RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

Bir kalkınma problemi olarak;HIV/AIDS


2015-12-02 09:36:49
Itır Bağdadi

1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde HIV/AIDS ile ilgili bilgiler paylaşılırken genelde unutulan veya çok fazla değinilmeyen bir konu vardır, o da HIV/AIDS’in daha makro açıdan değerlendirildiğinde aslında bir hastalıktan daha çok bir kalkınma veya az gelişmişliğin getirdiği bir problem olmasıdır. Yanlış anlaşılmasın HIV/AIDS bireysel olarak herkesin yakalanabileceği ve herhangi bir bireyin, maddi, etnik, cinsiyet ve diğer özelliklerine bakmaksızın bağışık olmadığı bir hastalıktır ancak dünya çapında HIV/AIDS dağılımına baktığımızda hastaların %70'inin Sahra altı Afrika’da olduğunu görmekteyiz. Dünyada ülke bazında en çok AIDS hastası Hindistan’da bulunmaktadır. Genelde bir ülkenin sosyoekonomik durumu ile AIDS hastalığının yaygınlık oranı arasında bir ilişki vardır. Ekonomisi gelişmiş ülkelerde hastalık daha az yayılmakta ve hastalar daha uzun süre hayatta kalmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde hastalığın yaygınlığı daha fazla, hastaların ömürleri de diğer bölgelere göre çok daha kısadır.

Bugüne kadar 35 milyon insan HIV/AIDS yüzünden ölmüş, günümüzde de 37 milyon kişi HIV/AIDS hastasıdır. Bu kadar çok kişiyi etkileyen bu hastalığın politik ekonomisi nedir?

1.     HIV/AIDS sadece bir sağlık problemi değildir

Çoğu rapor, haber ve araştırma HIV/AIDS’e sadece bir sağlık problemi olarak yaklaşmaktadır, hâlbuki böyle bir hastalığın ortaya çıkması, dünyaya yayılması ve ardından onu kontrol altına alma çabaları politik ekonomi sorunudur. HIV/AIDS bize dünyadaki eşitsizliği, yani gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklılıkları vurgular, hastalığın seyri ve etkileri bir kalkınma sorunudur ve çoğu durumda da kökenleri sömürgecilik dönemine gider. HIV/AIDS her toplumu etkilemekte ama ne kadar etkilediği her toplumun kendi sosyal ve ekonomik durumuna göre değişmektedir. 1970li yıllarda Hughes ve Hunter adında iki araştırmacı tarafından yazılan bir raporda sömürgeciliğin sebep olduğu hastalıklara “kalkınma hastalıkları” adı veriler. Sömürülen ülkelerde genelde yeni hastalıkların yayıldığı, ekolojik düzenin değiştiği, sosyal ilişkilerin bozulduğu, ve büyük sağlık problemlerinin ortaya çıktığı tespitleri yapılır. Bu ülkeler fakir değil fakirleştirilmiş ülkelerdir ve içinde bulundukları yapısal durum yaşadıkları eşitsizliği yaratmıştır.  AIDS işte böyle bir altyapının üzerine yayılır.

2.     Toplumsal cinsiyet eşitsizliği hastalığın yayılmasında önemli bir faktördür

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin daha yaygın olduğu toplumlarda cinsel tabuların da daha sık görüldüğü gözlemlenir. Kadınlar genelde bedenleri üzerinde söz hakkına sahip olmadıkları için cinsel ilişkiye girmek ve korunmak ile ilgili karar veremezler. Çoğu zaman böyle toplumlarda ekonomik koşullar kadınları seks ticaretine de itebilir. Genelde en fakir ülkelerde kadınlar en zor durumda olan en fakir kesimdir. Çocuklarına ve ailelerine bakmak için kötü koşullarda, hayatlarını riske atarak seks işçiliği yapmak zorunda kalabilirler. Diğer taraftan erkekler kırsal kesime yönelik kalkınma planlarının daha az olduğu az gelişmiş ülkelerde köylerinde eşleri ve ailelerini bırakarak şehirlere çalışmaya giderler. Bu göç esnasında seks işçileriyle birlikte olup sonra da evlerine döndüklerinde eşlerine de hastalık bulaştırabilirler. Fakirlik böyle bir kısır döngü yaratır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin diğer bir boyutu da cinsel tercihlerle ilgilidir. Erkekler genelde başka erkeklerle birlikteliklerini gizlemekte ve bu tür ilişkilerde korunma ihtiyacı hissetmemektedir. Cinselliğin tabu olduğu toplumlarda cinsellik konuşulmadığı için nasıl ve neden korunmaları gerektiği bilgileri de yaygınlaştırılmaz.

3.     Devlet sorumludur / HIV/AIDS devletin sorunudur

Az gelişmiş ülkelerde sosyal hizmetler de kısıtlıdır. Eğitim, sağlık hizmetleri, alt yapı çalışmaları ya çok azdır ya da hiç yoktur. Bu tür ülkelerde devlet aslında sosyal anlamda yoktur ve özellikle kırsal kesimlere herhangi bir hizmet sağlayabilecek durumda değildir. Genelde ülkenin ekonomik kriz veya doğal afetlerle de başı dertte olabilir ancak HIV/AIDS gibi durumlarda eğer devlet el atmazsa gelecekteki ekonomik kalkınması çok zor olacaktır. AIDS Alzheimer gibi bir hastalık değildir, genelde doğurgan ve çalışabilecek yaştaki nüfusu etkiler. Bir bireyin hastalanması ekonomiye katkıda bulunamaması anlamına gelir. Erken vefat halinde geride bıraktığı çocuklarının da eğitim hayatları ve ekonomiye katkıda bulunma ihtimali düşer. Yani devletin hastalığın yayılmasını engellememesi dönüp dolaşıp kalkınma planlarını ve ekonomik büyümesini etkiler.

4.     Gelişmiş olan ülkelerde sorumluluk vardır

HIV/AIDS sadece yaygın olduğu az gelişmiş ülkeleri etkilemez. Unutmayalım ki bu tür hastalıklar karantinaya alınabilecek şeyler değildir. Yasadışı göçlerle, küreselleşen bir dünya düzeni içinde herkes HIV/AIDS kapabilir. Bu epidemik tüm dünyayı etkilemektedir ve tüm ülkeler bir araya gelip ortak bir eylem planı üzerinde çalışmalıdır. Sömürgecilik döneminden kalma problemlerle birlikte hastalığın az gelişmiş ülkelerde yayılması daha hızlı olduğu için gelişmiş ülkeler burada bir etik sorumluluk da taşımaktadır. Zamanında uyguladıkları sömürge politikaları geride bıraktıkları ülkeleri sosyal hizmetlerden yoksun, altyapısı zayıf ve sosyoekonomik olarak fakir bıraktığı için günümüzde gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere sorumlulukları vardır. Başkalarını sömürerek kalkındırdıkları ekonomileri şu anda ilaç patentleri gibi teknolojileri elinde tutuyorsa bu tür patentleri toplum sağlığı için ücretsiz olarak bu ülkelerle paylaşmalıdır. Dünya Ticaret Örgütü'nde en fazla tartışılan konular arasında fikri mülkiyet ve özellikle ilaç patentleri gelir.Tedavi edilebilecek hastalıkların ilaçları söz konusu olunca patentleri elinde tutan gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere bir ayrıcalık tanıması gerekmektedir.

HIV/AIDS bize yaşadığımız dünyanın eşitsizliklerini daha net bir şekilde göstermektedir. Dünyadaki HIV/AIDS hastalarının %70'i az gelişmiş olan Sahra Altı Afrika bölgesinde bulunmaktadır ve bu ülkelerin çoğunun sömürgecilik geçmişleri vardır. HIV/AIDS sadece bir sağlık sorunu olarak görüldüğü sürece altında yatan asıl problem olan kalkınmadaki problemler giderilmeyecek ve bu tür hastalıkların yayılmasını sağlayan yapılar da değişmeyecektir.

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber