RSS / XML
21-10-2018
Bizi Takip Edin!
bodrum escort

Kurtuluş olmasaydı, fethin anlamı olmazdı!


2018-10-06 08:58:57
Prof. Dr. Hakkı UYAR

Türkiye’de son on yıllarda Cumhuriyetin kurucu değerlerini ve Cumhuriyetin ulusal kimlik inşasıyla yaratmaya çalıştığı üst kimlik bilincini yıpratma çalışmaları bilinçli ya da bilinçsiz olarak sürdürülüyor. Oysa tarihin süreklilik ve kırılmalardan ibaret olduğunu görmeyenler, Osmanlı hayalleri ile yaşayanlar Cumhuriyet düşmanlığı yapıyor. Anadolu’da geçen bin yıllık tarihin tepe noktasının Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet olduğu görmezden geliniyor. 

Cumhuriyeti yıpratmanın yolu, Milli Mücadele de dahil tüm başarıları ya görmezden gelmeye ya da küçümsemeye yöneltiyor birilerini… Buna Sevr’in olmadığı, bir “antlaşma” değil, bir “belge” olduğu çarpıtmalarını ilave etmek gerekir. Bu durumda Sevr başarısızlığı olmayınca, Lozan başarısı da olmayacak. Lozan’da toprak kaybettik edebiyatı tam gaz yapılacak. Tarihle bu kadar oynamak, alternatif tarih anlayışı yaratmak için çabalamak bu ülkenin dibine dinamit yerleştirmekten farksız. 

Osmanlı’nın imzaladığı Sevr’e yokmuş muamelesi çek, Lozan’ı küçümse. İstanbul’un kurtuluşunu atla, İstanbul’un fethine odaklan. Milli Mücadele’nin nihai hedefi, “kızıl elması” olan 9 Eylül’ü önemsizleştirmek için, 25 Mart fetih tarihini (1081) uydur. 26 Ağustos 1922’nin yerine 26 Ağustos 1071’i öne çıkar... Şunu unutmamak gerekir ki, 26 Ağustos 1922 olmasaydı, 26 Ağustos 1071’i kutlayamazdık. 6 Ekim 1923’te, -13 Kasım 1918’de başlayan- 5 yıllık/1825 günlük işgalden kurtuluş olmasaydı 29 Mayıs 1453 İstanbul’un fethini kutlayacak yer bulamazdık. Çaka Bey’in İzmir’i fethettiği ayı günü belli olmayan 1081 tarihine Aydınoğullarının İzmir’i kuşattığı 25 Mart tarihi monte ederek, çakma bir fetih günü uydurmanın ve bunu 9 Eylül’e rakip haline getirmenin kimseye faydası yoktur. 

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi ulusal bayramlar, 9 Eylül İzmir’in kurtuluşu ve 6 Ekim İstanbul’un kurtuluşu gibi kurtuluş günleri ulusal kimlik inşamızın parçalarıdır, bizi millet yapan değerlerdir. Bunları geri plana iterek, Cumhuriyet öncesine ait fetihleri ya da zaferleri ön plana çıkarmak, tarih yarıştırmak her şeyden önce doğru olmasa gerektir. Bunlardan biri diğerinin rakibi değildir. Hepsi tarihimizin parçasıdır. Ulusal bayramların ve ulusal kurtuluş günlerinin tahribi, Cumhuriyet değerlerinin de tahribi demektir. 

6 Ekim 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesi İstanbul’un kurtuluş yıldönümünü “Kurtuluş günü kutlu olsun!” diye duyurmuştu. Haber şöyle devam ediyordu: 

“Bugün kurtuluşunun yıldönümünü kutlulayan İstanbul için 14 yıl evvelin hatırası dünkü kadar tazedir. O gün bir damla şuur ve idraki olanlar bugün hatırlarlar ki İstanbul’un kurtuluşu, işgalin bütün acısını ve utancını silen en büyük bayram olmuştu. Bütün tarihinde müstakil yaşamış bir milletin o zamanki idare merkezini yabancı istilası altında görmekten doğan büyük elem, gözleri önünde cereyan eden işgal facialarıyla İstanbul halkını kapkara günler içinde yaşattı. Bu şehir, kendisini hürriyet ve istiklaline kavuşturan o günü, o günün Büyük Yaratıcısını ve emrinde muzaffer adımlar atan ordumuzu her yıl bugün değil, her yıl her gün şükranla anıyor ve anacaktır”. 

Kurtuluş günü kutlama programı ise şöyle idi:

“İstanbul’un kurtuluş günü bugün büyük merasimle kutlanacaktır. Merasime saat 10’da atılacak toplarla Sultanahmet Meydanında başlanacaktır. Resmigeçide iştirak eden alay saat 1.30’da Sultanahmet’ten tramvay yolunu takiben Taksime gidecektir. 

Alay Taksimde toplandıktan sonra evvela İstiklal marşı çalınacak ve bilahare de İstanbul Belediyesi namına da abideye çelenk konacaktır. Belediye ve Talebe Birliğinden birer kişi burada nutuk söyleyecektir. 

Saat Dörtte ordu tebrik edilecek ve gece Vali Muhiddin Üstündağ ordu şerefine bir ziyafet verecektir.

Bugün bütün mektepler kapalıdır”. 

Belediye törenlere katılım için şöyle bir duyuru da yapmıştı: 

“İstanbul’un kurtuluş yıldönümünü kutlulama merasimine iştirak edecek olan alay birinci teşrin 6’ıncı günü saat 10’da Sultanahmet Meydanında toplanacaktır. Saat 10.30’da hareket ederek Taksim Meydanına gidecektir. 

Bu törende bulunmak üzere İstanbul’da bulunan saylavlar, şehir meclisi üyeleri, süel generaller ve subaylar, adliye ve mülkiye rüesası, Belediye erkanı, Üniversite ve maarif erkanı, matbuat mümessilleri, siyasal parti başkanları, hayır ve meslek cemiyetleri başkanları, bankalar direktörleri ve imtiyazlı şirketler ve esnaf cemiyetleri reislerinin Taksimde hazırlanmış tribünü teşrifleri rica olunur.

Elbise: Jaketay, silindir şapka”. 

Bir başka gazete ise yine aynı yıllarda İstanbul’un kurtuluş gününü şöyle haberleştirmiş:

“Bugün İstanbul büyük bayramı kutluyor: Kurtuluş bayramı… Mütarekeyi müteakip İstanbul’a giren yabancı kuvvetler 14 sene evvel bugün, Türk bayrağını selamlayarak İstanbul’dan ayrılmışlar ve Türk ordusu merasimle şehre girmişti”.  

5 yıl süren acı işgal yıllarının ardından kurtuluşu yaşayan nesillerin kurtuluşun kıymetini daha iyi bildiklerini ve bunu ulusal bilinci arttırmak için kullandıkları gayet açık. 

Sonuç olarak Malazgirt’i bugün kutlayabiliyorsak, bu bir başka 26 Ağustos (1922) sayesindedir. O olmasaydı, öncekini kutlayacak bir vatanınız olmazdı. 29 Mayıs’ı kutlayabiliyorsak, 6 Ekim (1923) sayesindedir. İstanbul, kurtarılmasıydı 29 Mayıs kutlanmazdı ama işgal kuvvetlerinin İstanbul’a girişi, örneğin 8 Şubat 1919'da Fransız General Franchetd'Espérey’in Rumlar tarafından hediye edilen beyaz atla tıpkı yüzyıllar önce Fatih Sultan Mehmed'in yaptığı gibi şehre girişi kutlanırdı. 

Bugün Anadolu’nun, İstanbul’un fethini kutlayabiliyorsak bunu sağlayan Milli Mücadele’yi başarıyla yürüten, hem emperyalizmi ve hem de yerli işbirlikçilerini yenen Cumhuriyetin kurucu kadrosu, onların imzaladığı Lozan sayesindedir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber