RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

MÜBAREK 8 MART’INIZ KUTLU OLSUN…


2016-03-11 09:03:42
Itır Bağdadi

Bir 8 Mart’ı daha geride bıraktık. Dükkânların kadınlara özel indirimlerinden, karanfil dağıtan pastanelere, sosyal medyada “tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun (ama özellikle annemin ve teyzemin)” diye tanıdıkları her kadını etiketleyerek kutlama mesajı gönderenlere, televizyonda göbek atarak kadın olmayı kutlayan gelin adaylarına kadar, 8 Mart’ta kadınlar her yerdeydi. Sanki mübarek bir bayram kutlama havası hâkimdi diyebilirim.

Açıkçası bu kadar özel bir günün içinin bu kadar boşaltılmış olması bence kaygı veren bir olay. 8 Mart kadınları onlara biçtiğimiz kalıplara sığdırdığımız, kuaför, makyaj ve kılık kıyafet ürünlerinde indirimler sunduğumuz, onların kadın olarak değil ama “anne”, “kardeş” veya “eş” kimliklerini pekiştirmeye çalıştığımız bir gün haline geldiği için 8 Mart’la ilgili bir ötekileştirme yaşamaktayım.  Aslında sadece 8 Mart’a değil, onun bu hale gelmesine izin veren kadınlarımıza karşı da bir ötekileştirme yaşadığımı da itiraf etmeliyim.

8 Mart nedir?

8 Mart aslında bir kutlama günü değildir. 8 Mart bir faciada ölen sömürülmüş emekçi kadınları anma günüdür. 19. Yüzyılın ortalarında herhangi bir sosyal güvencesi olmayan emekçi kadınların çalışmaya mecbur edildiği kötü koşullarda 129 kadın New York’ta bir tekstil fabrikasında yanarak öldükten yıllar sonra sosyalist kadınlar 20. Yüzyılın başında bu konuyu ele alarak emekçi kadınları anmayı başladılar. 8 Mart bu yüzden hem kadın hareketi için hem de kadın emeğini anmak için önemli bir gündür. Bazı ülkeler bunu sosyalizm propagandası olarak gördüklerinden kutlamaları o dönemde yasaklamıştır. 

1977’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 8 Mart tarihini “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul etti ve pek çok ülke bu tarihten sonra bu günü kutlamaya başladı. Türkiye’de ilk olarak 1921 yılında kutlansa da daha büyük kitlelerin olaya sahiplenmesi 1970’li yılların ortasını buldu. Ardından gelen darbeyle kutlamalar 1984 yılına kadar ortadan kalktı. 1984 yılından itibaren kutlamalar her yıl yapılmakta olsa da emekçi kadınları anmak için ayrılan bu gün artık bir bayram kutlaması, sevgililer günü veya anneler günü kıvamına getirilip asıl amacından çok uzaklaşmış bulunmaktadır.

8 Mart yukarıda da bahsettiğim gibi her kadına mal edilip kadınlara pahalı hediyelerin alınıp, çiçek ve böceklerle göz boyatılacak bir bayram değildir. 8 Mart her kadına ait değildir, kadın bakış açısına sahip olmayan, hayattaki tek varlığını “bağyanım ben” diye beyan eden kadınlara hiç ait değildir. Peki, 8 Mart hangi kadınlara ait değildir?

Anayım ben…

Aferin bacım, doğum yaptın, DNA’nın geleceğini sağlamış bulunuyorsun. Doğum sonrası kendini “disiplin” eden “artık analık ve namus benden sorulur” diyen kadınlardansan 8 Mart sana ait değil. Kadının tek varlığı ana olmak değildir, doğurduğu için de bir kadın doğum yapmamış bir kadından üstün veya daha fazla duyarlılığa sahip değildir.  “Kadın anadır”, “analar kutsaldır” diyen anaların el, ayak ve muhtelif bölgelerini öpmek ve koklamak isteyenler lütfen Mayıs ayındaki kutlamalara transfer olunuz, söz veriyorum oradaki indirimler Mart’taki indirimlerden daha iyi durumda…

Kadın değil insan hakları önemli…

Eril sistemin en güzide örneklerinden olan bacılarımızdansanız 8 Mart size de ait değildir. Bu gruptaysanız zaten “ay ben feminist değilim” diye ortalıkta dolaşmaktasınız. Şimdi güzel bacım ben sana uzun uzun bu sistemin biz kadınları nasıl ezdiğini, toplumun tüm yapılarının aslında eril bakış açısına sahip olduğunu ve bu sistemin içinde ezilen kadınların çıkarlarını neden örtbas etmek yerine deşifre etmemiz gerektiğini anlatsam, “ay ben ezilmiyorum ki” diyeceksin. 

Toplumsal cinsiyet eşitlik mücadelesinde dezavantajlı durumda olan kadınları desteklediğimiz için kendimize feminist diyoruz. Feministler kadınları üstün tutmaz, sadece toplumdaki tüm hakların herkes için eşit olması gerektiğine inanır. Bu arada eril sistem tüm kadınları ezer ama her kadın da eşit değildir. Bazı kadınlar diğerlerine göre daha dezavantajlıdır, ama şunu unutmamak lazım ki her kadın kendi sınıfındaki erkeğe göre daha dezavantajlı olduğu için her kadın bir şekilde ezilmektedir. Eğer hala eşitiz diye iddia ediyorsan kadınların erkeklere göre istihdam oranlarına, eğitim oranlarına, maaş aralıklarına ve kadına yönelik şiddet olduğu zaman haklarını ne kadar çok kullanabildiklerine bakmanı öneririm.

Felsefe olarak hümanizm feminizmi desteklese de feminizm başka bir şeyi vurgulamaktadır. Feminizm toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan tek harekettir ve genel tezi toplumsal cinsiyetin ayrımcılık ve baskı için bir temel oluşturmaması gerektiğidir. Feminizm adını taşıma sebebi eşit kişilik haklarından mahrum bırakılanın kadın olmasından kaynaklanmaktadır. Zamanla feminizm sadece kadınları değil tüm bireylerin eşitliği için çalışan bir hareket haline gelmiştir. Feministler bu yüzden yeri geldiğinde erkek haklarını (mesela babaların da doğum iznine sahip olmaları gibi) ve eşcinsel haklarını da savunurlar. Eşitlik istiyorsan bacım önce feminist ol, bu 8 Mart’a yetişmediyse gelecek yıl bekleriz…

Ben kadının tarafındayım kadın ben olduğum sürece…

Bir de bu grup kadınlarımız vardır. Kendilerince XX kromozomu taşımaları kadın konusunda bilirkişi olmaları için yeterlidir sanki. Kadın olmak ve kadın bakış açısına sahip olmak iki ayrı şeydir. Kadın bakış açısına sahip olan erkeklerin de sayısı her gün artmaktadır, yani bazı kadınlardan daha çok kadın haklarını savunan ve “feminist” olan erkekler vardır.

Kadın olmak demek taraf olmak demektir. Toplumda kadınlar bu kadar ezilirken kadın bakış açısıyla hareket etmeyen kadınlarımızı da anca bu hassasiyete sahip olduktan sonra 8 Mart kutlamalarımıza bekleriz. Genelde bu gruptaki kadınlarımız hep “ben kadının tarafındayım” diye dolaşır, kendilerine bir haksızlık yapılırsa kadın oldukları için yapıldığını iddia eder ama ellerine fırsat geçince de diğer kadınları en çok onlar ezer. Kadınlara destek olmayan, kadınların eşitliğini sağlamak için değil kadın hareketini kendi bireysel çıkarları için kullanan kadınlardan arınmamız gerektiğini düşünüyorum. Kadın hareketi her kadına açık olsa da her kadının arkasında olmamalıdır. Bu kadınlarımıza da her gün bayram olduğuna göre 8 Mart’ı da biz kadın bakış açısına sahip olanlara bıraksınlar. İlla ben de kadınım, benim de günüm diyorsan, kadınlar günü indirimleri senin olsun bacım, sen yeter ki meydanlara inme…

Ben koca buldum…

Allah mesut etsin, 8 Mart’ta evlenip sosyal medyada “ben koca buldum” diye paylaşım yapan bacılarımızı da gündüz kuşağı yemek programlarına ve sosyal medyadaki “yeni gelin evleri” sayfalarına havale ediyorum. 8 Mart’ta “bana en güzel kadınlar günü hediyesi” diye kocasının resmini paylaşan bacılarımız kimliklerini sadece evli bir kadın olmaya bağladıkları için onların da 14 Şubat Sevgililer Gününe transfer olmalarını öneriyorum. Bir kadının medeni durumu onun değerini belirlemez, zaten doğduğu andan itibaren her birey değerlidir. Gitgide muhafazakârlaşan bir anlayışta kadın evlenmediği sürece kendini değersiz hissetmesini sağlamaya çalışan o kadar çok baskı var ki, bir de kadınlar bunu birbirine yapmamalı diye düşünüyorum. 

Ya varlığımıza saygı gösterin ya da direniş bekleyin…

Kadınız, varız ve toplumda eşit bireyler olmayı hak ediyoruz. Aynı koşullarda çalışmayı, eğitim görmeyi, yaşamayı, karar verme mekanizmalarında temsil edilmeyi, yasal haklara ve fırsatlara sahip olmayı da hak ediyoruz. 8 Mart aslında bu hak mücadelesinde hayatını kaybeden kadınları anma günüdür. Bu kadınlar ve onlardan sonra gelen kadınlar kadının varlığına saygı duyulması için açlık grevleri yaptılar, tutuklandılar, sisteme karşı direndiler ve hayatlarını verdiler, … O kadınların hem torunları, hem de “kız kardeşleri” olarak bizim görevimiz de toplumsal cinsiyet eşitliği için bu mücadeleyi devam ettirmektir.

Kadınız - sokakta, evde, mecliste, iş yerlerinde, hayatın her alanında varız ve var olmak da hakkımızdır. Bizim kimliğimiz ne tek başına anne veya eş ne de cinsiyetsiz bir birey kimliğidir. Buna saygı duymayan her eril sisteme karşı da direnişimiz sürecektir, işte 8 Mart da bunun için vardır. Bana ne çiçek gönderin ne de mağaza indirimi, benim eşit bir birey olarak bu sistemde var olmama saygı gösterin yeter…

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi ÜniversitesiToplumsalCinsiyetveKadınÇalışmalarıAraştırmaveUygulamaMerkeziMüdürü; SiyasetBilimiveUluslararasıİlişkilerBölümüÖğretimGörevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber