RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

NAMUS BELASI


2016-03-29 10:16:46
Itır Bağdadi

Dünyanın sonu yakın mı diye düşünmeye başladığımız günlerde yaşıyoruz. Son günlerde artan (ya da daha doğrusu daha görünür hale gelen) şiddet ve çocuklara cinsel istismar haberleri gerçekten inanılmaz boyutlara gelmiş durumda. Ensar Vakfı’ndan bir öğretmenin taciz ettiği 45 erkek çocuk, cinsel tacize uğrayan bebekler, faili meçhul cinsel saldırı sonrası işlenen çocuk cinayetleri - son günlerde bunlar bizim maruz kaldığımız haberler... Toplum olarak öyle travmatik bir dönemden geçiyoruz ki hepimizin topluca psikolojik tedaviye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

 

Çocukların cinsel istismarı ne bizde ne de başka ülkelerde aslında yeni bir konu. Ancak bizimki gibi ataerkil ve muhafazakar toplumlarda cinsel taciz örtbas edilir, aman laf gelmesin diye olmamış gibi davranılır, hatta mağdurlar suçlanarak failler aklanır. Toplumumuzda öyle bir “namus” kavramı vardır ki uğruna birisi ölünce mağdur sayılmaz uğruna biri suç işleyince de sanki kahramanmış gözüyle bakılır

 

Türk Dil Kurumu “namus” kelimesini “bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet” olarak tanımlamakta. Hatta tanımın altında kullanıldığı atasözleri ve deyimleri de sunmakta ki anlamı netleşsin. Mesela “namus temizlemek: ahlak ve onuruna ters düşen bir durumdan kurtulmak için birini veya kendini öldürmek” olarak tanımlanmakta. Namus dediğimiz şey içinde uğruna ölmemiz gereken bir şey barındırmakta anlayacağınız.

 

Peki bir insanın hayatından daha önemli olan bu “namus” kimler tarafından belirleniyor? Tabii ki iktidarda olan düzen, yani erkek egemen sistem tarafından belirleniyor. Kadının cinselliğini kontrol altına almayı hedefleyen bir toplum tarafından belirlenen “namus”, cinselliği o aynı toplumun uygun gördüğü partner dışında biriyle yaşamış kadını “namussuz” olarak etiketlemekte ve onun ortadan kaldırılmasını “namus temizlemek” olarak görmekte. İşte kadının cinselliğini kontrol altına almak üzerine kurulmuş, bu namus dediğimiz kavram kadar gereksiz, insan hayatına zarar veren, kadınları denetlemek için kullanılan başka hiç bir terim yoktur. Namus sorgulanmaz, tanımlanmaz, o “ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere" göre belirlenir. Peki o ahlak kurallarını kim belirler? Tabii ki erkek egemen iktidar.

 

Namus, kadının cinsel kimliğini yok eder. Namus, kadını birinin malı haline getirir. Namus, kadının hayatının önemini ortadan kaldırır. Namus, kadını önemsizleştirir, katlini vacip hale getirir. Tüm  bunların sonunda kadın eşit bir birey olmaktan çıkar, toplumda kontrol edilebilen ve o pek değerli “ahlak ve onur” değerleriyle örtüşmeyen davranışları karşısında cezalandırılabilen değersiz bir varlık haline gelir. Bu ahlak kurallarının en başında da kadının cinsel kimliğinin kontrolü vardır. Şu bacak arasında kalan namus anlayışımızdan kurtulsak, namusu daha farklı yorumlasak hepimiz daha özgür olmaz mıyız?

 

Son günlerde kamuoyunu derinden etkileyen Ensar Vakfı’nda meydana gelen 45 erkek çoçuğunun cinsel istismarı aslında erkek egemen toplumun hassasiyetine dokunduğu için kız çocuklarına sistematik olarak yapılan gerek aile içi, gerek erken evlendirilerek, gerek toplumda kız çocuklarının yaşayabileceği cinsel istismar haberlerinden daha fazla ön plana çıkmıştır. Olay aslında yine erkeklik üzerine dönmekte – tecavüz edilen erkek çocuklar değil de kız çocuklar olsaydı onların namusu, tahrik edici davranışları, hepsi sorgulanırdı. Kadınlıktan bekleriz çünkü tahrik etmesini, kuyruk sallamasını ve dolayısıyla cinselliğini kullanarak erkeğin kendine tecavüz etmesini kaçınılmaz hale getirmesini. Eğer bu dediklerime inanmıyorsanız gidin bir gününüzü bir adliyede geçirin ve bir kaç tane tecavüz davasında erkeklerin sundukları savunmalarını dinleyin. Size söz veriyorum insanlığınızdan utanırsınız.

 

O zaman bu tür cinsel taciz ve istismar olayları karşında diyorum ki erkekliğiniz batsın. Erkekliğiniz batsın ki yeniden ezici olmayan, şiddet üretmeyen bir erkeklik anlayışı inşa edelim. Tabii bu arada yanlış anlaşılmasın bu erkeklik anlayışını sadece erkekler yaratmıyor. Kadınların da bu anlayışın devam etmesinde katkıları var. "Delikanlı olmak", "adam gibi adam", "seven adam kıskanır", "evin var mı araban var mı sigortan var mı", "erkeğin elinin kiri", "erkek adama bu yapılır mı", "elime erkek eli değmedi" gibi bakış açılarını desteklerken kadınlar da ezici bir erkeklik iktidarı yaratmakta sorumlu. Ödüllendirdikçe büyüyen bir canavardır erkeklik.

 

Erkeklik kadını böyle kısıtlamarlarla ezerken, içerden erkeğin kendisini de yavaş yavaş yok etmektedir. Erkeklik heteroseksüellik, çok para kazanmak, en iyi arabayı kullanmak, cinsel iktidara sahip olmak, hep kazanan takımı tutmak, yönetici pozisyonunda işe sahip olmak (hani işin, araban ve sigortan var mı sorularının özünde olan) ve çok kuvvetli olmak gibi özellikler gerektirdiği için bunlara sahip olmayan erkekler de bu anlayış tarafından içerden yıkılır. Bir erkeğin eşcinsel olması, iktidarsız olması, işsiz olması, egemen erkek grubundan değil de azınlık bir gruptan olması gibi özellikler onların iktidarda olan erkekler tarafından dışlanmasına sebep olur ve bize de aslında tüm erkeklerin değil sadece küçük bir grup erkeğin gücü elinde tuttuğunu gösterir. Akademik dilde hegemonik erkeklik diye hitap ettiğimiz bu durum düzelmedikçe biz  daha çok cinsel istismar, şiddet ve savaş haberleri duyarız.

 

Cinsel istismarı ortadan kaldırmak için önce ona sebep veren erkeklik anlayışını ortadan kaldırmak gerekmektedir. Bu hem kadınların hem de erkeklerin özgürlüğü için şarttır. Kim sürekli olarak en çok parayı kazanmak, hiç bitmeyen cinsel güce sahip olmak, en iyi işe sahip olmak, en “delikanlı” ve kuvvetli adam olmak karşısında ezilmeden ayakta kalabilir ki? 

 

Gelin kadın erkek hep birlikte şu namus belasından kurtulalım, çünkü eninde sonunda “namus belasına gardaş döktüğümüz kan bizim”...

 

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber