ÖZEL HABER

19 Mayıs: Gençlik Marşının Hikayesi

19 Mayıs sadece Türk milletinin değil tüm mazlum milletlerin uyanışının 20. Yüzyıldaki ilk büyük işaret fişeğidir.

Abone Ol

19 Mayıs 1919 tarihi hiç şüphesiz yakın dönem Türkiye tarihi açısından bir milat niteliğindedir. Nitekim Atatürk, 1927 yılında okuduğu Nutuk’ta, 19 Mayıs 1919 tarihini bir başlangıç noktası alır. 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktığını anlatır. Örneğin 16 Mayıs’ta İstanbul’dan yola çıktığın anlatmaz. Mondros sonrasında 6 aylık bocalama ve arayış döneminde sonra artık rota bellidir, Anadolu’da örgütlenmek ve emperyalizmi, taşeronlarını ve uzantılarını yenerek tam bağımsız ve çağdaş bir devlet kurmak.

Gemileri yakarak çıktığı bu yolculukta içerideki parçalanmışlığa, İstanbul Hükümeti’nin hakkında verdiği idam kararına ve birçok devlet tarafından vatanın işgal edilmesine rağmen moralini, motivasyonunu bozmamış, mücadele azmini yitirmemiştir. Etrafındaki arkadaşlarına da bunu aşılamaya gayret etmiştir.

İşte “Dağ başını duman almış” olarak bilinen Gençlik Marşı da bunun araçlarından biri olmuştur. Şöyle ki bu marşı Samsun sonrasındaki Anadolu’na içlerine doğru yapılan yolculukta coşkuyla kendisi söylemiş ve arkadaşlarına da söyletmiştir. Bu marş, Atatürk’ün hem kişisel yaşamında çok sevdiği bir eser olması hem de İstiklal Savaşı’nın başlangıç ruhunun simgesi olması dolayısıyla tarihsel bir öneme sahiptir.
Pek bilinmese de CHP’nin resmi marşı, Atatürk’ün de sevdiği ve söylediği “Dağ başını duman almış” olarak bilinen Gençlik Marşı’dır. Bu marş, İsveçli besteci Felix Korling’e aittir. Bu marşı İsveç’ten Türkiye’ye getiren Selim Sırrı Tarcan’dır (1909). Marşın asıl adı jamtland’lı üç şarkıcı kız / şakıyan üç kız anlamına gelen tre trallande jamtor’dur. Marşın sözleri ormana ait olduğundan İsveç’in ormancıları tarafından sevilen bir şarkıdır. Marşın melodisini çok beğenen Selim Sırrı Tarcan, Birinci Dünya Savaşı yıllarında buna bir güfte uygulayıp Türk gençlerine öğretmek istedi. Tarcan’ın isteği ile marşın yeni güftesini Ali Ulvi Elöve yazdı. Böylece marş, 1915–1916 yıllarında tamamlanmış oldu. Atatürk’ün Samsun’a çıktıktan sonra Ankara’ya gidene kadar Anadolu’da çeşitli kereler arkadaşlarıyla bu marşı söylediği pek çok kaynakta yer almaktadır. Marş, 1930’lu yıllarda tekrar gündeme geldi ve 1938’de Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında “Gençlik Marşı” olarak kabul edildi. Partinin 1943 tarihli tüzüğünün 7. maddesinde, “Partinin ana vasıflarını gösteren altı oklu bir bayrağı vardır. Bir de marşı olacaktır” denilmektedir. 9 Eylül 1947 tarihinde CHP Genel Sekreteri adına Trabzon milletvekili Faik Ahmet Barutçu tarafından parti örgütüne gönderilen genelgede, “Dağ Başını Duman Almış” marşının (Gençlik Marşı’nın) Parti Genel İdare Kurulu tarafından CHP marşı olarak kabul edildiği bildirilmektedir. Marşın sözleri şöyle idi:

Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar,
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.
Bu gök, deniz nerede var,
Nerede bu dağlar, taşlar.
Bu ağaçlar, güzel kuşlar,
Yürüyelim arkadaşlar.
Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

Her geceyi güneş boğar,
Ülkemizin günü doğar;
Yol uzun da olsa ne var,
Yürüyelim arkadaşlar.
Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

19 Mayıs, Türk tarihinin zor zamanlarında küllerinden doğmayı başarabilmesinin son örneğidir. Bu noktada Birinci Göktürk Devleti’nin çöküşünün ardından İkinci Göktürk Devleti’nin kuruluşu, Moğol istilası sonrasında Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküşü sürecinde Osmanlı Devleti’nin doğuşu da yine bu küllerinden doğmaya tarihten örneklerdir. Ancak 19 Mayıs sadece Türk milletinin değil tüm mazlum milletlerin uyanışının 20. Yüzyıldaki ilk büyük işaret fişeğidir. O nedenle de hem Atatürk hem de Türk Devrimi, hedefte olmaya devam etmektedir. Ancak bu tarihi gerçeklik üzeri örtülemeyecek kadar açık ve nettir. Elbette Cumhuriyeti gençlere emanet eden bir liderin emaneti sonsuza kadar ve güçlenerek yaşamaya devam edecektir.