Son dönemde ülkece zor günlerden, ağır gündemlerden geçiyoruz. Yüzümüzü güldürecek, bir nebze olsun içimizi ferahlatacak haberlere belki de hiç olmadığımız kadar ihtiyacımız var. İşte tam da böyle bir atmosferde, Çin’de düzenlenen 2026 FIVB Voleybol Milletler Ligi (VNL) finallerinden gelen şampiyonluk haberi, sadece bir spor başarısı değil, adeta tüm ülkenin ortak sevinçte buluştuğu rahatlatıcı bir nefes oldu.
Geçmiş yıllarda Karşıyaka Kadın Voleybol Takımı Şube Başkanlığı yapmış, salonların tozunu yutmuş biri olarak bu zafere baktığımda, skorun ötesinde çok daha derin anlamlar görüyorum. Çünkü spora yapılan yatırımlar, doğru planlandığında sadece bir oyundan ibaret kalmaz; toplumların sosyolojik haritasını yeniden çizer, insanları ayrışmadan uzaklaştırıp aynı hizada kenetler.
Çin’deki Sempati ve Kültürel Diplomasi
Çin’de oynanan finallerde Filenin Sultanları’nın sadece kupayı kaldırmasına değil, Çinli sporseverlerin kızlarımıza gösterdiği o inanılmaz ilgiye de şahit olduk. Binlerce kilometre ötede, Türk bayraklarıyla parkeye çıkan, isimleri tek tek ezberlenen oyuncularımız, modern dünyanın en etkili ülke tanıtımını gerçekleştirdi. Milyonlarca dolarlık bütçelerle yapılamayacak bir reklamı ve sempati bağını, kızlarımızın mücadelesi ve samimiyeti sağladı. Spora yapılan her doğru yatırımın, uluslararası diplomasi ve ülke imajı açısından nasıl devasa bir geri dönüşe dönüştüğünü bir kez daha gururla izledik.
Başarının Anahtarı: Liyakat ve Sporun İçinden Gelen Yönetim
Peki bu başarı tesadüf mü? Kesinlikle hayır.
İdari yönetimlerde "liyakat" ilkesi tam da bu noktada devreye giriyor. Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın sporun tam içinden gelen, sahanın mutfağını ve psikolojisini çok iyi bilen bir isim olması, bu başarının mimarisindeki en sağlam harçtır. Sporu yöneten irade, sporcunun diliyle konuştuğunda, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir sistem kurulabiliyor. Başarıya giden yolun ilk adımı, liyakatli ve alanı bilen yöneticilerin işin başına geçmesidir.
Futboldaki Tablo ve Çıkarılacak Dersler
Voleybolda kurduğumuz bu kurumsal ve liyakate dayalı yapıyı gördükçe, insan ister istemez soruyor: Biz neden futbolda benzer bir sürdürülebilirliği sağlayamıyoruz? Dünya Kupası süreçlerinde yaşadığımız başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları tam da bu gözle okunmalı. Büyük paraların, yüksek bütçelerin döndüğü ama liyakatin ve spor aklının çoğu zaman ikinci plana atıldığı yapılarda başarının tesadüfi kaldığını görüyoruz. Voleybolun bize sunduğu bu idari ve organizasyonel model, Türk futbolu başta olmak üzere tüm branşlara ders niteliğindedir.
Ortak Sevinçte Buluşmak
Günün sonunda; Çin'de ay-yıldızlı bayrağı göndere çektiren, kürsünün en üst basamağında İstiklal Marşı'mızı tüm dünyaya dinleten kızlarımız, bize harika bir şey hatırlattı: Birbirimize sarılmayı, aynı renklere sevinmeyi ve gururda buluşmayı...
Liyakatle yönetilen, doğru yatırımla beslenen ve inançla harmanlanan her çaba, eninde sonunda meyvesini veriyor. Emeği geçen tüm sporcularımızı, teknik ekibi ve bu vizyonu inşa eden idari kadroyu yürekten kutluyorum. Bu gurur hepimizin.
Son cümle: “Filenin Sultanları bize sadece bir kupa getirmedi; aynı zamanda doğru sistemlerin doğru sonuçlar doğuracağına dair umudumuzu tazeledi.”