RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

KADININ KONUŞACAĞI YERİ ERKEKLERDEN ÖĞRENECEK DEĞİLİZ...


2016-04-05 18:56:35
Itır Bağdadi

Kadına yönelik şiddet haberi olmayan bir  günümüz bile geçmiyor. Son bir kaç gündür gazeteler Trabzon İl Müftülüğü ile Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen bir eğitimde Müftülüğün görevlendirdiği kadın eğitmene sözlü şiddet uygulayan Belediye Başkan Vekili’nin haberleri ile dolu.

Bu konuyla ilgili yazı yayınlayan gazetelerdeki “Kadından alacağımız eğitim yok” başlığında eksik olan kelime “şiddet” kelimesidir - çünkü en basit ve yalın haliyle bu hadise kadına yönelik şiddet olayıdır ve böyle çarpıcı ve reyting amaçlı başlıklarla örtbas edilen asıl acı durum kadına yönelik şiddetin her yerde, bir yerel yönetim eğitiminde bile, bu kadar yaygın olmasıdır.

Son günlerde manşetlerden inmeyen olay şöyle gelişiyor: Belediye Başkan Vekili olan erkek, Müftülük’ten görevli gelen kadının konuşmasını kendi deyimiyle “bayan” olduğu için engelliyor, kadından alacakları eğitime ihtiyaçları olmadığını söylüyor, sonra da konuyla ilgili sözel şiddete ek olarak kadın görevlinin görevini yapmasını engelleyip belediye çalışanlarına hem mikrofonu hem de ışıkları kapattırıyor.

Sanırım şu anda Batı ülkelerinden birinde olsak bu şahıs görevden alınmış, kendisine açılan davalarla başı büyük belada olurdu. Bizim memleketimizde ise gazetecilerin arayıp da “Peki kadınlar nerede konuşsun?” tepkilerine aynı şahıs “Geleceksin makamıma, dinleyeceksin beni, anlatacağım sana kadının nerede konuşacağını” gibisinden pişkin bir cevap verebiliyor.

Bu haberi okuyunca (tüm akademik ağır abla vasıflarımı bir kenara bırakarak) nasıl tepemin attığını size kelimelerle anlatmam mümkün değil. Neresinden tutarsanız tutun birinin sırf “erkek” olduğu için bazı öncelikler ve haklara sahip olduğunu düşünmesi, bir de bu kişinin yerel yönetimde bir başkan vekili olup belediyenin kaynaklarıyla ilgili karar veren bir pozisyonda olması hem üzücü hem de kaygılandırıcı.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili çeşitli projelerde farklı bölgelerde farklı kesimlere eğitim verdiğim için erkeklerin tepkileriyle karşılaşmanın nasıl bir durum olduğunu gayet iyi biliyorum.

Bu tür eğitimlerde genelde toplumda herkes tarafından kabul edilen toplumsal cinsiyet kalıpları sorgulandığı için  tepkilerle ilk başta karşılaşmak doğal bir durumdur ancak eğitimin sonunda tüm katılımcılar eğitime gelirken kafalarında hiç sorgulamadıkları kalıpları sorgulayarak ayrılırlar. Bir katılımcının bana en son eğitimimizde “ayarlarımla oynadınız” demesi bunun en güzel örneğidir.

Özellikle kamu görevlilerine yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri pek çok katılımcı tarafından zorla bulunmaları gereken faaliyetlerdir, genelde de isteksiz bir şekilde gelirler, ancak eğitim bittiğinde eğer sorgulayarak eve gidiyorlarsa biz işimizi doğru yapmışız demektir.

Genelde bu sorgulamayı sağlamak için de önce erkekliği sorgulamak gerekir. O erkeklik anlayışı yüzünden kadınlar şiddete maruz kalırlar, liderlik pozisyonlarına getirilmezler ve istihdam anlamında da katılım oranları düşüktür. Erkeklik kadını eve hapsetmeyi, elinden sermayeyi almayı veya sermaye sahibi olmasını engellemeyi, onu eğitimden yoksun bırakarak erkeğe bağımlı hale getirmeyi hedefler. İşte kadın din görevlisinin konuşmasını “bayanların konuşacağı yer vardır, erkeklerin konuşacağı yer vardır” diyerek engellemeye çalışmak da bu erkeklik anlayışının en güzide örneklerindendir.

Sen kimsin de bize vaaz veriyorsun?”

Erkeklik liderliği ve bilirkişiliği kendine ait bir durum olarak gördüğü için kendinden eksik gördüğü kadının kendisine herhangi bir konuda bilgilendirme yapmasını kabullenemez. Kadın onun için eşit bir birey değildir, toplumu yöneten erkeklerin dışında toplumda bulunan bir garnitürdür. Bu anlayışa göre idare edilmesi gereken, yarım akıllı, ve erkeğin olduğu yerde konuşmaması gereken bir varlıktır kadın.

Aslında kadınlar yükseldikçe erkeklerin iktidarı sarsıldığı için böyle tepkiler beklemek normaldir. Bu tepkiyi veren adamlar kendilerini cinsiyetleri yüzünden diğer bireylerden daha fazla hakka sahip olarak görmektedir. Böyle bir durumda kadına şiddet uygulamak bu düşünceye sahip erkekler tarafından erkeğin en doğal hakkı olarak da görülebilir. “Sen kimsin de bize vaaz veriyorsun” söylemiyle bir kadına şiddet uygulamak arasında bu yüzden çok sıkı bir bağ vardır. Birini durdurmadan diğerini engelleyemezsiniz.

Ancak burada bu eril şahısın düşünemediği bir duruma dikkat çekmek istiyorum. Erkeklik öyle homojen bir şey değildir, erkekler arasında da sınıflar vardır. Hatta eğitime, etnik kökene, yaşanılan bölgeye, maddi duruma, dini inanışa ve bunun gibi pek çok duruma göre erkekler kendi aralarında da sınıflandırılır. Yani her erkek eşit olmadığına göre, “sen kimsin de bize vaaz veriyorsun” diye kadını susturan bir erkeği, bu kriterlere göre kendinden daha üstün bir erkek de susturabilir. Erkek erkeğin kurdu olabilir anlayacağınız...

Tepki göstermemin sebebi ortadadır. Başbakana olayı taşıyacağım. Bayanın konuşmasından rahatsız oldum. Temelde bayan olduğu için tepki gösterdim. Bayanların konuşacağı yer vardır, erkeklerin konuşacağı yer vardır.”

Pes dedirtecek başka bir söylem de kadın görevliye bu şiddeti uygulayan bireyin Başbakanın kendisiyle aynı fikirde olacağını ve kendi hakkını savunacağını düşünmesidir. Kadın görevlinin işini yapmasını engelledikten sonra onu şikayet etmekle tehdit edip mekandan uzaklaştırmayı kendine hak olarak görmesini sağlayan yapı nedir?

Hem bir devlet görevlisinin işini yapmasını engelliyor hem de onu devlete şikayet edeceğini söylüyor. Devletin erkek bakış açısında olması gerektiğini düşündüğü için bir erkek dayanışması beklediği aşikar bu şahısın.

Eğer devletin yönetici kadrolarında daha fazla kadın olsaydı, hatta Başbakan bir kadın olsaydı bu söylem nasıl değişirdi düşünmek lazım. Burada bu ayrımcı ve şiddet dolu sözleri karşısında bu bireye devletin tüm gücünü kullanarak ceza verilmesi gerekmektedir. Devletin kadını erkeği yoktur, madem terörle ve paralel güçlerle mücadele ediliyor, böyle nefret söyleminde bulunanlarla da aynı şekilde mücadele edilmesi gerekir.

Bu nefret söyleminde bulunan belediye başkan vekili karşısında hem Belediye Başkanı, hem üyesi olduğu partinin genel başkanı, hem Diyanet İşleri Müdürlüğü, hem de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gerekli işlemleri başlatıp bu şahsı acilen görevden almalıdır. Görevden almanın ötesinde kadına yönelik şiddet uyguladığı için de hakkında soruşturma açılmalıdır. Bu kurumlara güven böyle anlarda sınanır...

Of’lu kadınlar birleşin...

Bu olay sadece meydana geldiği Trabzon Of Belediyesini ilgilendirmemektedir. Eğer bu nefret söylemi karşısında gerek devlet, gerek kadın seçmenler gerekeni yapmazsa bunun gibi pek çok olayı ilerde yaşayabiliriz.

1930 yılından itibaren Türkiye’de kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına sahiptir, yani Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren kadının konuşacağı yerlerden biri olarak da belediye seçimleri gelmektedir, orada da hiç kimse kadınları ne susturabilir ne de şalteri kapatabilir, bu bilinçle adayları değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum...

Trabzon Of’lu seçmen kadınlarımız, unutmayın ki bir oy bir oydur, bu oyunuzu önümüzdeki seçimde sizi susturmak isteyen birine mi vermek istersiniz sizin sesinizi duyurmak isteyen birisine mi? Of’lu kadınlar olarak bir adayı desteklemediğinizi açık bir şekilde belirtirseniz bundan sonraki seçimlerde siyasi partiler buna göre aday belirlemek zorunda kalırlar. Bir kadının konuşacağı yeri bir erkekten öğrenecek değilsiniz.

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

 


 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber