RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

KADINLARIN TAHT OYUNLARI


2016-01-28 10:34:17
Itır Bağdadi

Bir gurbetçi saflığı ile katıldım feminist sivil toplum hareketine. Bilirsiniz, yurt dışında yaşayan gurbetçilerimiz anavatanla ilgili saf ve bazen fazla iyimser düşünceler beslerler, yıllar sonra da memlekete geldiklerinde Jet Fadıl gibi biriyle tanışıp yıllar boyu kafalarında yarattıkları iyimser önyargıları tekrar gözden geçirmek zorunda kalırlar.

Ben de, tamamen bu gurbetçi saflığı ile, lisans ve doktora çalışmalarımda teorik olarak aldığım feminizm eğitiminden sonra feminist sivil toplum örgütlerine katılarak pratikle harmanlamak istedim. Pratikte feminist sivil toplum örgütlerine katılmadan teorik boyuttaki eğitimin havada kaldığını düşünmekteyim. Bir de kadın olmanın getirdiği bir praksis de var - madem kadınım ve bir sınıf olarak eziliyoruz, teorikteki inançlarımı da hareketlerime yansıtmalıyım diye düşündüm.

Yazımı fazla ilerletmeden sizlere sivil toplum bağlarımı afişe edeyim isterseniz: Kadın Adayları Destekleme Derneği'nin (KADER) Danışma Kurulu üyesiyim ve İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi'nin de Yürütme Kurulunda yer almaktayım. Hem yerel siyaset açısından hem de ulusal düzeyde Türkiye'de yapılan feminist toplantılara ve çalışmalara sık sık katılmaktayım.

En büyük hayal kırıklıklarımdan biri katıldığım çoğu toplantıda kadınların hepsinin aynı şeyi savunuyor olmasına rağmen eril sistemi sorgulamak ve yeniden inşaa etmek için birlikte çalışmak yerine önce birbirleriyle uğraşıp yıpratmayı tercih ediyor olmaları. Bu yazıyı yazarken çok düşündüm, ne de olsa birlikte çalışmakta olduğum kızkardeşlerimi eleştireceğim ve önümüzdeki günlerde yapılan toplantılarda da tekrar eleştirdiğim yol arkadaşlarımla bir araya geleceğim.

Kadınların birbirleri ile yaşadıkları anlaşmazlıklar aslında kendi aramızda konuşulmakta olsa bile genelde hangi boyutta olduğu dışarıya çok yansıtılmamakta. Bu tür anlaşmazlıkların daha görünür hale gelmesi ile belki de bu açıdan bir problem yaşadığımızın farkına varıp çözümler üretebiliriz. Farkındayım yazının hassasiyetinden dolayı da bazı kızkardeşlerim bana küsebilir, hatta feminist harekette de biraz dışlanabilirim. Diğer taraftan böyle bir yazıyı yazmak istediğimi söyleyince de mağduriyete uğradığını düşününen pek çok kadın arkadaşımın da desteğini gördüm. Kırılmış kolu, yen içerde kalmadan, gangren olmadan tedavi ettirmemiz gerektiğini düşünerek bugün iğneyi eril sistemden önce kadınlarımızın kendilerine batırmaya karar verdim...

Öncelikle, bu feministler neden birbirleriyle geçinemiyorlar diye merak edebilirsiniz. Aslında feministler homojen bir grup değildir. Farklı kimlikler, farklı bakış açıları ve kadın konusuna farklı yaklaşımlar barındıranlar vardır. Hatta bu tür farklı kimlikleri anlatmak için kesişimsellik adında bir teori de türemiştir. Bu teoriye göre kadınların aslında konumu sadece cinsiyetleri tarafından değil aynı zamanda sınıfları, etnik kökenleri ve başka özellikleri tarafından da belirlenir. Yani Alevi bir kadın, Roman bir kadın, işveren bir kadın, ve işçi bir kadın hayatı sadece kadın olarak değerlendirmemekte, bu diğer özelliklerinin de çerçevesinde bakış açısını belirlemekte. 

 

Durum böyle olunca bazen  farklı kimlikler birbirleriyle çatışmaktadır. Mesela, ABD'de beyaz feministler ile siyahi feministler aralarında sürekli problem yaşarlar. Aynı zamanda kadınlara rol alabilecekleri o kadar az fırsat sunulmakta ki kadınlar aslında erkeklerle değil verilen o kısıtlı pozisyonlar için diğer kadınlarla mücadele etmek zorunda kalırlar. Son yıllarda gözlemlerim dahilinde her kadın grubunun olmazsa olmaz bazı kadın profillerini tespit ettim, bazılarını ne demek istediğim netleşsin diye biraz fazla abartmış olabilirim, şimdiden bunu okuyan bacılarım kusura bakmasın demek istiyorum. Tanımlar birbirini dışlayan tanımlar değildir, bir kadın birden fazla gruba da ait olabilir.

 

·         Fularlı kadınlar: Farklı bakış açılarını temsil etseler de genelde Kemalist ağırlıklı bu  kadınlarımız rozet de takabilirler, hatta fular ve rozet bir kombin halinde satılıyor diye düşünmeye bile başladım. Fular bazı toplantılarda, özellikle Ankara’da bir toplantıya katılıyorsanız, üniforma görevini görmektedir. Fuları takan kadınlar genelde saç baş konusunda da hassastırlar, herhangi bir saç teli yerinden çıkmaz, etek boyu diz boyu veya biraz altıdır ama asla üstü değildir. Genelde takım elbise giyilecekse lacivert tercih edilir. Fularlı kadınlarımız genelde Kemalist olurlar, ya da bürokratik yapıyla bir ilişkileri vardır ve farkında olmadan eril sistemi sürekli savunurlar. Fular bir yerde modernleşmenin, Batı'ya gitmiş olmanın, veya Batılaşmanın bir simgesidir onlar için. Her toplantının muhakkak İstiklal Marşı ile açılması, bir de saygı duruşu yapılması konusunda ısrarcıdırlar. Eğer kadınla ilgili bir problem varsa genelde Atatürk doğru anlaşılmadığı için veya Cumhuriyet’le birlikte bize verilen hakları doğru kullanmadığımız için olduğunu savunurlar. Sanki Cumhuriyet öncesi Osmanlı ‘da kadın haklarını savunan herhangi bir kadın grubu yokmuş gibi kendi kadın tarihlerini de pek bilmezler ya da Cumhuriyet öncesi kadın tarihine pek atıfta bulunmazlar. Genelde eril sistemin kurumlarıyla sorunları çözmek isterler, sürekli dilekçeler ve davalardan bahsedilir. Genelde mücadeleci kadınlardır, farkında olmadan eleştirdikleri taraf kadar aslında bazen olayları tek taraflı görmektedirler. Bu kadınlarımız genelde erkek gibi siyaset yaparlar.

·         Emekliler Kulübü: Genelde iş, güç, hayat derken pek çok kadın sivil toplum ve siyasete hayatta kendi için belirlediği hedefleri gerçekleştirdikten sonra girer. Önce okur, evlenir, çalışır, evini arabasını alır, çocuklarını yetiştirir, vs vs. Tüm bunlar bitince, emeklilik ile birlikte aktif hayata devam etmek isteyince sivil topluma katılırlar. Bu grubun içinde tabii altın günü yapar gibi feminist olan kızkardeşlerimiz de vardır. Onlar için feminist sivil toplum sosyalleşme alanıdır. Feminist yaklaşımlar ve kadınları ilgilendiren projelerin teorik boyutunu çok bilmezler ve pek çoğu da ilk katıldığında kadın demekten utanıp “bağyan” diye kadınlara hitap ederler. Çoğu toplantıda “ama biz anneyiz” diye söz hakkı alırlar. Aralarında çok iyi niyetli evde kedi besleyen ama dünyadan bihaber teyzeler de vardır. Konuşmacı olduğum toplantılarda “ben anneyim” diye kendini tanıtan olunca ben de özellikle “ben de bekarım, evde kaktüs bile bakamam” diye kendimi tanıtıyorum. Bunun sebebi de kadının kimliği sadece annelik üzerinde tanımlanmamalı - her kadın anne olmak zorunda değildir. Genelde bu gruptaki kadınlarımız kadının hep anne ve aile içindeki rolüne ağırlık verirler. Özellikle bir devlet işinden emekli olmuşlarsa zaman zaman fularlı kadınlarımızın özelliklerini de taşıyabilirler.

·         Hobi olarak feministlik yapanlar: Genelde bu grupta yer alan kadınlarımızın zengin kocaları veya babaları vardır, bazılarının da etkin veya tanınmış bir erkek destekçisi olabilir. Bazılarına, biraz ağır olacak ama, erkek "yancısı" bile diyebiliriz. Bu kadınlarımız güçlerini işbirliği içinde oldukları erkeklerden alırlar, bu zengin bir baba, eş veya başka önemli bir siyasi isim olabilir. Genelde bir partinin kadın kollarının başına gelen, milletvekili seçilen veya çok uğraşmadan yönetici olan bazı kadınlarımız bu gruptandır. Bu kadınlarımızın bir kısmı da toplantılara gelmez ama fotoğrafçı varsa veya basına çıkılacaksa hemen ön sırada sınıfın en çalışkan öğrencisi olarak katılırlar.  Genelde siyasete bakış açısı da onlara destek olan erkeklerle aynıdır.  Sadece cinsiyet olarak kadın ama mentalite olarak erkek gibidirler.

·         Lider kadınlar: Bu kadınlarımız adı üstünde lider kadınlardır, liderlik dışında herhangi bir görevde bulunmazlar. Benim de üyesi olduğum akademisyenler maalesef bu gruba dahildir. Genelde “toplanın da sizlere bir şeyler öğreteyim” deyip aslında birlikte olduğu kadınların bazı konularda kendilerinden daha bilgili olduğunu anlamayan bir kitle vardır. Lider kadınların arasında bir de liderlik pozisyonu dışında hiç bir iş yapmayan kadınlarımız vardır. Sadece seçimden seçime başkanlığa adaylığını koyduğunda görürsünüz, seçilemezse bir sonraki seçime kadar sırra kadem basar. Akademisyen kadınlarımız da (tabii ki istisnalar dışında) kadın hareketinde tabanda çalışmadan direkt olarak tepeden yönetici pozisyonuna alınmayı beklerler. Bu da bulundukları parti veya STK'nın içindeki diğer kadınlarla aralarında kopukluklara sebep verir. Birlikte var olan ama birbirini anlamayan kadınlar olur. Liderlik zor bir görevdir ve başarılı bir lider olmak için eğitim yeterli değildir. İyi liderler takımlarındaki üyelerin yetkinliklerine göre görev dağılımı yapan ve herkesin nihai ürüne katkıda bulunmasını sağlayan bireylerdir. Her işi kendi yapan, bazılarını insan olarak veya bakış açısını beğenmediği için dışlayan, kendisine muhalefet yapan herkesi düşman olarak gören, her faaliyetteki en ince detayları başkalarına söz hakkı vermeden kendi yürütmeye çalışan kişiler iyi lider olamazlar.

·         Hukukçular: Hukukçularımızın bir kısmı aslında fularlı kadınlar grubuna girer ama onlar için özel bir tanımlama yapmak istedim. Kadın toplantılarının olmazsa olmazı hukukçulardır. Tüm toplantılarda usül ile katkılarıyla toplantıda herhangi bir karar alınmasını engelleyebilirler ve sonuç olarak toplantının gündemi yapılan veya yapılacak olan faaliyetlerin doğru usüle göre olup olmadığı üstünde döner. Diğer taraftan da muhafazakar kadınlarımız her toplantıda Türk ailesinin örf ve adetleriyle ilgili bilgi vererek, bazen de dini vurgular yaparak toplantıda alınan kararları etkilemeye çalışırlar. Usül veya gusülden her ikisi de toplantıları gasp etmektedir.

·         Mağdur bacılarımız: Genelde bu gruptaki kadınlarımız da her olayda kendilerini mağdur görürler ve sonuç olarak çoğu toplantıda muhalefet yaparlar. Amerika'daki siyahi feministler bu gruptadır, bizde de farklı etnik kimliklere sahip kadınlarımız bu tür muhalefeti yapmaktadır.  Her toplantıda onların şikayetleri dillendirildikçe "ne çektiniz be bacılarım" demek gelir içimden...

 

Bu yazıda pek çok kadın örgütünün içinde bulunan, kişilik ve hayata bakış özelliklerinden dolayı çatışmaya girebilecek kadınlardan biraz örnek vermek istedim. Aslında bu kadar farklı olmamıza rağmen hepimizi mağdur eden eril sistemdir. Birbirimizle çatıştıkça o sistemde gerekli olan değişimleri ertelemekteyiz. Kadınlar cinsiyet dışındaki kimlikleri öne çıktıkça kadın hareketine bariz bir şekilde zarar vermektedir, hatta çoğu zaman o yıkmaya çalıştıkları eril sistemin devamını sağlamaktadır. Böyle siyaset yapan kadınların da erkeklerden hiç bir farkı kalmadığı için kadın hareketine de yarardan çok zararları vardır. Sevgili kızkardeşlerim, bir an önce uyanın ve birleşin, kırın şu eril zincirlerinizi, önce de kendi zihniyetinizdeki erkek egemen yapıdan başlayın...

 

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve  Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

 

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber