RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

Aydınlar B Planı yapıp ülkeden giderse...


2016-03-21 15:46:04
Itır Bağdadi

Haziran seçimlerinden önce New York’a bir üniversitenin davetli konuşmacısı olarak gittiğim bir arada tanınmış Türk asıllı bir gazeteci arkadaş ile buluştum. Genelde her NY’a geldiğimde birlikte kahve içip Türkiye’deki son gelişmeleri konuşur, sonra da yazın Çeşme veya Bodrum’da görüşürüz diye sözleşirdik. Bu sefer hava biraz farklıydı, arkadaş bana selamlaşma faslımız bittikten sonra birdenbire ciddi bir tonla “B planı yaptın mı?” diye sordu. Türkiye’deki son gelişmeleri kaygıyla izlediği için artık Türkiye dışında bir plan yapma vaktinin geldiğini düşünüyordu. Kendisine durumların o kadar da kötü olmadığını, önümüzdeki seçimlerden daha kapsayıcı bir temsil çıkacağını umduğumu söylesem de ikna edemedim.

 

Tabii o günden bugüne çok şey değişti. Haziran seçimleri gerçekten tahmin ettiğim gibi muhalefet açısından daha kapsayıcı bir sonuç vermiş olsa da, Kasım ayında tekrarlanan seçimle siyasi ortam değişti. Tabii bu esnada terör saldırıları arttı, demokratik hak ve özgürlüklerde kaygı veren gelişmeler oldu ve olmakta.

 

Bütün bu olan bitenden sonra son günlerde kiminle konuştuysam Türkiye dışına çıkma ve yerleşme planları içinde. Bazıları için bu teorik bir çalışma, nasıl olurdu acaba diye düşünme ötesine gitmeyen bir uğraş ama bazıları daha somut adımlar atarak yurtdışında işlere veya eğitime başvurarak soluğu Türkiye dışında almakta. Tanıdığım pek çok kişi için Türkiye dışına yerleşmek, son yıllarda yaşadığımız bu yıpratıcı süreçlerden uzak bir yerde huzuru aramak, B Planı olmaktan A Planı haline gelmeye başladı.

 

Geçen bahar NY’ta yaptığım konuşmanın ardından benim aklımda açıkcası bir yurtdışı B Planı yoktu. Kaldı ki yurtdışına gitmek istesem hem iş bulmak hem de yaşama uyum sağlamak benim için çok zor değil. Anne ve babamın yurt dışı görevleri sebebiyle küçüklüğümün çoğunu New York’ta geçirdim. İlkokul, ortaokul, üniversite, master ve doktora eğitimlerimin hepsi de New York’taki tanınmış okullardan. Meslek hayatıma yine New York’ta atıldım, Türkiye’ye dönmeden önce ABD tarafından batmayacak kadar büyük dedikleri (“too big to fail”) 10 bankadan ikisinde çalışmıştım.

 

Tabii buldun köşe yazını yayınlayacak bir yeri, atıyorsun havanı diye düşünenleriniz olabilir. Aslında maksatım benim ve benim gibi özgeçmişe sahip olan bireylerin Türkiye’de var olduğunu, bu kişilerin de bizim ülke olarak en büyük sermayelerimiz arasında olduğunu belirtmek.

 

İsterseniz rakamlarla bu insan sermayesini biraz daha açalım: TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de yüksekokul veya fakülte mezunu insan sayısı 5 milyon 913 bin 187, yüksek lisans mezunu 416 bin 741 ve doktora mezunu ise 122 bin 619. Türkiye’nin toplam nüfusunun 2015 sonu itibariyle 78 milyon 741 bin olduğunu düşünürsek, üniversite eğitimi almış vatandaşlarımız gerçekten küçük bir grup. Bu grup içinde yurt dışında yaşamış, yabancı dile ana dili düzeyinde hakim olan kaç kişi var derseniz bu havuz iyice daralıyor. Yurt dışındaki kurumlardan üniversite derecelerini almış vatandaşlarımız daha da az.

 

Peki, içinde bulunduğumuz bu belirsiz günlerde, Türkiye’nin asıl geleceğini ve büyümesini sağlayacak bu insanlar ne yapıyor biliyor musunuz? Hepsi B Planı yapıyor... Türkiye dışına nasıl çıkarım, bu belirsizlikten ve gitgide daralan demokratik özgürlüklerden nasıl kaçarım diye fiili olarak bir şey yapmasa da uzun vadede nerelere gidebilirim diye opsiyonlarını ve önündeki olası fırsatları alıcı gözüyle değerlendirmekte.

 

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden Muammer Kaya’nın 13 yıl önce yaptığı bir araştırmada Türkiye’nin en fazla beyin göçü yaşayan 34 ülke arasında 24. sırada olduğu belirtilmekte, iyi eğitim gören her 100 kişiden 59 kişiyi de kaybettiğimizin altı çizilmekte (Muammer Kaya, “Beyin Göçü ve Beyin Erozyonu”, Üniversite ve Toplum Dergisi, Eylül 2003, Cilt 3, Sayı 3, Sayfa 6). Bu rakamlar içinde bulunduğumuz siyasi, ekonomik ve son günlerde çoğalan terör saldırıları yüzünden tabii ki artmış durumda.

 

Bu beyin göçüyle kimleri mi kaybediyoruz? 1960’lardan beri sistematik olarak doktorlarımızı, mühendislerimizi, öğretim üyelerimizi, mimarlarımızı ve yüksek eğitim görmüş Türkiye’nin geleceği için çok önemli pek çok vatandaşımızı yurt dışındaki kurumlara kaybettik. 2015’te Nobel kimya ödülünü kazanan Aziz Sancar bunların en iyi örneklerinden biri. Sanılanın aksine giden bu bireyler daha fazla para kazanmak için de gitmiyor. ODTÜ’den Aysıt Tansel ve Nil Demet Güngör’ün 2004 yılında yaptığı bir çalışmada yurt dışına gidenlerin sanılanın aksine yurt dışından Türkiye’ye dönmeme sebeplerinin en başında kazandıkları yüksek maaş değil de Türkiye’deki siyasi ve ekonomik istikrarsızlık olduğu ortaya çıkıyor, hatta maaşın istatistiki olarak anlamlı olmadığı kanıtlanıyor (Tansel ve Güngör, Türkiye’den Yurt Dışına Beyin Göçü: Ampirik Bir Uygulama, ERC Working Paper in Economics, Ocak 2004).

 

Türkiye’deki eğitimli kesim gelişmiş ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha düşük ücretlerle ve daha uzun saatler çalışmakta, bir de son zamanlarda sürekli devletin denetlemesiyle kendisini iktidara herhangi bir tehdit oluşturmadığına dair sürekli kanıtlamak zorunda kalmıştır. Dahası, bu kesim sürekli “monşer” ve “elitist” olmakla üst yönetimler tarafından suçlanmış ve kendi eğitimi ve sosyo-ekonomik geçmişi ile iftihar edileceğine sanki toplumun geri kalanında haksızlık yaratmış gibi psikolojik baskı altında bırakılmıştır.  

 

Bazıları “ben gidersem devlet yıkılır” diye iddialarına devam etsin, asıl Türkiye’nin eğitimli ve aydın kesimi giderse devletin geleceği yıkılır. Tepedekiler cümleten gitse - iktidar ve muhalefetin 550 milletvekilinin hepsi - yerine yenileri gelir, asıl bu eğitimli kesim giderse bütün yapı çöker. Kaldı ki, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk öldüğünde devlet yıkılmadı, zaten Atatürk’in böyle bir iddiası da yoktu. Onun emeli Türkiye Cumhuriyeti’nin genç nesiliyle, yani o eğitim görmüş insan sermayesiyle, ilelebet yaşamasıydı.

 

İstiklal Caddesi’ndeki son terör saldırısı sadece ölüm ve anlık bir korku yaratmadı. Devlet kurumlarına, emniyet güçlerine ve terörle ilgili istihbarat sağlayan birimlere olan güveni sarstı, ama daha da önemlisi Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini ve ekonomisinin büyümesini sağlayacak insan sermayesini Türkiye dışında bir yaşam arama konusunda B planlarına itmeye başladı. Biraz önce de dediğim gibi devlet yönetimde olanlar giderse yıkılmaz, ama tabanda o büyümeyi ve geleceği sağlayan insan sermayesi giderse geleceğini kaybeder.

 

Son günlerde terörle mücadele adı altında akademisyenlere, sanatçılara, sivil toplum örgütlerine ve daha nice “aydın” diyebileceğimiz insanlara yapılan baskılar, linç girişimleri ve tutuklanmalar aslında hepimizin geleceğini tehdit etmekte. Bu durumlardan korkan diğer “aydınlar” B Planı yapmaya başlayıp ülkeden giderse, asıl o zaman Türkiye için karanlık günler yakındır. Türkiye ne mi kaybeder diyorsunuz? Bu kesimin daha yüksek maaşlarla çalışıp daha fazla vergi ödediğini geçelim, eğitimli insanlarımızın gitmesiyle girişimcilerimiz, vasıflı işçilerimiz, ekonomiye olan güven ve ekonominin geleceğini sağlayacak yeni fikirler de bu grubun gitmesiyle yok olur.

 

Beyin göçüyle bizler gidersek bu memleketin geleceği kimlere emanet olacak? Eli palalı esnafa mı, turisti döven mentaliteye mi, terör saldırılarıyla ilgili bizleri uyaran dış istihbaratı işimize karışmakla suçlayan yönetime mi, ayakkabı kutularıyla iş yapanlara mı? Terör saldırılarını sonlandırmak için güvenlik adı altında pek çok önlemin alınması gerekmektedir ama “terörle mücadele” kılıfı altında düşünen, farklı fikirler üreten, ülkemizin geleceği için gerekli olan aydınlara baskıların artması sonucu başlaması olası beyin göçü dalgası, geride kalan diğer eğitimli vatandaşlarımızın da yurt dışına yerleşme şeklinde özetlenebilecek olan B planını yakın zamanda A planı haline getirebilir. Terörle mücadele altında bireysel özgürlüklerimizi kısıtlayan düzenlemelere destek vermeden önce bunu da göz önünde bulundurmamızı öneririm...

 

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber