AİLENİN ÖNEMİ

Abone Ol

Gelişmiş bir toplumu canlı ve ayakta tutan nedenlerin önde geleni 'Aile faktörü' ve ailenin önemidir.

Bir ailenin sosyo-ekonomik durumunun iyi olmamasında şiddet çok yaygın görülebiliyor.

Özellikle annenin düşük eğitim düzeyi ve beşten fazla çocuk sayısının olduğu ailelerde şiddet daha sık olup ve bu durum normal görüldüğünde de o ortamdaki çocuklarda şiddete yönelik davranışlara daha sık rastlanıyor.

Aile yapısının olumsuz koşulları çocukları şiddete ve zorbalığa iten bir neden günümüzde.

Ailesinde ve toplumda kendini güvende hissetmeyen gençler çetelere giriyor.

Çete üyesi olmayı önemli bir kişi olmanın yöntemi olarak görüyor ya da öyle sanıyor.

Düzgün bir ailede çocuklara öğretilmesi gereken şey; ''İyilerin de en az kötüler kadar cesur olması gerekliliğidir.''

Zorbalıkta, çocuğun ailesinin eğitim ve gelir düzeyinin fazla etkisinin olmadığı bazen örneklerde görülebiliyor.

Yeri geldiğinde zengin çocuğu da zorba oluyor.

Çünkü o akranlarına bu şekilde bir yol ile kendini kabul ettirmeye çalışıyor.

Eskiden şiddet o anda büyük bir tepki görürken günümüzde böyle bir örnek karşısında müdahale eden olmuyor.

Çocuklara ve gençlere şiddet uygulama yönünden en kötü örnek erişkinlerden gelmekte.

Öfke kontrolu olmayan, sorunu yumruğuyla çözmeye çalışan bir ergen en kötü örnek değil mi?

Yapılan araştırmalarda ekonomik kriz döneminde ergenlik neredeyse 25 yaşa kadar uzuyor ve bu özellikteki bir genç olgunlaşamadığı ve toplumda kendine bir yer bulamadığı için daha sık saldırgan oluyor.

İyi gitmeyen ekonomi toplumu bölen ve ayrıştıran nedenlerden biri oldu denebilir.

Sonuçta şiddet hem ailede hem her yerde arttı.

İnsanın doğduğunda ne bilinci, ne ahlakı, ne de vicdanı vardır.

Olan yalnızca bir takım içgüdülerdir.

Zaman içinde 'Ben' odağında bilinci gelişir.

Ahlakı, önce aileden ve büyüdükçe de toplumdan öğrenir.

Vicdan ise, ahlak kurallarından ortaya çıkar.

Demek oluyor ki, aile ve toplumun ahlaklı ve bilinçli olması bireyi de vicdanlı ve ahlaklı yapacaktır.