RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

Ay Aman Huzurumuz Kaçmasın: Avrupa Değerlerinin Suriyeli Mültecilerle Zorlu Sınavı


2016-02-06 16:13:17
Itır Bağdadi

Hafta başında Oslo’da bulunan Norveç Atlantik Komitesi’nin davetli konuşmacısı olarak 1965 yılından itibaren her yıl düzenlenen Leangkollen Konferansına katıldım. Bir gelenek haline gelen halka kapalı ve özel davetlilere açık olan toplantıya bu yıl 150’nin üzerinde başbakanlık, dışişleri, adalet ve savunma bakanlığı temsilcileri (bakan, müsteşar düzeyinde), Oslo’da büyükelçiliği bulunan farklı devlet temsilcileri, milletvekilleri, düşünce kuruluşları, basın, siyasi parti yöneticileri, ticaret odaları başkanları, akademisyenler ve ordu mensupları katıldı. Konferansın düzenlenmesinde katkıda bulunanlar arasında Nobel Enstitüsü de olduğu için açılış oturumu Enstitü’nün Nobel Barış Ödüllerinin duyurulduğu salonda yapıldı.

 

Bu yıl açılışta konuşma yapanlar arasında Norveç’in Dışişleri ve Savunma Bakanları vardı. Toplantıda elinizi sallasanız bir devlet adamı veya ünlü bir akademisyen, ya da muhabire çarpıyorsunuz, bu yüzden akademik kariyerimde katıldığım en yüksek düzeyde katılımcıların bulunduğu konferans diyebilirim. Toplantı bu yıl bölgedeki son gelişmelerden dolayı Orta Doğu ve Suriyeli göçmenler odaklıydı, tahmin edeceğiniz üzere Türkiye’ye de ilgi çok fazlaydı. Önümüzdeki günlerde Türkiye’yle ilgili yaptığım konuşmayı Türkçe’ye çevirip sizlerle paylaşacağım. Bugünkü yazımda ise daha çok diğer konuşmacıların söyledikleri ve bunların Türkiye’ye yansımalarını sizlerle paylaşmak istedim.

 

  • Oslo’dan izlenimler...

 

Toplantının içeriğine gelmeden önce toplantının ve katılımcıların davranışlarından biraz bahsetmek istiyorum. Her şeyden önce toplantının organizasyonu bizimkilerden çok farklıydı. Nobel Enstitüsündeki açılıştan sonra milletvekili, müsteşar, basının önde gelen temsilcileri, konuşmacılar ve diğer katılımcıları organizasyonun ayarladığı otobüslerle Leangkollen’deki konferans salonuna getirdiler. Öyle özel makam araçları, korumalar, hava atan devlet bürokrat edaları yoktu. Norveç toplu taşıt kullanmaya çok özen gösteren bir ülke, karbon emisyonlarını daha da azaltmak için elektrik arabaları tercih ediyorlar, arabaların şarj edilmesi de devlet tarafından karşılanıyor.

 

Dikkatimi çeken diğer bir unsur da zamana olan saygıları. Genelde konferanslardaki oturumlar beklenilen sürelerde başlamazlar ve bitmezler, konuşmacılar da sürelerini genelde aşarlar. Bu konferansta Bakan bile olsanız zaman konusunda sizi uyarıyorlar. Bir de konuşma yaptım, şakşak alkış hadi ben kaçar diyen Bakan yok, toplantıda konuşuyorsanız soruları da cevaplamak zorundasınız. Tabii tüm bunlar olurken bizlerdeki gibi saniyede bin flaşlı foto çekip de düzeni bozan basın da yok. Önceden belirlenen yerlerde basın kameralarını sabitlemiş, öyle dolaşan fotoğrafçılar yok. Hatta sürekli fotoğraf çeken insan yok. Benim gibi her anı görüntülemeyi seven biri için bile gerçekten zor oldu, nitekim paylaştığım çoğu fotoğraf etrafa pek çaktırmadan karizmamı sarsmadan çektiğim görüntüler.

 

Konuşmacıların hepsi konuşmalarında tarih, edebiyat ve sanata atıfta bulunarak konuştular. Yani aslında kendi konuları dışındaki gelişmelerle de iç içe olan bir grup vardı. Sanatı bilmeyen, edebiyatı okumayan, dünya tarihinden bihaber insanlar topluma ne kadar yarar sağlayabilir? Büyük resmi görmek yerine, kendi küçük dünyaları içinde kaybolurlar, işte bu yüzden kendi ülkemizde sanata olan yatırım ve saygıyı düşününce utandım.

 

Toplantıda tercüman da yoktu bu arada. İngilizceniz yeterli değilse toplantıya katılmanızın bir anlamı olmadığını düşünüyorlar sanırım. Yabancı dili olmayan biri ne dünyadaki gelişmeleri tam izleyebilir ne de bu tür toplantılarda geleceğe dönük ağlar kurabilir. Katılan tüm siyasetçiler anadilleri gibi İngilizce biliyordu. Elbette Avrupa’da olmanın bir avantajı var ama bizim ülkemizde bir toplantıya katılıp halı satıcısı İngilizcesinin ötesine giden kaç siyasetçimiz var bir düşünmemiz lazım... İletişim kuramazsanız, derdinizi de anlatamazsınız... Maalesef, yabancı dil eksikliği sadece siyasetçi ve bürokratlarımızda yok, pek çok akademisyenimiz de aynı durumda. Üniversitelerimizin yabancı dillerini geliştirmeleri için akademisyenlerine daha fazla fon ayırmaları gerekiyor. Bu tür toplantılarda katılmak ve geleceğe dönük projeler yapmak için yabancı dil olmazsa olmaz. Maalesef pek çok üniversite bu konuda fonlarını azaltmış durumda.

 

  • Gelelim Suriyeli göçmenlere...

 

Oslo’daki medeni tavırları ve hayat tarzlarını sizlerle paylaştıktan sonra aslında bu dünya bakış açısına tamamen ters düşen Suriyeli göçmenlere olan bakış açılarını paylaşmak istiyorum. Avrupa’yı Suriyeli göçmenler konusunda bir korku sarmış durumda. Sadece korku değil, bir plansızlık ve kafa karışıklığı da var. Oturumlar arasında kiminle konuştuysam, “Türkiye bu göçmenleri elimizden bir alsa...” şeklindeydi. Yani anlayacağınız, Avrupa Türkiye’yi tabiri caizse bir göçmen deposuna çevirmeyi hedeflemekte. Ay aman huzurumuz kaçmasın diyerek Suriyeli göçmenlerin neden göçmen olduklarını ve Türkiye bu kadar göçmeni barındırırsa kendi iç dengelerine ne olur diye merak eden pek yok.

 

Avrupa kalesi Suriyeli göçmenlere kendini kapatmanın yollarını arıyor ve bu planların en başında da Türkiye var. Ben konuşmamda buna “göçmen çöplüğü olarak Türkiye” dedim, hatta beni dinleyenlere de lütfen bozulmayın, politik davranmaya gerek yok dediğimde çoğu dinleyici bana katıldı. Suriyeli göçmenlerin durumu o kadar öncelik haline gelmiş ki, Türkiye’deki iç gelişmeler, ifade özgürlüğünün durumu, göçmenlerin olası ekonomik, sosyal ve politik etkileri pek umurlarında değil. Göçmenleri almasaydınız diyenlere bir haritayı açıp bakmalarını önerdim, Norveç ve Suriye arasında sınır yok, nitekim sınır kapatmak daha kolay.

 

Açıkçası Türkiye’de biz basın özgürlükleri, ifade özgürlüğü diye yırtınsak da eğer Suriyeli göçmenler konusunda Avrupa’nın derdine derman olursak iç gelişmelerimizle ilgili Avrupa’dan çok ağır yorumlar beklemeyin.

 

Bu arada, Suriyeli göçmenler konusu Avrupa’nın hayat tarzı olarak gördüğü hoşgörü, demokrasi, insan hakları gibi konulardaki duruşunu sarsmaktan öte kıtadaki birlikteliği de sarsmakta. Görünen o ki, Avrupa Birliği’nin günümüzde gelişen yeni tehditlere karşı pek bir planı yok ve üst düzey katılımcıların çoğu da AB'ye güvenini kaybetmiş durumda, hatta AB'nin sonu geldi diyenler çoğunlukta.

 

En çılgın sunum ve bakış açısı İskoç bir profesörden geldi. AB’nin sonunun geldiğini ve büyük güçlerin biraraya gelip bölgeyle ilgili masa başında plan yapmaları gerektiğini savunan akademisyenimiz Suriyeli gençlerin de göç etmek yerine memleketlerinde kalıp savaşmaya zorlanmaları gerektiğini savundu. Dünya Savaşlarında Avrupalı gençler bunu yaptıkları için özgürlermiş, Suriyelilere de bu öğretilmeliymiş. Yani anlayacağınız Cesur Yürek filmini biraz fazla izleyen İskoç profesör bölgeye hiç gitmeyerek masa başında çözüm önermekte. Tüm konferans boyunca tarihe atıfta bulunan Avrupalıların daha önce 20. yüzyılın başında masa başında yaptıkları planların nelere yol açtığını unutmaları da ilginç geldi. Ama sunumdan şu sonucu çıkarabiliriz, bölgede ne olursa olsun yine de nerede ne olacağına nihayetinde Batı karar vermeli düşüncesi hakim. Üstelik karar verecekler arasında Türkiye yok. Yanlış anlaşılmasın Türkiye için düşündükleri bir rol var ama masada bir eşit taraf olarak değil. Sabah yapılan açılış konuşmasında Norveç'in 2 bakanı, Fransa'nın önde gelen araştırma merkezlerinden birinin direktörü ve bölgede görev yapan bir haberci Rusya, Suudi Arabistan, İran, ABD, AB hepsinden bahsetti, Türkiye'nin adı neredeyse hiç geçmedi. Türkiye göçmenleri alsın, ona bunu yapana kadar dayı diyelim ama sonrasında biz istediğimizi yaparız düşüncesi hakim gibi açıkcası.

 

Leangkollen konferansı biraz kötümser bir şekilde bitti diyebilirim. Tezatlar arasında ne yapacağını tam bilmeyen bir Avrupa, Türkiye’ye masada değil sahada rol biçen bir anlayış ve bölgedeki gelişmelerin altında yatan sebepleri tam olarak çözememiş karar vericilerin yakın gelecekte bölgeye barış getirmelerini beklemek biraz hayalperestlik gibi geliyor. Avrupa’nın çok övündüğü insan hakları ve demokrasi de öyle görünüyor ki Avrupalıysanız geçerli…

 

Suriye kriziyle ilgili çözümlerde Türkiye'yi çok da ciddiye almıyorlar. Dün sabah Norveç'in 2 bakanı, Fransa'nın önde gelen araştırma merkezlerinden birinin direktörü ve bölgede görev yapan bir haberci Rusya, Suudi Arabistan, İran, ABD, AB hepsinden bahsetti, Türkiye'nin adı bir defa geçmedi. Türkiye göçmenleri alsın, ona bunu yapana kadar dayı diyelim ama sonrasında biz istediğimizi yaparız düşüncesi hakim gibi
5. Toplantı biraz kötümser bir şekilde bitti. İskoç bir profesör, büyük güçler karar versin, göçmenliğe özenen gençler de memleketi için savaşmaya zorlansın dedi. Avrupa tam ne yapacağını bilmiyor, NATO daha da kötü durumda...Suriye kriziyle ilgili çözümlerde Türkiye'yi çok da ciddiye almıyorlar. Dün sabah Norveç'in 2 bakanı, Fransa'nın önde gelen araştırma merkezlerinden birinin direktörü ve bölgede görev yapan bir haberci Rusya, Suudi Arabistan, İran, ABD, AB hepsinden bahsetti, Türkiye'nin adı bir defa geçmedi. Türkiye göçmenleri alsın, ona bunu yapana kadar dayı diyelim ama sonrasında biz istediğimizi yaparız düşüncesi hakim gibi
5. Toplantı biraz kötümser bir şekilde bitti. İskoç bir profesör, büyük güçler karar versin, göçmenliğe özenen gençler de memleketi için savaşmaya zorlansın dedi. Avrupa tam ne yapacağını bilmiyor, NATO daha da kötü durumda.... Suriye kriziyle ilgili çözümlerde Türkiye'yi çok da ciddiye almıyorlar. Dün sabah Norveç'in 2 bakanı, Fransa'nın önde gelen araştırma merkezlerinden birinin direktörü ve bölgede görev yapan bir haberci Rusya, Suudi Arabistan, İran, ABD, AB hepsinden bahsetti, Türkiye'nin adı bir defa geçmedi. Türkiye göçmenleri alsın, ona bunu yapana kadar dayı diyelim ama sonrasında biz istediğimizi yaparız düşüncesi hakim gibi

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber