​YAŞAMDA SON DÖNEM

Abone Ol

​Yaşamdaki dönemler içinde farklılık yaratan iki dönem var denebilir. Biri çocukluk, diğeri yaşlılık.

Aradaki diğerleri ise uğraşlar, kendini ispatlamalar ve başkaları için yaşamakla geçiyor.

Yaşlılıkta bir yarışa girmek söz konusu değil. Buna karşın eğer sağlık olabildiğince yerindeyse ya da çocuklarınızla ilgili bir sorun yoksa yaşam güzel devam edebiliyor.

İleri yaşlarda insanı korkutan aciz ve güvencesiz kalmak, başkalarının yardım ve iradesi ile hayata devam edebilmek. Bu korkunç bir durum, düşünmesi bile büyük acı veriyor.

Kimse yaşlanmasının nasıl gerçekleşeceğini bilmiyor ve kabullenmekte zorlanıyor. Hiç kimse eklemleri bozulsun, omurgası eğrilsin, ufaldıkça ufalsın istemez ama olur bunlar.

Kemiklerinin kırılganlığını, kaslarının zayıflamasını, depressif olmayı, unutkanlığı ve demansı yaşamayı hiç kimse kendi seçmiş değil şimdiye kadar.

Önceki yıllarda kolaylıkla karşı çıkılan yerçekimi kuvveti, artık bu dönemde merhametsizce aşağı çekmekte düşürüp kemikleri kırmakta ısrarcıdır.

İlerleyen yaşla birlikte bir gerçeğin daha farkına varılır: ''Önünüzde ulaşılması gereken yol artık tektir ve bu yol yaşamdan ayrılmaya giden yoldur.''

Son dönemde çoğu insan, doğanın görkemine doğru bakan değil daha çok hüzne  bakan gözlerle adeta af dileyen şu sözcükleri dillendirir zaman zaman.

''Tanrım! Acılarıma, verdiğim bunca savaşlarıma, çektiklerime karşın bana uygun gördüğün her şey için yine de  şükürler olsun...''