ÖZEL HABER

Doğanın Dengesi ve Can Dostlarımız

Doğanın hassas dengesini ve masum can dostlarımızı korumak, yalnız bir merhamet göstergesi değil; bu topraklara ve yarınlarımıza karşı en büyük vicdani borcumuzdur.

Abone Ol

Kemalpaşa'nın zeytinlikleri ve meyve ağaçlarıyla çevrili çiftliğimizde toprağın kokusunu içimize çekerken, hayatı paylaştığımız kedi ve köpek dostlarımızın gözlerinde doğanın en yalın gerçeğini görüyorum: Biz bu evrende tek başımıza değiliz.

Yaz aylarının o kavurucu sıcakları Ege'yi etkisi altına aldığında, beton binaların ve asfalt yolların arasında sıkışıp kalan can dostlarımızın yaşam mücadelesi katbekat zorlaşıyor. Bizler klimalı odalarımızda, gölgelik alanlarımızda serinlemeye çalışırken; sokaklarda bir damla temiz suya, bir avuç gölgeye muhtaç kalan binlerce can var.

Can Dostlara El Uzatmak Vicdani Bir Görevdir

Kapımızın önüne koyacağımız bir kap su, belki de bir canın hayata tutunmasını sağlayacak kadar kıymetli. Ailemizin birer ferdi olarak gördüğümüz evcil dostlarımıza gösterdiğimiz şefkati, sokaktaki sessiz kullara da uzatmak insani ve vicdani bir sorumluluktur.

Ancak yazın getirdiği tek zorluk sıcaklar değil... Her yıl yüreğimizi yakan, ciğerlerimizi dağlayan orman yangınları, sadece yeşil örtümüzü kül etmekle kalmıyor. O alevlerin ortasında sessizce yok olan sayısız canlı türünü, yuvaları dağılan kuşları, kaçacak yeri olmayan börtü böceği ve yaban hayatını düşündükçe insanın içi parçalanıyor. Yanan sadece ağaçlar değil; bir ekosistemin, doğanın o hassas dengesinin ta kendisidir.

Doğadaki Her Canlının Bir Görevi Vardır

Doğada hiçbir canlı öylesine var olmamıştır. Her biri, yaşam zincirinin birbirine sıkı sıkıya bağlı birer halkasıdır. Unutmayalım ki doğada herkes ve her şey birbirine muhtaçtır. Martılar yok olursa, kıyıları ve kentleri yılanlar basar. Yılanlar olmazsa, kurbağa nüfusu kontrolsüzce artar. Kurbağalar kaybolursa, tüm yaşam alanlarımız böcek istilasına uğrar. Doğadaki bu muazzam denge, insanoğlunun keyfi müdahalelerine ya da vurdumduymazlığına kurban edilemeyecek kadar hayati bir ekosistemdir.

Ormanlarımızı korumak, sokaktaki can dostlarımıza sahip çıkmak ve doğanın sesine kulak vermek aslında kendi geleceğimizi korumaktır. Çünkü doğa bizsiz de varlığını sürdürebilir ama biz doğa olmadan asla var olamayız.

Son cümle: "Doğanın hassas dengesini ve masum can dostlarımızı korumak, yalnız bir merhamet göstergesi değil; bu topraklara ve yarınlarımıza karşı en büyük vicdani borcumuzdur."