Neden Yalan Söyleriz? Maskelerin Ardındaki Gerçek

Abone Ol

Sabah aynaya baktığımızda kendimize söylediğimiz o küçük "Bugün harika görünüyorum" cümlesinden, iş görüşmelerindeki "Takım çalışmasına bayılırım" nakaratına kadar; hayatımız kelimelerden örülü bir labirent gibi. Peki, neden gerçeğin o dümdüz yolunda yürümek varken dolambaçlı patikaları seçiyoruz?

PSİKOLOJİK VE SOSYOLOJİK BİR ANALİZ: "NEDEN KAÇIYORUZ?"

Yalan söylemek çoğu zaman bir karakter bozukluğu değil, bir savunma mekanizmasıdır. Psikolojik açıdan bakıldığında; yetersizlik hissi, reddedilme korkusu veya cezadan kaçma güdüsü bizi yalana iter.

İş yerinde terfi almak için başkasının fikrini kendi fikri gibi pazarlayan çalışan, aslında bir "statü koruma" savaşı vermektedir.

Okulda ödevini yapmayan öğrencinin "Elektrikler kesildi" demesi, otorite karşısında duyulan saf bir korkunun tezahürüdür.

Sokakta tanımadığımız birine "Yolumun üzeri değil" diyerek yardım etmemek, sosyal enerjimizi koruma ve çatışmadan kaçınma arzusudur.

Sosyolojik olarak ise yalan, toplumun çarklarını döndüren bir "sosyal yağ" görevi görür. Herkesin birbirine sadece "çıplak gerçeği" söylediği bir dünya, muhtemelen 24 saat içinde büyük bir kaosa ve bitmek bilmeyen kavgalara sürüklenirdi.

KÜLTÜREL KODLARIMIZ: ATASÖZLERİ VE DEYİMLER!

Toplum olarak yalana bakışımız biraz çelişkilidir. Hem yereriz hem de bazen "ustaca" söylenmiş bir yalanı takdir ederiz.

"Yalanla imanın arası açıktır" diyerek ahlaki bir sınır çizeriz.

Ancak işimize geldiğinde "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" diyerek dürüstlüğün bedelini hatırlatır, kendimizi rasyonalize ederiz.

"Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" derken aslında gerçeği esnetmenin diplomatik gücüne vurgu yaparız.

YALANIN TONLARI: BEYAZDAN SİYAHA!

Yalanı sadece "doğru değil" diye tanımlamak yetersiz kalır. Onun da kendine has bir renk paleti vardır:

Beyaz Yalanlar: Karşıdakini kırmamak için söylenen ("Yemek harika olmuş!" gibi), zararsız, sosyal uyum amaçlı yalanlar.

Gri Yalanlar: Hem kendini hem de başkasını koruma amacı güden, sınırları muğlak yalanlar.

Siyah Yalanlar: Tamamen kişisel çıkar için başkasına zarar veren, manipülatif ve yıkıcı yalanlar.

Mavi Yalanlar: Bir gruba ait olduğunu kanıtlamak veya grubun çıkarını korumak için söylenen yalanlar.

HANGİ DURUMLARDA "YALAN SÖYLENEBİLİR?"

Etik tartışmalar bir yana, bazı durumlar vardır ki yalan, doğrudan daha "insani" olabilir:

Moral ve Motivasyon: Ölüm döşeğindeki bir hastaya veya büyük bir yıkım yaşamış birine umut vermek adına gerçeği yumuşatmak.

Güvenlik: Birinin canını veya malını korumak için kötü niyetli birine yanlış bilgi vermek.

Sürprizler: Sevdiklerimizi mutlu etmek için kurgulanan o tatlı oyunlar.

Eğer yalanlarımız başkasının hakkını gasp ediyorsa bu bir suçtur; ancak sadece bir kalbi kırmamak için kelimeleri eğip büküyorsak, bu belki de insan olmanın en kırılgan tarafıdır.

Son cümle: “Yalan, insanın karmaşıklığının bir aynasıdır. Önemli olan, bu maskeyi neden taktığımızı bilmektir.”