Fakirlik zenginlerin ve zenginliğin getirdiği bir sonuçtur. Yeryüzündeki fakirliğin sebebi zenginlerdir. Onların sınır tanımayan israfı, doymak bilmez hırsıdır. Birileri zenginleştikçe birileri de fakirleşir çünkü. Büyürken etrafındakileri yutarak büyüdükleri için etrafındakiler de küçülür, küçülür, küçülür… 
Oysa; ormanda zenginlik içinde birlikte yaşayan her canlının ortak paylaşımında olduğu gibi yeryüzündeki, yeraltındaki ve gökyüzündeki zenginlik de herkesindir.
Ormanlarımızı, tohumlarımızı, yeraltı, yerüstü ve gökyüzü zenginliklerimizi rüzgarımızı, enerjimizi, çaylarımızı, derelerimizi ve nehirlerimizi kısacası tüm varlığımızı tarumar edip vahşi kapitalizme peşkeş çeken bizi fakirleştirip neticesinde sadaka ekonomisine muhtaç edip hesap vermeyen Abdülhamit zihniyetine hayır, diyelim.
Hayır!
Sizce;
Silah satan, barış ister mi?
İlaç satan, sağlık ister mi?
Din satan, ilim ister mi?
Uyuşturucu satan, temiz toplum ister mi?
Mafya elemanı, düzgün düzen ister mi?
Sahtekarlığı düstur edinen, hukuk ister mi?
Zenginlik içinde yaşayan, fakirliğin bitmesini ister mi?
Çaresizsen, çare sensin!
Bunun için toprağına, suyuna, havana, tohumlarına, zenginliklerine kısacası ülkene, insanına ve oylarına sahip çıkacaksın!
Unutma sandık çok yakında önünde!
Işık ve sevgiyle kalın.