1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, 19. Yüzyılın sonlarında, II. Abdülhamit döneminde Osmanlı İmparatorluÄŸu ile Yunan Krallığı arasında yaÅŸandı. 1821 Mora isyanı sonrasında kurulan Yunan Krallığı, sürekli olarak Osmanlı Devleti aleyhine sınırlarını geniÅŸletmenin peÅŸindeydi. 1878 tarihli Berlin AntlaÅŸmasına göre de böyle bir geniÅŸleme gerçekleÅŸmiÅŸti. Bundan cesaret alan Yunanistan, Epir ve Girit’i de topraklarına katmak için buralardaki Rum nüfusu Osmanlı Devleti aleyhine kışkırtmaktaydı. Yunanistan’ın kışkırtmalarının devam etmesi üzerine Osmanlı Devleti, Yunanistan’a savaÅŸ ilan etti (17 Nisan 1897). 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan beri savaÅŸlardan kaçınan –Mısır ve Tunus gibi geniÅŸ toprakları savaÅŸmadan kaybetmeyi göze alan- Osmanlı Devleti için bu kez dayanacak güç kalmamıştı. Yunan çetelerinin sınır ihlalleri ve saldırıları savaşı zorunlu kılmıştı. Bir aylık savaÅŸ süresinde Osmanlı Devleti, MüÅŸir Edhem PaÅŸa komutasındaki kuvvetlerle Yunan ordusunu ağır bir yenilgiye uÄŸrattı. Yürütülen yıldırım savaşıyla Batılı devletlerin müdahale etmesine fırsat vermeden kazanılan zaferler ile (en önemlisi Dömeke) bir hayli toprak kazanıldı. Yunan ordusu bozguna uÄŸramış ber ÅŸekilde geri çekilmek zorunda kaldı. Neredeyse Osmanlı ordusu için Atina yolu bile açılmıştı. Ancak Batılı devletlerin araya girmesiyle ateÅŸkes yapıldı.
İmzalanan İstanbul AntlaÅŸması ile Osmanlı Devleti kurtardığı Teselya’yı Yunanistan’a geri vermek zorunda kaldı. Girit’e ise özerklik tanındı ve buraya Hıristiyan bir vali atanması kabul edilmek zorunda kalındı. Ardından da kısa bir süre sonra Girit, Yunanistan’a katıldı.
İstanbul antlaÅŸması, Osmanlı Devleti’nin Yunanistan’a karşı savaÅŸ meydanında kazandığı ama masa başında kaybetmesinin sembolü bir antlaÅŸmadır. PadiÅŸah, II. Abdülhamit’tir. Lozan için söyleyen ÅŸey (savaÅŸ meydanında kazanılanın masa başında kaybedilmesi) 1897 tarihli İstanbul AntlaÅŸması için geçerlidir.
Birkaç ay önce Azerbaycan, on yıllardır Ermenistan iÅŸgali altındaki KarabaÄŸ ve bunun dışındaki diÄŸer topraklarını kurtarma giriÅŸiminde bulundu. Kazanılan askeri baÅŸarı ile KarabaÄŸ dışındaki topraklarının önemli bir bölümü kurtarıldı. İlginç bir ÅŸekilde bu sürece Rusya baÅŸlangıçta müdahale etmedi. Anlaşılan Rusya PaÅŸinyan yönetimi hem cezalandırma ve hem de terbiye etme niyetindeydi. Türkiye de bu süreçte Azerbaycan’ı destekledi. İHA/SİHA yardımında bulunduÄŸu, Azerbaycan ordusunun eÄŸitimine katkı saÄŸladığı dile getirildi. Türk milleti de bu süreci sevinçle ve yakından takip etti. Ancak birden Rusya devreye girerek tarafların anlaÅŸmasını saÄŸladı. AteÅŸkesin iyi tarafı Azerbaycan’ın KarabaÄŸ dışında iÅŸgalden henüz kurtaramadığı topraklarının geri kalanını savaÅŸmadan alması söz konusu olmasıydı. Ancak Rusya, ateÅŸkes ile Azerbaycan’ın Ermenistan’ı tam bir yenilgiye uÄŸratmasına ve kalan tüm topraklarını –KarabaÄŸ dahil- kurtarmasına izin vermedi. Böylece Azerbaycan ne tam zafer kazanabildi ve ne de Ermenistan tam bir yenilgiye uÄŸradı. Araya Rusya girdi ve Azerbaycan ile Ermenistan arasında yerleÅŸti. Muhtemelen bu noktadan sonra Azerbaycan’ın KarabaÄŸ’ı kurtarmaya yönelik yeni bir askeri hareketini beklemek mümkün olmayacaktır. On yıllar boyunca Rusya’nın burada bir barış gücü gibi kalacağını, bölgeye kalıcı olarak yerleÅŸebileceÄŸini tahmin etmek zor olmasa gerektir. Bundan sonra umulan Ermenistan’ın KarabaÄŸ dışında iÅŸgal ettiÄŸi ve Azerbaycan’ın kurtarmaya fırsatı olmadığı Azerbaycan topraklarını tekrar savaÅŸmadan almasını saÄŸlamak olmalıdır. Çünkü ateÅŸkes antlaÅŸmasına göre Aralık ayı başına kadar bu toprakların teslim edilmesi söz konusuydu. Burada yine dikkat çekici olan İlham Aliyev’in duracağı zamanı iyi belirlemesi ve konjonktürü iyi deÄŸerlendirmesidir. Ortada ciddi bir askeri baÅŸarı söz konusudur, ancak iÅŸgal edilmiÅŸ tüm topraklar kurtarılmış deÄŸildir. KarabaÄŸ dışında tüm toprakları kurtarmayı büyük bir baÅŸarı olarak kabul etmek gerekir. Ancak yine bu saatten sonra KarabaÄŸ’ın kurtarılmasını beklemek hayal olacaktır. Yine Türkiye’nin Rusya ile çatışmadan ve ama Azerbaycan’ın zaferine perde arkasından ciddi destek saÄŸlaması takdire ÅŸayandır. Son olarak tüm bunlara raÄŸmen Azerbaycan’ın baÅŸarısı halen bana 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonunda imzalanan İstanbul AntlaÅŸmasını çaÄŸrıştırmaya devam etmektedir.