Avrupada ve özellikle Amerika’da, hiç bir kız veya erkek çocuk, 18 yaşından sonra, ailesiyle oturmak istemez.
Her şeyden önce özgürlüğünü ister. Bu uğurda her şarta uyum sağlayacaktır!
Gencin ailesiyle yaşaması, çevresinde alaylara neden olur.
O nedenle, gençlerin neredeyse hepsi, 18 yaşını doldurduktan sonra mutlaka bir iş arayışına girer ve ‘bulduğu HER İŞİ’ yapar.
İşin, zorluğuna, şartlarına bakmaz, bulduğu herhangi bir işi kabullenir. Böylece, köhne bir bodrum katında, asgari şartlarda yaşamayı göze alır ve evinin, kirasını çıkarır.
Üniversiteden sonra ise, zaten baba evinde yaşaması söz konusu değildir.
Kalmasını gerektiren bazı özel durumlarda da, mutlaka bir işte çalışmak, ailesine kira ödemek, diğer giderlere katkıda bulunmak zorundadır.
Yoksa aşağılanır. Evet!
Gelelim bize….
Çocuklar aile tarafından sakınılır, gözünün içine bakılır.
Öyle her işte çalıştırılmaz!
Hem ne gerek vardır?
Ne acelesi vardır?
İşte… Yediği önünde yemediği ardındadır.
Çamaşırı yıkanmakta, sofrası kurulmaktadır.
Özellikle oğlan anaları, evladı, dizinin dibinde olduğu sürece, memnun ve keyiflidir.
Öte yandan…
Genç şayet, iyi bir üniversiteden, iyi bir branşla mezun olmuşsa, kendini bulunmaz Hint kumaşı zannederek ilk günden üst düzey işlere talip olur. Onu bunu beğenmez. Öyle havalı bir iş bulamazsa da evde oturur.
Öyle ya!
Koskoca bilmem neci olmuştur. Boru mu?
Ona göre iş yoksa o da evde oturacaktır!
……
Ülkemizde bu gün, gençlere yönelik çok fazla iş olanağı olmadığı biliniyor.
Adam kayırma, adamını bulma, partiye kaydolma, gibi zorunluluklar nedeniyle, gençlere her yol açılmıyor, fırsatlar ayağa gelmiyor AMA…
Yine de bir gencin harçlığını çıkarabileceği, akşam evine giderken bir ekmek götürebileceği, sigara parasını babasına yüklemeyeceği, etli yemeği annesinden beklemeyeceği, telefon lüksünü karşılayabileceği küçük işler ve onurlu yaşamlar var.
İstenirse tabii…