RSS / XML
20-08-2018
Bizi Takip Edin!

BUGÜN DE BU: ÜÇ VALİNİN HİKAYESİ


2018-05-25 13:30:07
Serhat GOBİ

Vakitlerden bir vakit Mısır hükümdarlarından Nasraddin bir gün Kahire, Bulak ve eski Mısır valilerini yanına çağırır. Onlarla devlet işleri üzerine görüştükten sonra bir aralık:

 

-Valiliğiniz zamanında başınızdan geçen en garip olayı, hiçbir şey gizlemeden anlatmanızı istiyorum, deyince Kahire valisi anlatmaya başlar:

-Yalancı şahitlikleri yanı sıra sahtekarlıkları ve ahlaksızlıklarıyla tanınmış iki adam hakkında her gün birçok şikayet alıyordum. Bunları suçüstü yakalamak istedim. Ne kadar çalışıp çabaladımsa olmadı. Nihayet adamlarımdan birini bunların peşine koydum ve onları suçüstü yakalayıp bana haber vermesini istedim.

Bir gün adamım heyecanla yanıma geldi:

-Efendimiz, dedi. O sahtekar herifleri tuzağa düşürmek için evime davet ettim. Bu gece bizde eğlenecekler. Gelin, siz de görün ve suçüstü yakalatın.

Hemen adamlarımdan birkaçını alıp tarif edilen eve gittim. Kapıyı çaldık, çok geçmeden bir cariye kapıyı açıp bizi içeri aldı. Bir de ne görelim! O iki sahtekar, içki sofrası kurmuş, bir takım uygunsuz kadınlarla eğlenmiyorlar mı?

Beni görünce hiç sıkılmadılar, hatta yanıma gelip:

-Buyurun! Sefa geldiniz, diye iltifat ettiler ve oturacak yer gösterdiler.

Bir aralık ev sahibi geldi. Bana içinde üç yüz altın bulunan bir kese vererek:

-Şu parayı alın! İster ceza sayın, ister hediye. Yalnız bu gece keyfimizi bozmayın. Konuya komşuya karşı rezil olmayalım, dedi.

Ne yalan söyleyeyim, ufak bir bocalamadan sonra dayanamayarak altınları aldım ve onları rahat bırakıp adamlarımla beraber çıkıp gittim.

Ertesi gün mahkemeden bir memur geldi, Kadının beni istediğini söyledi. Gittim. Orada, bana üç yüz altın veren ev sahibiyle iki sahtekarı gördüm. Kadı ev sahibini göstererek:

-Dün gece bu adamdan aldığınız üç yüz altını geri veriniz, dedi ve iki sahtekarı göstererek:

-Bu iki şahidin önünde almışsınız, diye sözünü tamamladı.

İşin inkar edilecek tarafı yoktu. Hemen paraları sayıp gece onları yakalamadığıma pişman olmuş bir halde oradan ayrıldım.

Kahire valisi hikayesini bitirdikten sonra, sıra Bulak valisine gelir.

-Efendimiz, der, valiliğim sırasında bir ara çok borçlanmıştım. Evimi ve elimdeki mücevherlerimi sattığım halde borçlarımı ödeyememiştim. Bir gece evde oturmuş, dertli dertli düşünüyordum. Birdenbire yanıma hizmetçim geldi. Bir sürü silahlı adamın kapıda beni beklediğini söyledi. Her ihtimale karşı silahlanarak dışarıya çıktım. Kapıda duran adamlara sordum:

-Kimsiniz ne istiyorsunuz?

Reisleri karşılık verdi:

-Biz şimdiye kadar eşkıyalık ediyorduk. Fakat artık tövbekar olduk. Sizin sıkıntıda olduğunuzu işittik. Size şu mücevherleri ve altın dolu sandığı getirdik. Bu, düşman elinden alınmış bir ganimettir.

İki kişinin zor taşıdığı sandığı evimin avlusuna soktular. Sandığı açıp baktım. Hakikaten altın ve mücevher dolu idi. Bunları satıp kalan borcumu ödeyeceğime sevindim. İçeriye girdim. Elimde kalan birkaç kuruşu alıp silahlı adamlara bahşiş olarak dağıttım.

Ertesi sabah, sandıktaki altın ve mücevherleri gündüz gözüyle görmek istedim. Mücevherlerin sahte, altınların yaldız olduğunu anladım. O kadar fena oldum ki az kalsın kalbim duracaktı. Bütün sandığın içindekiler beş lira etmezdi. Halbuki onun on mislini o heriflere bahşiş olarak dağıtmıştım.

Bulak valisinin hikayesi de burada bitmişti. Sıra eski Mısır valisine gelince anlatmaya başladı:

Bir gün ölüm cezasına çarptırılmış on kadar suçluyu asmıştım. Ayrı ayrı darağacına asılan bu adamların başlarına nöbetçiler koyup cesetlerin çalınmamasına dikkat etmelerini sıkı sıkı tembih etmiştim.

Ertesi gün, asılanları kontrol ederken bir suçlunun yerine başkasının asıldığını gördüm. Hemen nöbetçileri sorguya çektim. Önce bir şeyden haberleri olmadığını söylediler. Kendilerini ölümle korkutunca doğruyu söylemek zorunda kaldılar:

-Dün gece bir aralık uyumuşuz. Gözlerimizi açınca ölülerden birinin yok olduğunu gördük. Sizden korktuğumuz için yoldan geçen bir köylüyü eşeğinden indirip onu astık. İşte yabancı gördüğünüz ölü odur.

Bunun üzerine o köylünün bıraktığı eşeği görmek istedim. Getirdiler. Hayvanın sırtındaki heybeyi açtırdım, içinde parçalanmış bir insan cesedi gördüm. Tanrının adaletine hayran olmaktan kendimi alamadım ve nöbetçileri affettim.

Tanrının eşsiz ve yüce adaletinde buluşalım.

Işık ve sevgiyle kalın!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber