RSS / XML
18-10-2017
Bizi Takip Edin!

BUGÜN DE BU : SÖZÜN GÜCÜ


2017-07-31 16:50:03
Serhat GOBİ

Söz, esas itibariyle ilahi nefes ile çıkan bir manadır. Bu mananın ilahi nefesle çıkıyor olması, onun canlılığını gösterir; ilahi nefes canlıdır ve Allah’ın yarattığı en büyük nur olan sesle ‘Ol’ emri ile meydana çıkıp sözle kainatı döndürmektedir.

Allah’ın evreni yaratış amacı özdür. Öz canlı olduğu için ondan çıkan söz de canlı ve dolayısıyla “Hayat veren ve öldürendir.” Kendini ve sözün ne demek olduğunu bilenler ağızlarını kapatır, dillerini tutarlar. Çünkü bilirler ki evreni o söz idare etmektedir.

Sözün güzelliği olgunlukla orantılıdır. İnsanın büyüklüğü sözlerinin ululuğuyla belli olur. Onun için kamil insanın sözleri, güzel, sıcak, sevgi dolu ve mutluluk vericidir. Söz, Hakk’ın manasını maddeye çevirmek anlamına geldiği için kamil insanlardan kötü bir söz çıkması da mümkün değildir.

Konuşarak anlaşamayan insanların yarattığı kargaşaları, ölümleri hatta bizi temsil etmekle görevlendirdiğimiz kişilerin meclisteki kavgalarını, arbedelerini her an yaşamıyor muyuz? Ya devlet başkanları düzeyinde yaşanan anlaşmazlıklar!  Binlerce insanın yaşamına mal olacak savaşlara yol açmıyor mu? Bunun en canlı örneğini şu an maalesef coğrafyamızda görmekte ve şiddetle yaşamaktayız.

Söz, mananın kılıfı olduğu için Allah bildirmek istediklerini yani özü, anlatılacak kitleyle bağlantılı olarak her lisanda anlattırır. Hangi dille anlatılırsa anlatılsın konuşulan Allah kelamıdır.

Allah, her sıfatı gibi kelam sıfatını da kendi kelamının bir kelimesinden ibaret olan insana bahşetmiştir. İnsanın bu sıfatı kullanışı, akciğerlerine çektiği havayı dışarı çıkarırken ses tellerinin titreşmesi suretiyle olmaktadır.

Söz sıfatının insandaki temsilcisi dildir. Dil, iyi kullanıldığında çok faydalı bir yardımcı olduğu halde kullanmasını bilmeyenlerin elinde keskin bir kılıç gibidir. İnsanın hem karşısındakinde hem kendinde şifa bulmaz yaralar açabilir. Dil; içi sır dolu olan kalp hazinesinin kapısı olduğundan, insanın iç alemindeki sırlar da sözle dışarı çıkar. İçi sevgiyle dolu olanların sözlerinin tatlı, nefret dolu olanlarınsa acı ve kırıcı olması gibi.

Bazı durumlarda kırıcı söz söylemektense susmanın iyi olacağını söylememe bilmem gerek var mıdır?

Tatlı dil, insana her yaşta gereklidir. Tatlı dilli insan, hangi yaşta olursa olsun, sevilir ve sayılır. Bu durumu anlatan kıssalardan biri de şudur:

Bir padişahın üç karısı varmış. Bunlardan biri çok güzel, biri çok hamarat, titiz ve marifetli, üçüncüsü de çok tatlı dilliymiş. Bir zaman gelmiş ki, padişah evliliğini tek kadınla sürdürmeye karar vermiş. Bu kararı aldıktan sonra hangisini seçeceği hususunda tereddüde düşünce devrinde kendi hocalığını da yapmış olan şeyhülislama danışma gereğini hissetmiş. Hocası “Padişahım, güzellik geçicidir. İnsan yaşlanıp sağı solu sarkmaya başlayınca bu muhteşem güzellikten geriye eser kalmaz. Hamaratlık da yaşla bağlantılıdır. İnsan ne kadar hamarat ve titiz olursa olsun, yaşı ilerlediğinde, istese de bazı şeyleri yapamayacaktır. Ama tatlı dil için böyle bir kısıtlama yoktur. İnsan, tatlı dilli ve güler yüzlüyse yaşlansa da öyle olacaktır. Bu nedenle siz ilk ikisinden vazgeçin, tatlı dilli olanda karar kılın.” önerisinde bulunmuş.

İnsan ne kazanır ve kaybederse dilindendir. Siz bakmayın bugün için sivri dillilerin kazanmış gibi gözüktüğüne. Dilini ve sözünü güzel kullanan, bu dünyada da sonsuz alemde de karşılığını alacaktır.

Gönül kalesi dille yapılır, dille yıkılır. Güzel kullanılan dil öze işleyerek etkisini gösterir. Sözün öze işlemeyeni, buz üzerine yazılmış yazıya benzer. Öze işleyeniyse mermere kazınmıştır ve kaybolmaz. Musa Peygamber’e gelen Tevrat ayetleri şimşekle mermere kazındığı için, Yahudiler hala o mermer levhaları arayıp durmaktadır.

Söz, nefesin yarattığı titreşimle dışarı çıkar, evrene yayılır ve etkisini gösterir. Nefes sıcak ya da soğuk olabilir. Sıcak nefesle çıkan sevgi dolu sözler karşısındakini rahatlatıp memnun ederken, soğuk nefesle çıkanlar kırıcı olur ve sevgiden noksan olduğu için dinleyeni kırıp huzursuz eder.

Sözü, söylemek yeterli midir? Uygulamak da gerekmez mi?  Ki insanın özü ile sözü bir olsun.”İnsanın foyası kırk günde çıkar” tabiri, insanın söylediklerini yapıp yapmadığının yani özüyle sözünün bir olup olmadığının anlaşılabilmesi için biraz beklemek gerektiğini anlatmak için söylenmiştir.

Her şey gibi söz de mertebe mertebedir. Sözün en yüksek mertebede olanına “Vahiy” denir. Allah kelamı olan “vahiy” kaynak suyu gibi saf ve temiz olduğu için içilmeye hazırdır. Ayrıca bir işlemden geçirilmesine gerek yoktur. Kur’an’ın bir harfinin bile değiştirilemeyişinin nedeni budur.

Bunun bir alt mertebesi “Hadis” denen ve Peygamberlerin dillendirdiği Allah kelamıdır. Daha sonra da sırasıyla kamil zatların, bilim adamları, düşünürlerin ve sıradan diyebileceğimiz insanların sözleri gelir. Bunlar da esas itibariyle Allah kelamı, yani aynı kaynağın suyu olmasına rağmen, çok uzun bir yol kat edip geçtiği yerlerde kirlenmiş olabileceği için içilmeden evvel filtre edilmesi gerekir. Aksi halde içeni hasta edebilir.

“Söz bilirsen güzel söz söyle sözünden ibret alsınlar

Bilmez isen sukut eyle seni insan sansınlar” derler.

Sözün gücünü biraz anladıysak güzel bir dünyaya, mutlu yarınlara ulaşmak için insanların kaynaştırıcı sevgi dolu sözlere her şeyden daha çok ihtiyacı olduğunu bilerek konuşalım.

 

Işık ve sevgiyle kalın!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -

Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2017 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber