RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

Yeni Yılda Sürdürülebilir Feminist Kararlara Davet: Hep Birlikte Kadının Adı Var Diyelim...


2016-01-08 09:33:34
Itır Bağdadi

Hoşgeldin 2016. Her yeni yıl birlikteliğinde, en azından ilk bir kaç gününde, bir optimizm, bir değişim umudu ve hayatımıza yön vermemizi sağlayacak bir kudret getirir bizlere. Genelde Ocak ayı spor salonlarına en fazla katılımın olduğu aymış, yeni yıl kararlarıyla spora heves edenlerin %80’i de Şubat ayının sonuna kadar spor aşklarından vazgeçerlermiş. Yeni yılın gelmesiyle birlikte ben de herkes gibi bu yıl tekrar hayatımla ilgili önemli kararlar alayım dedim. Sağlıklı beslenmeyle ilgili kararlılığım yeni yılın ilk günü mantı ziyafeti sebebiyle sonlandı, spor yapmakla ilgili tam bir hareketlilik gösterecektim ki İzmir’de soğuk hava, arkasından bitmeyen yağmurlar derken, bu karar da bilahare uygulanmak üzere ertelendi... Her gün günlük tutayım dedim, ayın 7si itibariyle ona da henüz başlayamadım... Tam tasarruflu bir yıl geçireceğim derken Amsterdam’a bilet aldım... Anlayacağınız bu yeni yıl kararlarına çoğumuzun tam yılbaşında hayatımızla ilgili aldığımız ama bir türlü hayata geçiremediğimiz niyetler de denilebilir. Bu yıl bu tür kişisel hedefler yerine ben de sizi feminist ve sürdürülebilir kararlar almaya davet ediyorum.

Nedir ay bu feminist kararlar ve yeni yıla bile feminist bir bakış açısı mı getireceksin yahu dediğinizi duyar gibiyim. Feminist kararlar, kadın veya erkek olmanıza bakmaksızın, tüm toplumumuzu etkileyecek, sonuç olarak da sadece kendinize değil tüm topluma karşı sizi sorumlu hale getirecek kararlar. Tüm topluma karşı sorumlu olunca da yerine getirme ihtimaliniz yükseliyor, üstelik listede sıraladıklarım da şınav çekmekten daha kolay, söz veriyorum... Bir kaç altbaşlıkta sizler için kısa bir liste derledim, sanırım çoğumuzun kolayca yerine getirebileceği kararlar olduğunu göreceksiniz:

1. Feminizm de kadın da ayıp kelimeler değildir – yeni yılda kullanmayı öğrenin ve seksist konuşanları da hiç çekinmeden eleştirin. Kadını ilgilendiren konuları da bu sayede daha derin bir şekilde öğrenin...

Feminist kelimesi bazı yerlerde öcü kelimesinden beter olmuş durumda. Bir yere gittiğinizde feminist olmanızın yayılmasıyla birlikte sizden beklenilen ya erkek düşmanı, ya lezbiyen, ya bakımsız erkek gibi bir kadın olmanız ya da bunların farklı permütasyon ve kombinasyonlarını yerine getirmeniz. Bu önyargı o kadar yaygın ki bazen eğitimli kadınlar bile toplantılarda “ben kadının tarafındayım ama feminist değilim” diye zavallı bir şekilde kendini kabul ettirme çabaları sarf etmekte. Öncelikle feminizm ne erkek düşmanıdır, ne de eşcinsellerin ürettiği bir teoridir. Feminizm toplumdaki tüm bireylerin, cinsel kimliklerine bakmaksınız, önemli olduğunu savunur. Bu inanç doğrultusunda toplumdaki eşitliği sağlamak için de toplumun tüm kurumlarının tek bir cinsiyeti savunacak ve ilerletecek şekilde değil, herkesi kapsayacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini savunur. Feminizm aynı zamanda özel alan kamu alanı ayrımı da yapmaz. Özel alanda olan da politiktir. Bir kadın evinde şiddet görüyorsa bu “özel” değildir, bir insan hakları ihlali vardır ve politik bir olaydır. Feministler özellikle 20. Yüzyılın ilk yarısından itibaren örgütlenmeye ve erkek egemen sistemi sarsmaya başladılar. Nitekim onların mücadeleleri sonucunda kadınlara seçme seçilme hakkı verildi, ekonomide eşit iş için eşit ücret yasal zorunluluğu getirildi, devletler kadın erkek eşitliğini sağlamakta sorumlu kılındı, vs vs... Feministler tabii bu mücadeleleri yaparken egemen olanları sarstıkları için kötülendiler – nitekim erkek düşmanı veya lezbiyen etiketleri böyle bir çıkara hizmet etmektedir, özellikle bizimki gibi homofobik eril bir toplumda. Feministler son zamanlarda erkek haklarını da savunur oldular, mesela erkeklerin de doğum izni hakkının olması gerektiği gibi. Bu arada feministlerin bir kısmı eşcinsel de olabilir, ama toplumdaki bireylerin kişisel tercihlerinin ne olduğunun bir önemi yoktur, nitekim liberal demokratik bir sistemde yaşamak istiyorsak insanlar kendi hayatlarıyla ilgili özgür karar verebilmelidirler ve her birey cinsel kimliği ve cinsel tercihleri ne olursa olsun eşittir.  Feminist kadınları bir de görüntü kriterleriyle eleştirenler de vardır. Nedense tüm feministlerin kısa saçlı, bacaklarını almayan, eşofmanlarla gezmelerini bekleyen bir kitle bulunmakta. Aslında hem feminen hem de feminist olan çok kadın vardır ama buradaki asıl acı durum kadınları dış görüntüleriyle bu kadar acımasızca eleştirebilmemiz. Kadınlar istediklerini giyebilmeli ve görüntüleri yüzünden bu kadar kolay ve açık bir şekilde, bazen kendi hemcinsleri tarafından bile eleştirilmemeli. 

Kadın kelimesinin kullanımı da aynı şekilde toplumumuzda kibarlığa meraklılar tarafından “bayan” (veya “bağyan”) şeklinde kullanılmakta. Bayan bir hitap şeklidir ve bay kelimesini kullanmadığınız hiç bir yerde kullanılmamalıdır. Kadın ise bir cinsel kimliktir, tıpkı erkek gibi.  Kibarlık kılıfı altında bayan kelimesi aslında erkek egemen zihniyetin dilimize yansımasıdır. Bu şekilde kadın aslında cinsel kimliğinden uzak tutulmakta ve kadınların cinselliğini yok sayan, onu bu kimliğinden uzak tutmaya çalışan toplumsal baskıya da maruz kalmakta. Sonuç olarak bayan kelimesi kibarlık göstergesi değil kadını ezen bir zihniyetin ürünüdür, siz siz olun bay kullanmadığınız hiç bir yerde bayan kelimesini kullanmayın.

Gelelim bu durumlara ters düşen davranışlar sergileyen kişilere karşı ne yapmalıyız? Açık açık seksist olduklarını belirtmekte hiç bir sakınca yoktur. Eğer kadın-erkek eşitliğine inanıyorsak bunu hareketlerimize de yansıtmalıyız. Irkçı, ayrımcı, aşağılayıcı davranışlarda bulunanların hareketlerini susarak ödüllendirmek veya sessizce kabul eder pozisyonuna düşmek yerine açık açık yaptığı davranışın neden yanlış olduğunu söylemeliyiz. Yeri gelmişken eril toplum bu yüzden feministlerden hoşlanmaz çünkü onların yaptıkları ayrımcı davranışları feministler yüzlerine vurarak sistemi değiştirmeye çalışır. Kadınlar bu arada erkeklere göre daha sık özür dilemekteymiş, hatta geçenlerde Google kadınlara “özür” kelimesi yerine başka kelimeler öneren bir uygulama bile geliştirdi. Eğer birisi kadınları düşünmeden seksist söylemlerde bulunmaktan utanmıyorsa onu uyarınca siz neden utanasanız ki? Yanlış anlamayın, kusura bakmayın, özür dilerim gibi söylemleri kadın olarak hayatımızda azaltarak kendi eşitliğimizi de sağlamak için bir adım atabiliriz.

Tüm bunları yaparken toplumumuzda kadını ilgilendiren konuları daha derin bir şekilde öğrenmeliyiz ve bu konularla ilgili fikir sahibi olmalıyız. Politik olarak alınan her karar, hangi alanda olursa olsun kadını ilgilendirir ve bu konular tartışılan diğer mevzulara göre ikinci sınıf konular değildir. Tarım, sağlık, ekonomi, kalkınma, ceza kanunu, seçim sistemi, yerel yönetim ve bunun gibi pek çok konuda alınan kararlar kadınların hayatlarını birebir etkiler. Bu konulardaki kadın bakış açısını öğrenin ve hangi siyasi partiye ve bakış açısına yakın olursanız olun kadını da kapsayan bir bakış açısı talep edin, hatta bu bakış açısı olmayınca da desteğinizi vermeyeceğinizi açık açık belirtin.

2. Diğer kadınları destekleyin...

Kadınların birbirleriyle olan rekabeti bilinir. Genelde eril sistem bunu kadınların doğasına ve  birbirlerini çekememelerine bağlamaktadır ama gerçek sebebi yine erkek egemen sistemin yarattığı tek taraflı dağılımdan kaynaklanmaktadır. Kadınlar toplumdaki tüm nimetlerden daha az pay aldıkları için birbirleriyle sürekli rekabet etmek zorunda kalırlar ve kendilerine verilen o kısıtlı alan ve kaynaklarla diğer kadınlarla mücadele etmek üzere toplumda kodlanırlar. Doğduğumuz günden itibaren kadın doğasıyla ilgili bize söylenilen atasözlerini, eğitimi, televizyon dizilerini, gazete haberlerini, çok satan kitapları ve komşu muhabbetlerini bir düşünün. Kadınları birbirleriyle rekabete zorlayan ve sonra da erkekleri çözüm sunan ve yönetimi ele geçiren taraf haline getiren söylemlerden ve hareketlerden bu yeni yılda uzak duralım. Bunu yapmanın en güzel yolu da diğer kadınların başarılarını kutlamak, işçi ve yönetici kadınları desteklemek, kadınların ürettikleri eserleri okumak, genç kadınlara örnek olmak ve en önemlisi kadınlara oy vermek.

3. Medyada Bechdel testinden geçmeyen film ve dizileri izlemeyin

Medyanın bizlerin üzerindeki etkisi tartışılmaz. Her gün televizyonda, sinemalarda, haberlerde pek çok imaj ve söyleme maruz kalmaktayız. Maalesef ülkemizde medya çok seksist şekilde ilerlemekte. Çoğu dizide, haberde ve filmde kadınlara toplumun beklediği davranışlar aşılanmakta ve açık açık baskı uygulanmakta. Ne demek istediğimi daha iyi anlamanız için evlilik programlarına bir bakın derim. İyi bir kız nasıl davranmalı, nasıl oturup kalkmalı, eş bulmak için ne tür özelliklere sahip olmalı, karşı cinsle ilişkilerinde nasıl davranmalı gibi konularda toplumun kadını aşağılayıcı tavırları çok açık bir şekilde gözlemlenmekte. Hele bir de SMS oylaması işin içine girerse toplum baskısı daha da vurgulanmakta, eril sistemin uygun gördüğü gibi davranmayanlar elenmekte, seksist davrananlar ise ödüllendirilmekte. İşte medyanın bu tür seksist davranışlarının altını çizmek için Amerikalı karikatürist Alison Bechdel kendi adını taşıyan Bechdel testini icat etmiş. Test izlemekte olduğunuz film veya programla ilgili 3 soru soruyor: 1. İsimlerini bileceğimiz şekilde iki kadın karakter kurguya dahil mi? 2. Bu iki kadın karakter birbirleriyle hiç konuşuyorlar mı? 3. Konuştuklarında erkekler dışında bir konudan bahsediyorlar mı? Şimdi bir düşünün bakalım, bizde kaç tane program bu testten geçerdi? Yeni yıldaki hedeflerimizden biri de kadınları toplumda karar veren bireyler olarak değil de sadece erkekleri ele geçirmeye çalışan, terbiye edilmesi gereken varlıklar olarak gösteren seksist programlardan uzak durmak olmalı. İzlediklerim bu testin bir iki sorusundan geçiyor, izlemekte ne sakınca var diye merak edenlerle de şu bilgiyi paylaşmak lazım: genelde hiç bir ürün 2-3 saat hiç kadın göstermeksizin satılamayacağına göre kadınları sadece cinsiyetçi pazar mantığıyla o programa yerleştirmiş oluyorlar ya da kadınların toplumdaki yerinin sadece erkek dünyasının bir süsü olarak algılıyorlar.  Kadın erkek hikayelerinin süsü değildir diyorsanız bu tür programlardan uzak durun. 

Yeni yıla topluma yarayacak kararlarla girmeyi hedefliyorsanız kolaylıkla yapabileceğiniz sürdürülebilir bir listeyi size sunuyorum: feminist olun, bağyan yerine kadın kelimesini kullanın, seksist konuşanları uyarın, her alanda diğer kadınları destekleyin, ve medyada seksist programlardan uzak durun. Sanırım her gün spor yapacağım, en az 10 kg vereceğim gibi hedeflerden daha kolay sürdürebileceğiniz bir liste oldu. Hepimizin yeni yılı tekrar kutlu olsun feminist kadın ve erkek kardeşlerim, bu yıl hep birlikte davranışlarımızla kadının adı var dediğimiz bir yıl olsun...

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber