RSS / XML
18-02-2018
Bizi Takip Edin!
iyi parti izmir açılışı

Bugün de bu: Kıssadan Hisse...


2018-01-22 10:45:00
Serhat GOBİ

“Siyasal İslam, emperyalizmin karşıtı değil, hizmetçisidir.”

                                                               Semir Emin

Kıssa, Hz. Musa’nın genç bir arkadaşıyla iki denizin birleştiği yere doğru uzun bir yolculuğa çıktığını söyleyerek başlar. Hz. Musa ve genç arkadaşı iki denizin birleştiği yere gelince ellerindeki balık denize kaçar ve kaybolup gider…

İki denizin birleştiği nokta, ”ikiliklerin bir olduğu” anlayışının sembolüdür. Birlik anlayışını ifade eder. Çokluktan, teferruattan kurtularak, olayları kapsamlı olarak görebilmenin karşılığıdır.

“Balık” ise ezoterizmde bilginin sembolü olarak kullanılmıştır. Kıssanın hemen başında balığın kaybolduğu ifade edilmiştir. Yani Hz. Musa ve genç arkadaşı aslında balığın peşindedir; ama ona sahip olamamışlardır. Çünkü balık denizde kaybolup gitmiştir.

İşte kıssa bundan sonra Hz. Musa’nın bu bilgiyi elde etmek için hoca talebe ilişkisine girdiği dönemi hikayeleştirerek anlatmaya başlar;

“Derken kullarımızdan bir kul buldular ki biz ona katımızda bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik. Musa ona,’sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için tabi olayım mı?’ dedi.

Adam: ‘Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin. İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?’

Musa: ’İnşallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim’ dedi.

O da cevap verdi: ‘ O halde bana tabi olacaksan ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.’

Derken yola koyuldular. Nihayet bir gemiye bindiklerinde adam, gemiyi deldi.

 Musa: Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın .

Adam, ‘Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?’ deyince, Musa: unuttuğum için bana çıkışma ve bana bu işimde güçlük çıkarma!’ dedi.

Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam hemen onu öldürdü.

 Musa: Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini öldürdün, ant olsun çok kötü bir iş yaptın!

Adam: Sana benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?  

 Musa: Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan dilenecek son özre ulaştın. Bu son özür dileyişim, dedi.

Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken yolda yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu.

 Musa: İsteseydin bu iş için ücret alırdın.

Adam: İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.  O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı. Çocuğa gelince, anası babası mümin insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk. Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik. Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.” (Kehf;18/65-82)

Bu kıssada sözü geçen bilgenin ismi verilmemiştir; ancak anlatılan hikayeye bakıldığında bu kişinin Hızır olabileceği ile ilgili İslam bilginlerince ortaklaşa yorum yapılmıştır.

Hızır olarak bilinen kişi olsa da olmasa da önemli değildir. Çünkü ismi ne olursa olsun önemli olan inisiyasyonun en son aşamasına ulaşan bir bilgenin nasıl yaşam sürdüğü ve nasıl bir anlayışta bulunduğunun anlatılmış olmasıdır.

Hızır olarak geleneklerde yaşamış kişi zaten böyle bir inisiyasyondan geçmiş bir inisiyatörün sembolü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ezoterizme göre de bir Hızır değil yüzlerce, hatta binlerce Hızır vardır. Nuh’un gemisinin tek olmadığı gibi…

Yukarıda aktardığım kıssada dikkat etmemiz gereken bir başka ayrıntı daha bulunmaktadır.

Dikkat edilirse Hızır olarak değerlendirilen bilge, olayları yorumlarken ben olarak değil biz olarak konuşmaktadır. Bu da uyanan ve şuurlanan bir kişinin göksel irtibatını ve göksel zincire olan bağını gösterir. Buna Sufizmde gökyüzü ile yeryüzünün evliliği denir. Yani yukarısı ile aşağısının ortaklaşa bir zincirin halkası olma durumudur bu. Mevlana’nın bir eli havada diğer eli yere dönük, uyguladığı ritüel bunun sembolüdür.

Kıssadan payımıza düşen bir diğer bilgi de, uykuda olan bir insanın asla uyanık olanı anlayamayacak olmasıdır. Çünkü uykudaki insan egosu ya da vicdanıyla, iyilik ya da kötülük ikilemleriyle olayları değerlendirmektedir. Buna karşılık uyanmış insan ise olayları sebep sonuç zincirlerini bilerek uygulamaktadır. Bir tarafta duygular ve tahminler diğer tarafta ise apaçık bilgi ve tek bir karar vardır. İkinin bir edilmesi işte budur.

Yaratan Rabbi’nin adıyla oku! (Alak;1)

Ağır ağır, düşüne düşüne oku! (Müzzemmil;3)

Işık ve sevgiyle kalın!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
© Copyright 2018 Ege Meclisi. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile OHO Internet Solutions tarafından yapılmıştır.
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber