RSS / XML
25-11-2017
Bizi Takip Edin!

#BelkiSanaVurmuyor


2016-05-26 09:08:01
Itır Bağdadi

Aşkın gözümü kör ettiği bir dönemde sevdiceğim bana kırmızı giymeyi yasaklamıştı. Olay kırmızı bir montla başlayıp genel olarak al rengi taşıyan her türlü kıyafete kısa bir sürede sıçradı. Kırmızı oje, kırmızı etek, kırmızı bluz, narçiçeği kıvamında kırmızı ruj – bunların hepsi bilirkişi aşkım tarafımdan güzelliğime fazla dikkat çektiği için, beni basit göstereceği için, şimdi mantıksal çerçevesini tam hatırlayamadığım saçma sapan bir sürü sebepten bana yasaklanmıştı.

 

Neden kabul ettiğimi inanın ben de hatırlamıyorum ama sanırım Türk filmleriyle büyütülen bir nesilden olmam erkeğin kıskançlığıyla sevgisini nedense doğru orantılı buluyordu o zamanlar. Hikâyenin orta kısmı çok lazım değil ama hikâyenin sonunda ben sevdiceğimden ayrılırken kırmızı montumu giyiyordum. O mont benim tekrar güçlenmemin sembolü haline gelmişti. Belki bana vurmamıştı ama ne giyeceğime karışarak, benim verdiğim kararları sorgulayarak ve kendi isteği doğrultusunda değiştirerek aslında bana fiziksel şiddet uygulamasa da şiddetin en görünmezini, en az konuşulanı ve uzun zamanda en çok zarar verebilecek olan türlerinden birini uygulamıştı. Bana kendi kararlarını verebilecek bir insan muamelesi yapmadığı gibi yerime kendisinin daha iyi kararlar verebileceği bir sistem kurmaya çalışarak tam anlamıyla bir “mülk” sahibi gibi davranmıştı. Onun gözünde, o farkında olmasa bile,

porno
o sahip, ben ise maldım.

 

Mayıs başından beri İngilizce basında sanatçı/yazar Zahira Kelly tarafından başlatılan #MaybeHeDoesntHitYou hashtagi ile (yani #BelkiSanaVurmuyor) kadınlar fiziksel şiddet dışında yakın partnerleri olan erkeklerin kendilerine uyguladıkları şiddeti paylaşıyorlar. Twitter üzerinden başlayan bu kampanyaya sadece bir kaç hafta içinde 55.000 üzerinde tweet gönderildi. Bu akımı Türkçe olarak da başlatma vakti geldi diye düşündüğüm için sizinle yaşadıklarımı bu tür şiddetin ne kadar yaygın olduğunu gösteren kendi hikayemle yukarda paylaştım.

 

Boşanma Komisyonunun raporundan sonra kadınlara yönelik fiziksel şiddet dışındaki şiddet türlerinin öneminin azalacağını, hatta arabuluculara havale edilerek, “amaaan kızım erkektir yapar, sen de biraz daha anlayışlı ol, yıkma yuvanı” anlayışıyla mevcut eril iktidar tarafından kadınların şımarıklığı haline getirilmeye çalışılacağını öngörüyorum. Hâlbuki fiziksel şiddet dışındaki şiddet türleri kadınların kendilerine olan güvenini yıkmayı, birey olarak eşitliğini ortadan kaldırmayı ve her gün onların özgüvenini yok ederek erkeğe hem maddi, hem manevi olarak bağımlı hale getirmeyi hedeflemektedir. Boşanma Raporuna karşı tavrımızı ortaya koyarken diğer şiddet türlerini de daha görünür hale getirmemiz bu yüzden son derece önemlidir.

 

Zorlayıcı Kontrol (Coercive Control) Nedir...

 

Yukarda anlattığım gibi mikro hikayelerin çok önemli olduğuna inanıyorum çünkü herhangi birimizin başına gelen sadece bizim başımıza gelmiyordur. Başımıza gelenleri paylaştıkça birbirimizden destek bulup bunun gerçekten şiddet olduğunu anlayabiliriz. Belki sana vurmuyor ama elindeki maaşı alıyor. Belki sana vurmuyor ama insan içinde seni küçük düşüren konuşmalar yapıyor. Belki sana vurmuyor ama çalışmana izin vermiyor. Belki sana vurmuyor ama aileni ziyaret etmeni engelliyor. Bunların hepsi ünlü Amerikalı profesör Evan Stark’ın zorlayıcı kontrol (coercive control) diye adlandırdığı şiddet türü.

 

Türkiye’ye son yıllarda bir kaç defa gelip çalışmalarını paylaşan Evan Stark’ı kendi üniversitemde ağırlamış olmanın gururunu taşıyorum. Evan eşi Anne Flitcraft ile Amerika’da şiddet görmüş kadınlar için ilk sığınma evlerini kuranlar arasında. Zaman içinde şiddetin şekil değiştirdiğini ve erkeklerin kadınları kontrol etmek için farklı bir şiddet türüne geçiş yaptıklarını gözlemliyor. İlişkide fiziksel şiddet yok, ama kadınlar sanki esir, çünkü korku var.

 

Zorlayıcı kontrol dediği şiddeti bir kadın hakları ihlali olarak tanımlayan Evan Stark kadınların deneyimlerinin sadece kanıtlanabilir, fiziksel şiddetle kısıtlı olmadığına dikkat çekiyor. Başkalarına önemsiz gelen olayların aslında biriktiğinde mağdur için zaman için güçsüzleştirici ve özgüven kaybına sebep veren bir durum haline geldiğini tespit ediyor. Fiziksel şiddeti vurgulayan yaklaşımlar aslında kadınların diğer yıpratıcı şiddet türlerinden gördükleri zararları görmezden gelmektedir. Zorlayıcı kontrol fiziksel şiddetten bu yüzden daha zararlıdır çünkü hedefinde kadının kişisel, sosyal, ekonomik ve siyasal hayattan mahrum bırakılması vardır.

 

Zorlayıcı kontrol fiziksel bütünlüğü bozmaktan öte, korku yaratarak bireyi saygıdan mahrum bırakır ve aşağılar. Genelde bunu yapmak için duygusal soğukluk, mala zarar verme, ısrarlı takip, kadını çevresinden izole etme, zamanının kontrolünü elinden alma, hareketliliğini, iletişimini ve ulaşımını kısıtlama gibi taktikler kullanılır.

 

2015 yılında İngiltere Stark’ın zorlayıcı kontrol kavramına dayanarak şiddet yasalarını değiştirdi. Fiziksel kanıt olmasa bile suçlular beş yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabiliyor. Biz Boşanma Komisyonunun raporundan sonra fiziksel kanıt aşamasına geri gönderilirken, İngiltere delil olmadan, fiziksel şiddet olmadan zorlayıcı kontrol uyguladığı için suçluları 5 yılla yargılamakta. İngiliz savcılardan biri “sürekli aşağılama, sindirme veya itaat etmeye zorlamanın fiziksel şiddet kadar zararlı olabileceğini, hatta uzun dönemde fiziksel şiddetten daha kalıcı zarar verebileceğini” söyleyerek neden bu suçu işleyenlere hapis cezasını uygun gördüklerini açıkça anlatmış.

 

Zorlayıcı kontrolün en önemli unsurları kadının aşağılanması ve güncel hayatının kontrol altına alınmasıdır. Bu tür davranışlarla kadının özgür hareket alanı kısıtlanır, görüştüğü aile veya arkadaşları uzaklaştırılarak da destek veren çevresi yok edilir. Bütün bu davranışların sonunda mağdur partnerine tamamen bağımlı hale gelir. Fiziksel şiddetin belki de veremediği zararı zorlayıcı kontrol bu şekilde sağlar.

 

Bu şiddetin kapsamını daha net anlamanız için yabancı basından #MaybeHeDoesntHitYou altında paylaşılan tweetlerden bazılarını sizler için Türkçe’ye çevirdim:

 

#BelkiSanaVurmuyor ama onun çocuklarını doğurduktan sonra göbeğine laf edip senden 15 yaş küçük birini bulmadan kilo vermeni söylüyor

 

#BelkiSanaVurmuyor ama saçını ondan “izinsiz” kestin diye evi birbirine katıyor

 

#BelkiSanaVurmuyor ama onsuz eğlenmeye dışarı çıkmanı yasaklıyor ve ne zaman bir şey yapmak istersen onunla kavga etmek zorunda bırakıyor

 

#BelkiSanaVurmuyor ama herhangi bir şey yapmadan önce onun iznini alman gerekiyor

 

#BelkiSanaVurmuyor ama kariyerinde ilerlediğinde kendini kötü hissettiriyor

 

#BelkiSanaVurmuyor ama eve beş parasız, dünyaya kızgın bir şekilde gelip seni aşağılayarak kötü durumundan seni sorumlu tutuyor

 

#BelkiSanaVurmuyor ama bir gün belki vuracak...

 

#BelkiSanaVurmuyor diye bir kampanyayı biz başlatırsak ne değişir ki demeyin. Belki de bu yazıyı okuyana kadar bir erkeğin kendisine kırmızı renkte kıyafetleri yasaklamasının şiddet olduğunu bilmeyenler vardı. Benzer durumda olan pek çok kadın için yalnız olmadığını, bizim de benzer durumlardan geçtiğimizi ve bunun da kadına yönelik bir şiddet türü olduğunu ne kadar yaygınlaştırırsak kadınları tekrar güçlendirmeye ve bu şiddet yüzünden kaybettikleri özgüveni tekrar sağlamaya çalışabiliriz. Hareketimizi, maaşımızı, günlük yaşantımızı ve verebileceğimiz tüm özgür kararları kontrol eden bir erkeğin de bizi sevdiği için değil bizim özgüvenimizi yok etmek için böyle davrandığını, bunun kültürel bir yaklaşım değil bir şiddet türü olduğunu da açıkça belirtmiş oluruz. Sizleri de kendi hikayelerinizi paylaşmaya davet ediyorum. “Ben bilmem beyim bilir” kadar şiddet içeren ve kadının özgür kişiliğini katleden bir ifade var mıdır?

 

Itır Bağdadi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi

 

 

(Buradaki fikirler yazarın bağlı olduğu kurumdan bağımsız bir şekilde yazarı yansıtmaktadır.)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber