Yaşlandığında insanın uzun ömür ve sağlıklı olabilmek arasında bir değerlendirme yapması gerekiyor.
Sağlam bir bünye ve şans uzun ve sağlıklı ömür için yeterli olabiliyor.
Ancak fiziksel ve nörolojik bakımdan sağlıklı yaşlılık sürse de genç yaşta psikolojik olarak tükenebilir bazen insan.
Eğer beyin sağlıklıysa o birey yaşamının sonuna kadar aktif, sorgulayıcı ve denemeye istekli kalabilir.
Bilgelik ve yaşlılıktaki olgunluk öğretilmez.
O kişinin birikimi yanı sıra harcayacağı bir çabayla ve gayretle kazanılır.
Sağlıklı yaşlanacak kadar yaşlıysak bu bizi yaşamın sonuna kadar tutkulu ve üretken yapabilir.
Genetik faktörler de önem taşımaktadır bu konuda.
Yaşlılıkta bir görme kaybı oluştuğunda üretken olma yapısı bazı insanları yeni geliştirdikleri yöntemlerle zorlaşan okumayı kolaylaştırmaya bile yeter.
İki binli yılların başında ortaya çıkan yeni telefonlar insanları daha çok bir sanal dünyanın içine gömdü.
Düzeyli toplumsal yaşam, sokak yaşamı, insanca davranışlar büyük kentler başta olmak üzere her yerde kayboldu, ortadan kalktı.
İnsanların büyük çoğunluğu hiç ara vermeksizin telefonlarına yapışmış durumda çene çalıyor, mesaj çekiyor ve oyun oynuyor.
Yaşlıların bir kısmı da bu ortama bilinçsizce katılınca sonuçta sosyal medyaya dadanan bunlarda da mahremiyet ve sadakat kalmadı.
Kendileri olmaktan çıktılar, yok oldular adeta.
İnsanlık, insani duygular ne yazık ki bir makine tarafından ele geçirilmiş durumda.
Gelenek görenek, insan hayatı ve terbiye harabeye dönüştürüldü.
Böylesi bir ortamda yaş almış, yaşlanmış insanların dönemlerini kabullenip, sonunda herkes yaşlılığı yaşayacak düşünce dengesiyle yakınlarına, topluma ''Örnek ve Düzgün Davranışlar'' sergilemesi gerekiyor.
Ancak, unutmayalım!..
Bozulmuş toplum yapısı içinde kendi olmaktan çıkmış insanlardan 'Örnek Yaşlılıklarını Devam Ettirebilenlere' sevgi, saygı ve teşekkür beklemek de mümkün değil.