanım.

Çocukluk döneminin ilk birkaç yılının, bir çocuğun gelecekteki sağlığı üzerinde hayati önemi vardır. Gıdalar ve gıdaların önemli besin öğeleri, kuvvetli kemik, diş, sıkı kas ve sağlıklı doku oluşturmaya yardım eden maddelerdir

Süt, memeden kesilen çocuğun gıdasının önemli bir parçası olmaya devam eder, iki yaşın altındaki çocuklara tam yağlı süt verilmelidir. Çünkü sütteki yağın sağlayacağı enerji ve vitamin A ya ihtiyaçları vardır. 2 yaşından sonra daha çeşitli gıdalarla beslenmeye başladıklarından diyetlerine yarım yağlı süt girebilir.

Ergenlik çağında besinlere ihtiyaç oldukça yüksektir. 12,5-15,5 yaşları arasında erkek ve kız çocuklar hızla büyürler ve yılda 10 santime kadar boyları uzayabilir. Bunun içinde fosfor ve kalsiyuma ihtiyaçları vardır. Süt içerek bu durum fazlasıyla karşılanır. Gençler için sağlıklı bir beslenme düzeni, mümkün olduğunca besleyici değeri yüksek çeşitli gıdalar içermelidir. Gençlik çağında da kalsiyum ihtiyacı kemiklerin büyüme ve gelişmesine bağlı olarak özellikle çok yüksektir. Günde yarım litre süt veya eşdeğer miktarda peynir ve yoğurt tüketmek,gençlerin kalsiyum ihtiyacını karşılayacaktır.

Süt aynı zamanda enerji, protein ve çeşitli vitaminleri de sağlar ve yemek arası içecek olarak dişleri de korur.

Süt ayrıca geceleri tüketim yapıldığı takdirde vücuttaki yağ akımını sağlar. Bedenin uyurken ek enerji sarf etmesine yardımcı olur. Ergenlik çağında günlük en az 800 miligram ve fazlası tüketilmelidir. Çünkü kemikleri güçlendirir

 Süt ve süt ürünlerinin uyumluluğu, çeşitliliği ve besleyici olması, bu ürünleri yaşlılar için de değerli kılar. Yaşlılıkta en korkulan olay kalça kemiği kırılmasıdır. Yaşlı kimselerin besin ihtiyaçları genellikle daha genç yetişkinlerin ihtiyaçları ile benzerdir. Ve vitamin D dışında 65 yaşın üzerindeki kişilere spesifik bir tavsiye yoktur. Enerji alımı azaldığında, diğer besinlerin alımı da düşecektir ve yetersiz beslenme riski artacaktır. Çeşitli besinleri temel alan bir diyet önemlidir. Süt çeşitli gıdalarda çeşitli pişirme şekilleri ile kullanılabilir. Soslarda, pudinglerde, kahvaltılarda veya soğuk ve sıcak içeceklerde kullanılabilir. Süt ve peynir, besleyiciliği arttırmak için çorbalara ve pürelere ve benzeri gıdalara eklenebilir.

Saf sütün yararları saymakla biteceğe benzemese de saymayı sürdürelim. Kemiklerin gelişmesini ve sağlam olmasını, büyümeyi ve gelişmeyi ayrıca vücudun sağlam ve güçlü olmasını, kemik erimesini önlüyor. Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkili. Mide rahatsızlıklarını gideriyor, reflüyü geçiriyor, sindirim sistemini düzenliyor. Beyne enerji sağlıyor. Diş çürüklerini ve bronşiti önlüyor. Tansiyonu düşürüyor. Yağsız süt, kolestrolü de düşürüyor. Kanserin önlenmesine yardımcı oluyor. Saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynuyor. Cilt üzerinde nemlendirici etki yaparak cildin yıpranmasını önleyip yaşlanmayı bile geciktiriyor. Kadınların güzelliğine güzellik katıyor.

 

Uzmanların yaptığı açıklamaya göre süt içtikten sonra bir bardak civarında su içilmelidir ki ağızda kalan süt, bakteri oluşumuna neden olmasın.

Sütün de çeşidi var. Şimdi birer birer inceleyelim:

Homojenize süt, sütün mikron ölçülerinde açıklığı olan süzgeçlerden tonlarca basınçla geçirilmesidir. Böylece süt içerisinde yağ kürecikleri parçalanarak kaymak oluşumu, yani süt yağının ürünün yüzeyinde birikmesi engellenir.

Kolostrum sütüyse doğumdan sonra ilk 4-5 gün anne tarafından yavruya verilen ilk süttür,  ağız sütü de denir. Bileşimi normalden farklıdır ve sarımsı renkte, hafif tuzlu ve tatlıdır. Normal sütle karıştırılmamalıdır. Bileşiminde yüksek oranda protein ve bağışıklık kazandıran immunglobulin vardır. Laktoz ve süt yağı normal süte göre daha düşüktür, yüksek oranda serum protein içerdiklerinden ve yüksek PH derecesinden dolayı, kaynatıldığında pıhtılaşma göstermektedir. Hamileliğin sekizinci ayında oluşumunu tamamlar. Antikor ve immunglobulin bakımından zengindir.

Anne sütü; İnsanın dişisi tarafından üretilip yeni doğanların beslenmesi amacıyla kullanılan süttür. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bebeklerin ilk altı ay boyunca yalnız anne sütü ile beslenmesi önerilmektedir. Altı aydan sonra da ek gıdalarla desteklenerek, bebek iki yaşına ulaşıncaya kadar anne sütüne devam edilmelidir.

Anne sütü tat ve yapı olarak inek sütüne benzer ancak daha yumuşak ve tatlıdır. Bir kapta bekletilirse krema açığa çıkar ve ince bir tabaka oluşturur.

At sütü, attan elde edilen doğal süttür; kımızdan farklıdır. Orta Asya’da Türkler ve Moğollar tarafından içilen at sütünün birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Vücut direncini arttırması, kollestrolü düşürmesi, aşırı yorgunluğa ve yaşlanma etkilerine iyi gelmesi nedeniyle son yıllarda kullanımı yaşlı Avrupa’da da yaygınlaşmıştır. Ayrıca yaraları hızla iyileştirmesi, mineral eksikliğini tamamlaması, stres ve kas ağrılarını gidermesi, bağırsakları temizlemesi gibi faydaları bulunmaktadır. Ayrıca kozmetik sektöründe sabun, şampuan, bakım kremi yapımında ve içki sanayinde kullanılmaktadır.

Bazı dinlere göre at sütünün haram olduğu tartışması vardır. İslam fıkıh alimlerine göre eti yenen hayvanların ve insanın sütü temiz sayılmaktadır; bu durumda at sütünün içilmesinde bir sakınca yoktur, demişlerdir. Çünkü atın sütünün içilmesinde savaş vasıtasını zayıflatma yoktur. Diğer yönden bazı hadislerde at etinin yasaklanması, onun pis sayılmasından değil, önemli bir savaş aracı olmasından dolayıdır.

Keçi sütüne gelince keçinin sütü az yağlı ve çok besleyicidir. Hellim peyniri yapımında kullanılır. Keçi tulum peyniri de ünlüdür.

Manda sütü, inek sütünden iki kat yağlıdır. Uzun zaman bozulmadan saklanabilir. Mozorella peyniri ile kaymak yapımında kullanılır.

Deve, sırtındaki hörgüçü, çıkık dişleri, sakallı yüzü ve itici kokusu açısından güzellik ürünleri için ideal bir model oluşturmasa da deve sütünün cilt ve vücut için faydalı olduğu uzmanlarca belirtilir. Batı Afrika ülkesi Moritanya’da kadınların parlak ve pürüzsüz olan ciltleri için deve sütü içtiklerini keşfeden uzmanlar yaptıkları araştırmalarda vitamin zengini deve sütünün, vücudu hem içten hem de dıştan temizlediğini keşfettikleri andan itibaren yaşlı Avrupa bu sütü büyük paralar harcayarak kullanmaya başladı. Vitamin ve protein deposu olan deve sütü Birleşmiş Milletler gıda ve tarım örgütü (FAO) tarafından keşfedildi. İnek sütünden üç kat daha fazla C vitamini ve on kat fazla demir içeren bu süt, aynı zamanda B vitamini ve magnezyum açısından da son derece zengin. FAO yetkilileri sağlık kaynağı deve sütünün Avrupa memleketlerinin raflarında yerini alması için harekete geçerek Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya tüm üretici ülkelere deve sütü ve yan ürünlerini pazarlamayı teklif etti. FAO uzmanları bu ticaret sayesinde 10 milyar dolarlık bir pazarın oluşacağını belirtiyor. Ayrıca deve sütünün etkili maddesi Silymarin olduğundan karaciğer için doğal bir koruma ve ayrıca idrar söktürücü özellik taşır. Bugün dünya pazarında litre fiyatı 50 liradan satılıyor ve taze olarak tüketilmesi öneriliyor.

Kefir; inek ve deve sütlerinin mayalanmasından elde edilen, keskin bir içkidir. İnsan için çok da faydalıdır. Kefir, doğal fermente bir süt içeceğidir. Kaliteli yaşama katkısı kefirin bileşiminde bulunan probiyotik bakteri mayalardan kaynaklanır. Yeterli miktarda ve düzenli olarak her gün tüketildiğinde bağırsak florasını ve sindirim sistemini düzenleyen mikro organizmaların, dost bakterilerin üremesini sağlar. Probiyotik mayalar; vücudun bağışıklık sistemini aktive ederek kötü bakteri ve virüslere karşı koruma sağlar ve beslenmede önemli rol oynar. Bebeklik çağından başlayarak her yaşta, günün her saatinde ve dilediğiniz miktarda güvenle tüketebilirsınız..

Kımız; kısrak, inek ve deve sütlerinin mayalanmasından elde edilen keskin alkollü, geleneksel bir içecektir. Beyazımsı bir sıvıdır; çok eski bir tarihi vardır. İlk olarak Orta Asya’da Türkistan ve Moğolistan taraflarında yaşayan kavimlerce içilmiştir. Kokusu yayık ayranı veya ekşi peynir suyunu andırır. Çalkalanınca köpürür. Zayıf, normal ve sert kımız olarak üç tipte üretilir. Rusya’da kullanımı ve üretimi çok yaygındır. Bu iş için 250 bin kısrak yetiştirilmektedir.

 Saf süt ve türevleri bütün dinlerin belirttiği gibi canlılar için hayat ve yaşam kaynağı olan mucize bir gıdadır. Ülkemizde 16 yaşına kadar çocuklara ve 65 yaşın üzerindeki herkese haftada 2 litre süt ücretsiz verilmelidir. Bu ülkede yaşayan bireyler olarak bolca süt ve süt ürünlerini tüketmeliyiz. Çok tüketim için de satış fiyatını düşürmeliyiz; üretimi arttırmalıyız. Üretimi arttırmak için aile işletmelerine geçmeliyiz. Devlet ve özel sektör, bu işi yapacak ailelere 10 ar adet keçi, kuzu, inek, manda, kısrak ve deveyi ücretsiz vermelidir.  Aileler yetiştiriciliğine soyundukları cinsleri alıp beslemeye başlamalı; bu hayvanların sütünü, yapağısını, gübresini alıp çiftleştirdikten sonra da doğan yavrularını büyütmelidir. Devlet ve özel sektörce kendisine verilen hayvanları kendisine verilen sayıda iade ederek yoluna kendi hayvanları ile devam etmelidir. Devlet ve özel sektör geri aldığı bu hayvanları yeni ailelere vermelidir.

 Bu sistem kartopu gibi büyüyerek ülkemizi yaklaşık 10 yılda dünyanın en büyük ve en dinamik hayvancılık ülkesi yapar. Sistem bu kadar mı basit, diyeceksiniz. İnanın bu kadar basit! Sadece ülkesini ve insanını düşünen, seven devlet adamı ve yöneticisi ile iş adamına ihtiyaç var. Bir de bunu uygulamaya talip olacak, sadaka sisteminde yaşamak istemeyen, karakterli onurlu, inançlı, hak ve adalet duygusuna sahip çalışkan insanlara!

Işık ve sevgiyle kalın!

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber