BUGÜN DE BU : KAYIĞI ALABORA ETMEK

Abone Ol

Geçmişe bakıp ders alarak günümüzü değerlendirebiliriz

Çin tarihi Avrupa’nınkinden farklı bir yol izledi ve bu yol çok daha az özgürlük yarattı. Aslında her şey çok farklı başlamıştı. Bunu görebilmek için Çin tarihinde Bahar ve Sonbahar diye bilinen, MÖ8.Yüzyılda başlayan döneme gidelim. Bahar ve Sonbahar dönemi, felsefesi taa o zamandan beri Çin toplumunun ve devlet kurumlarının ana direği olan Konfiçyüs’ün doğumuna tanıklık etti. Konfiçyüsçülük halkın refahına çok önem verdi. Refahın da ancak erdemli bir yönetici tarafından yükseltilebileceğini savundu. Konfiçyüs şöyle demişti:

Erdemin gücüyle yöneten kişi kutup yıldızına benzer; sabit kalır ve daha az önemli olan çok sayıda yıldızın saygısını kazanır.

Konfiçyüs’ün en önemli takipçilerinden Mengzi, “Halkın en saygıdeğer varlık” olduğuna inanıyordu. Mengzi, “Cennet halkın gözüyle görür. Cennet halkın kulaklarıyla duyar” diyen kadim bir deyişe atıfta bulunuyordu. Bu türden fikirler bu dönemde çok yaygındı. Konfiçyüs’ün kendisi de, “Halkın güvenini yitiren bir devlet ayakta kalamaz.” demişti.

Bu görüşlerin dönemin siyasetinde karşılığı olduğuna dair kanıtlar, kadim zamanları anlatan Zun Zhuan Tarihi’nden izlenebilir. Eser, Sui devletinin görevlendirdiği Ji Liang’dan alıntılar yapar. Ji Liang imparatora “Halk tanrıların efendisidir. Bu nedenle bilge krallar önce halkın işlerini çözer, daha sonra da tanrısal varlıklarınkiyle ilgilenir” tavsiyesinde bulunur.

Halk neden “tanrıların efendisi” ve “ en saygıdeğer varlık” tı?

Muhtemelen bunun sebebi toplumun bu döneminde siyasete etki edecek kadar iyi örgütlenmiş olmasıydı. Bu dönem Çin’de siyasi güç o kadar bölünmüş haldeydi ki bilginler rekabet halindeki bu toplumlara “kent devletleri” diyor, hatta bunları Yunan kent devletleriyle kıyaslıyorlardı. Atina’da siyasetin merkezi başkentti ve yurttaşlar siyasi kariyerlerinde yükselebilir veya düşebilirlerdi. Zuo Zhuan tarihi başkent sakinlerinin iç siyasi mücadeleleri faal biçimde etkiledikleri en az yirmi beş olayı belgelemişti. Bunlara kimin yönetici olacağına dair mücadelelerde dahildir. Atina’da olduğu gibi Zheng devletinde de insanlar yönetimin tutum ve politikalarını tartışmak ve eleştirmek için bir araya geliyordu. Dönemin meşhur başbakanı Zichan şöyle diyordu:

İnsanlar yönetimi elinde tutanın iyi veya kötü olduğunu tartışmak için sabah akşam bir araya geliyor, eğer onların iyi dediklerini yapar, kötü dediklerini düzeltirsem, onlar benim öğretmenlerim olurlar.

Zichan’a göre halkı dışlamaya çalışmak “Bir nehri durdurmak gibidir: Sular barajdan taştığından daha fazla insan zarar görür “ Mengzi’de bu duyguyu paylaşır:

Halkı kazanmanın bir yolu var: kalpleri kazandığınızda halkı kazanırsınız. Halkın kalbini kazanmanın bir yolu var: istediklerini yerine getirin, nefret ettiklerinden uzak durun. Hepsi bu kadar!

Daha sonra yazılmış bir felsefi inceleme olan Xunzi, bu dönemin siyasetini şöyle özetlemişti:

Yönetici bir kayıktır, halk da deniz. Deniz kayığı taşıyabilir. Deniz kayığı alabora edebilir.

Hazreti insan kardeşlerim; günümüze gelelim. Bugün bize dayatılan bu kötüler kötüsü kaosa katlanabilecek miyiz? Yoksa erken seçim isteyerek sandık yoluyla bu kaostan kurtulabilecek miyiz?

Bütün mesele bu kadar basit!

Melamet neşveniz bol ve daim olsun…

Işık ve sevgiyle kalın!