RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

Aday olduk ey kız kardeşim unutma bizi...


2015-12-11 18:33:26
Itır Bağdadi

Son bir haftadır Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkını kazandığı 5 Aralık gününün 81. yıldönümünü kutlamak için İzmir’in dört bir yanındaki panellere katılıyorum. Genelde kadınların seçilmelerini engelleyen sebepler üzerinde duran analizler yapılıyor ve içinde bulunduğumuz sistemin kadının nasıl seçilmesine engel olduğu tartışılıyor. Bu tartışmalara şahsen katılmakla birlikte kadınların seçilmesinin önünde duran ama çok daha nadir tartışılan bir olaydan bahsetmek istiyorum: Kadınların aday kadınlara oy vermemesi. Kadınları ne kadar çok aday yapalım diye çabalasak da, oy almadıkları sürece adaylık ötesine gidemiyorlar.

Kadınlar arasındaki bu ayrımcılık sadece siyasete özel değil. Geçenlerde genel cerrah bir kadın arkadaş genelde teşhis ve ilk muayene için kadın hastalarının kendisine geldiğini ama ameliyat olmak için erkek meslektaşlarını tercih ettiğinden şikayet ediyordu. 2015 yılı itibariyle Türkiye’deki 184 üniversitede sadece 13 kadın rektör var. Rektörler atanmayla göreve gelseler bile adayların aldıkları oylara baktığınızda kadın akademisyenlerin hemcinslerini değil erkek akademisyenleri yönetici olarak tercih ettiklerini açık bir şekilde görebilirsiniz. Belki de buradaki en çarpıcı örnek geçenlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 20 kadın 6 erkekten oluşan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun kendi arasında yaptığı seçimde bir erkek sözcü seçmesidir.

Peki kadınlar neden kadınlara oy vermiyor? Neden eşitlik talep ederken sesi çıkan kadınlar seçmeye gelince oylarını hemcinsleri yönünde kullanmıyorlar? Tamamen kapsayıcı bir analiz olmamakla birlikte kendi gözlemlerimi bir kaç alt başlıkta toplamak istedim:

1.     Kadınların kadınlara oy vermemesi sadece Türkiye’ye veya bu coğrafyaya özel bir durum değil. Dünyanın her yerinde kadın adaylar hemcinslerinden şikayetçi. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalarda pek çok kadın seçmenin cinsiyete çoğu zaman erkeklerden daha çok baktığını göstermiş. Tabii bence buradaki en önemli etken yetiştirildiğimiz sistemin doğdumuz andan itibaren kadınları yönetici olarak erkeklerden daha aşağı göstermesiyle alakalı. Liderlik gibi bazı kişilik özellikleri erkeklere atfedilirken, merhamet, hoşgörü gibi daha az değer verilen özellikler kadınlardan beklenmekte. Yani kısacası kadınlar seçme hakkına sahip olsa bile seçilecek ve yönetecek pozisyonlara erkekleri layık görüyorlar.

2.     Sanılanın aksine Türkiye’deki kadın seçmen sayısı erkek seçmen sayısından fazla. Kazete’de geçen yıl çıkan bir habere göre Türkiye’deki kadın seçmen sayısı erkeklerden yaklaşık 713 bin daha fazla. Eğer bir kadın seçmen bilinci olsa sandıktan çıkan sonuçlar çok daha farklı olabilir ancak kadınlar ortak hareket etmedikleri için her seçimde bölünüyorlar ve siyasal ideolojiler arasında kayboluyorlar. Sonuç olarak daha fazla kadın seçmenin bulunduğu bir ülkede kadın oylarıyla TBMM’de erkekler %85 temsil edilirken, kadınlar sadece %15 temsil ediliyor.

3.     Yapılan araştırmalar kadınların adayları değerlendirirken kadınlardan beklentileriyle erkeklerden beklentilerinin farklı olduğunu tespit etmiş. Mesela kadın adayların fiziksel görüntüsü çok önemli bir faktörmüş, erkek adaylardan aranmayan hayat stiliyle ilgili yargılamalara kadın adaylar daha çok maruz kalıyormuş. İşin aslı kadınlar diğer kadınları erkeklerin başlattığı ve teşvik ettiği standartlara göre değerlendirmekte. Önemli başka bir unsur da kadın adaylar ortalama olarak erkek adaylardan daha eğitimliyken, kadın seçmenler erkek seçmenlerden daha eğitimsiz durumda. Yani aday kadınların çoğu üniversite mezunu, hatta yüksek lisans veya doktora derecesi sahibiyken, seçmen kadınların beşte birinin ilkokul diploması bile yok. Seçen kadın ve seçilen kadın arasında uçurumlar var.

4.     Kadınların gerek liderlikle ilgili önyargılarını gerek kadın adaylara bakış açısını medya yönlendirmekte, bu yüzden de medyanın toplumsal cinsiyet bakış açısına sahip bir eğitimden geçmesi gerekmekte. Kadının medyada nasıl temsil edildiği kadınlarla ilgili önyargıları sadece pekiştirmekte. Biraz önce de bahsettiğim gibi kadın seçmenlerinin beşte biri ilkokul mezunu değil. Kadınların işgücüne katılım oranının da %30 civarında olduğunu düşünürsek, kadınlar genelde evde gündüz kuşağındaki programları izlemekte. Evlilik programları ve kadınları erkeklerden daha aşağı gösteren programlar izledikçe kadınlarla ilgili bu tür önyargılar pekişmekte. Kadın adaylar bu tür önyargılarla da mücadele etmek zorunda kalıyor.

Kadınların seçme seçilme hakkını kazanmasının üzerinden tam 81 yıl geçti. 81 yıl sonra meclise son genel seçimlerde sadece 82 kadın seçtirebildik, geri kalan 468 tanesi erkek. Seçmenin yarısından fazlasının kadın olduğu bir ülkede kadınlar kadın adaylara destek olsaydı, kendi partileri içinde kadın adaylar için lobi çalışmaları yapsaydı, bugün Meclis’teki temsil oranları çok daha farklı olabilirdi. Artık kadınların seçilmemesinin önündeki engelleri araştırırken, sistematik, kişisel, ekonomik, ve kurumsal kısıtlamaların dışında biraz da kadınların seçmen davranışlarının altında yatan sebepleri de araştırmamız gerektiğini düşünüyorum.  Kadınlar aday olmasına oluyor ama önce kendi hemcinsleri tarafından eleniyorlar. Uzun lafın kısası, önümüzdeki seçimler için “aday olduk ey kız kardeşim unutma bizi” diyorum... Seçme ve seçilme, ikisini de ortak bir kadın bilinciyle yapabileceğimiz güzel günlere...

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber