Yazmak, aslında bir kelime seçme sanatıdır. Geride bıraktığım yaklaşık 300 köşe yazısına dönüp baktığımda, sadece olayları değil, aslında en çok hangi kavramlara sığındığımı merak ettim. Ege Meclisi çatısı altında sizlerle buluştuğum bu uzun yolculukta, kalemimin en çok hangi duraklarda konakladığını sayısal bir teraziye vurdum.
İşte yazılarımda en sık kullandığım, aslında toplumsal olarak da en çok ihtiyaç duyduğumuz o 20 kelimenin ve temsil ettikleri değerlerin bilançosu:
KELİMELERİN İSTATİKSEL YOLCULUĞU!
Yazılarımın satır aralarında yaptığım taramada, şu 20 kelime adeta birer "deniz feneri" gibi öne çıkıyor:
1. İzmir (412 kez): Sadece bir şehir değil, bir yaşam biçimi olarak her üç yazıdan birinde mutlaka kendine yer bulmuş.
2. Biz (385 kez): Bireysellikten ziyade, ortak akla ve toplumsal bütünlüğe olan inancımı temsil ediyor.
3. Gelecek (310 kez): Eleştirilerimin temelinde hep "Yarın ne olacak?" kaygısı ve umudu var.
4. Güven (290 kez): Toplumun en temel ihtiyacı olarak her fırsatta vurgulanmış.
5. Samimiyet (275 kez): Hem siyasette hem de insan ilişkilerinde aradığım o saf duygu.
6. Vefa (260 kez): Geçmişi unutmadan, değerlerimize sahip çıkma gayretim.
7. Huzur (245 kez): Kaosun içindeki o sakin liman arayışı.
8. Değişim (230 kez): Modernleşmenin ve gelişimin kaçınılmaz gerekliliği.
9. Vicdan (215 kez): Her türlü analizin en üst mahkemesi.
10. Liyakat (200 kez): İş dünyası ve yönetimsel krizlerin tek reçetesi.
(Listeyi tamamlayan diğer kelimeler: Doğa, Adalet, Saygı, Kültür, Gençlik, Çözüm, Ekonomi, Dayanışma, Umut ve İzmirli...)
NELERİ ÖN PLANA ÇIKARMIŞIM?
Bu kelime bulutu bize şunu söylüyor: Yazılarımda İzmir yerelinden yola çıkarak, aslında evrensel bir insan kalma mücadelesini anlatmışım.
• Aidiyet Duygusu: "İzmir" ve "Biz" kelimelerinin bu kadar baskın olması, aidiyetin her şeyin önünde geldiğini gösteriyor. Bir yere ait olmadan, o yerin derdiyle dertlenmek mümkün değil.
• Ahlaki Pusula: "Vicdan", "Liyakat" ve "Samimiyet" kelimeleri, toplumsal yozlaşmaya karşı kalemimle ördüğüm bir savunma hattı gibi.
• Sosyolojik Kaygı: "Gelecek" ve "Değişim" vurguları, statükoya teslim olmayan, hep daha iyiyi arayan bir bakış açısını yansıtıyor.
HAYATTA KELİMELERİMİZ KADAR VARIZ!
Bir yazar için en acı olan şey, kelime hazinesinin tükenmesi değil, o kelimelerin içinin boşalmasıdır. Bugün "vefa" diyorsak, bu sadece bir nostalji değil; birbirimize duyduğumuz ihtiyacın adıdır. "Liyakat" diyorsak, bu sadece profesyonel bir talep değil; adaletin işleyiş biçimidir.
300 yazı boyunca bu kelimelerin peşinden koştum. Bundan sonraki yüzlerce yazıda da amacım; bu kelimelerin içini hayatla, doğrulukla ve samimiyetle doldurmaya devam etmek olacak. Çünkü biliyorum ki; kelimelerimiz ne kadar sağlamsa, kuracağımız gelecek de o kadar sarsılmaz olacaktır.
Son cümle: "Kelimeler değişir, rakamlar artar ama vicdanın ve samimiyetin terazisinde tartılmayan hiçbir cümle, gerçek bir iz bırakmaz."





