RSS / XML
22-10-2019
Bizi Takip Edin!

BUGÜN DE BU: SAKIZ AĞACI


2019-08-26 16:25:37
Serhat GOBİ

Hani ağzımıza bir tane atıp çiğneyip çatlatıp sonra da şişirip balon yapıp patlatmaktan hepimizin çok keyif aldığı, bize neşe veren sakız var ya! Bu anlatacağım, onun ana ham maddesi olan damla sakızı…

Ana vatanı olan Türkiye’de bahçe çiti, soba odunu ve mangal kömürü yapılıp kullanılan ama bir zamanlar bize ait olan adaya ismini veren. Çeşme yarımadasına bakan küçük bir bölgede  bizden giden çeltikler ile yetiştirilen ve Chios Island-Sakız Adası’na yılda dile kolay 6.000.000.000 ABD Doları para kazandıran efsane ağaç: Damla Sakızı.

Bahsettiğim ağaçtan, Sakız adasında yılda ortalama 300 ton ürün elde ediliyor. 1.sınıfının kilosu ortalama 420 Euro’ya satılıyor.

IMF’nin bir zamanlar ülkemize 1,5 milyar dolar kredi vermeye karar verdiğinde bir sürü yasamızın değiştirilmesi için ön koşullar öne sürdüğünü hafızamızdan çıkarmayalım.

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde 1,5 milyon insanımızın katılımıyla yaklaşık 13 yıl gibi bir sürede ancak 9,5 milyar dolar biriktirebildiğimiz göz önüne alındığında, anlatacağımız konuya ülke genelinde hepimizin sıkı sıkıya sarılmamız gerektiği kanısındayım. Ayrıca hükümetimizin de zeytin ağacı kanunu gibi, sakız ağacı kanunu çıkartmasının da yerinde olacağını düşünmekteyim.

Efsane sakız ağacının ana vatanının Karaburun ve Çeşme yarımadası olduğunu; buradan Antalya’ya kadar olan tüm sahil şeridinde yetiştiğini tarihi kaynaklar söylüyor. Bu yörede yüzlerce yıl öncesinde yaşayan insanlar sakız, üzüm ve zeytin yetiştirir, bu ürünlerden elde ettikleri gelirle beyler ve paşalar gibi bolluk ve bereket içinde yaşarlarmış. Karaburun ve Çeşme yarımadası ile Sakız Adasında yetişen sakız ağaçlarından elde edilen damla sakızı Dünya’nın ihtiyacını karşılamaya yetmiş. Osmanlı Yarımada’dan ve Ada’dan sakız vergisi adı altında oldukça yüklü vergi geliri elde edermiş. Saray, ihtiyacı olan sakızı hanedanın ağız ve diş bakımı için Karaburun yarımadasından toplanan damla sakızlarından ayırtırmış.

1.Dünya Savaşı’ndan sonra mübadele ile Yarımada’dan giden Rumların yerine yerleştirilen insanlarımız, hayvancılık ve tarla ziraatı yapmışlar. Kültürlerinde sakız ağacı bilgisi olmadığı için Yunanlıların da teşviki ve alım garantisi ile sakız ağaçlarını kesip elde ettikleri odunlardan da kömür yapmaya bu sakız kömürlerini de Yunanlılara ihraç etmeye başlamışlar. Yıllar içinde bu ağaçları katledip kendi çit, odun ve kömür ihtiyaçlarını da karşılamışlar. Kendilerine göre ihtiyaç fazlalarını da keçilerinin kemirmesine müsaade etmişler.

Gezilerimde görebildiğim kadarıyla bugün sadece orman ve hazine arazilerinde sakız ağaçları mevcut; ancak bu ağaçlar bakılmadığı, budanmadığı ve çizilmediği için hiç ürün elde edilmiyor. Yarımada’nın önemli bir kısmı orman ve hazine arazisi. Mübadeleyle terk edilen Rum köylerindeki Rum evlerinin bahçelerinde on binlerce sakız ağacı da Milli Emlak bünyesinde hazır vaziyette bakımı yapılarak verime geçirilmeyi bekliyor.

Kısaca her yıkılmış Rum evinin bahçesinde bakılmadığı için çalı formatına dönmüş; ürün vermeye hazır erkek sakız ağacı var. Hazine ve Orman arazilerinde damla sakızı olmayı bekleyen binlerce sakız ağacı var. Şimdi bunlar da tehlike altına girdi; çünkü orman arazisinde kalan bu yerleri, özel ağaçlandırma yasası kapsamında, şirket ve şahıslara veriyorlar. Onlar da bu yetişmiş çalı durumundaki sakız ağaçlarını söküp yerine badem, ceviz ve fıstık çamı dikiyor. Sökülen sakız ağaçları odun kömürü yapılıp satılıyor. Yörenin Sakız Dedesi Mustafa Özer, durumu önüne gelen herkese anlatıyor; ama birileri de anlamak istemiyor. Yöredeki hazine arazilerinde de durum buna benziyor. Zeytin tarımına uygun yerler, hazineden kiralanarak içindeki sakız ağaçları sökülüp yerine zeytin ağaçları dikiliyor. Yetkililer, ‘Dur!’ demiyor; ama doğa kendi dengesi için, ‘Artık dur!’ diyor. Kökü 20-25 metreye kadar indiği için kendi suyunu bulan ve su alanları yaratan sakız ağaçlarını sökenleri tabiat affetmedi; acı ama gerçek bölgede erozyon maalesef başladı.

Şimdi sonuca gelelim. Öncelikle Karaburun ve Çeşme Yarımadasındaki alanlarda Allah’ın bize bahşettiği yüz binlerce sakız ağacı koruma altına alınmalı, koruma altına alınan bu ağaçların işin ehli insanlarca modern bir şekilde budamaları yapılmalı, çalı formatından çıkarılıp ürün için sağılmaya hazır ağaç haline getirilmelidir. Ve bu yerler, öncelikle yörede yaşayan, üretim yapmak isteyen herkese adet olarak kira karşılığı verilmelidir.

Sakız adasındaki en büyük toplayıcı ve satıcı olan Kooperatif, yılda ortalama 300 ton damla sakızıyla dünya sakız piyasasını elinde tutarak sadece satışından adaya 6 milyar dolar girdi getirmektedir. Bu rakam sanayiye aktarıldığında Yunan ekonomisine sağladığı rakam 30 milyar dolara çıkmaktadır.

Evlerde, alkollü ve alkolsüz içeceklerde, eczacılıkta, kimya sanayisinde, boya ve izolasyon sektöründe, tarihi eserlerin restorasyonunda vb. akla gelmeyen birçok alanda kullanılan bu efsane ağaç; çeltik yöntemiyle de üretilebilmekte olup toprakla buluşturulduğu andan itibaren üç yıl damlama yöntemiyle sulandıktan sonra bir daha su vermeseniz bile bitki 20-25 metreye inen kökleriyle ihtiyacı olan suyu bulup ve yıllık yağışları da toprağın altında rezerv edebiliyor. Beş yıldan sonra erkek ağaçlar ürün vermeye başlıyor, onuncu yılda ürün verimi maksimuma çıkıyor. Çeşmeden Antalya’ya kadar olan sahil şeridinde 500 metre yüksekliğe kadar olan güneye bakan her arazide yetişiyor. Zeytin ağacı kadar ömrü uzun, yıl boyunca yeşil olması da cabası.

Uzun lafın kısası bugün sadece 300 bin sakız ağacı fidanını çeltikleme yöntemiyle toprakla buluşturursak; beş yıl sonra her yıl bir Ziraat Bankası kuracak kadar para, ülkemin insanının cebine ilave olarak girer. 

Söylemesi bizden, uygulaması sizden

Işık ve sevgiyle kalın!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...









ÇOK OKUNANLAR
Arşiv Arama
- -


Ege Meclisi - Ege'nin Ortak Sesi -
SPOR
Spor Haberleri
GÜNCEL
İZMİR
İzmir
POLİTİKA
Politika
ÖZEL HABER
Özel Haber