Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı’nı kazanarak bağımsızlığımızı sağlayan lider olduğu kadar, Cumhuriyet ve diğer devrimlerle birlikte uygarlık savaşımızın da lideridir. Uygarlık savaşımızın bel kemiği ümmetten laik/seküler bir Türk milli kimliği yaratmaktır. Bu noktada Türk tarihinin eskiliği ve insanlığa yaptığı katkının hatırlanarak tekrar gündeme getirilmesi ve bir milli motivasyon olarak kullanılması söz konusudur. Aslında Türk milli kimliğinin keşfi, İkinci Meşrutiyet dönemine kadar uzanır. O dönemin aydınları eski Türk tarihini ve kahramanlarını keşfederek onlara özenmişlerdi. Örneğin Mustafa Fehmi’nin Kubilay adını, Şevket Süreyya’nın Aydemir takma adını alması bu yüzdendir. Nitekim Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kurtuluş Savaşı sırasında gazetelerde çıkan yazılarını kitaplaştırdığında, kitabına verdiği ad Ergenekon’du (1929). Mustafa Kemal Atatürk de bizi Ergenekon’dan çıkaran liderdi. Bilindiği üzere Ergenekon Destanı, Göktürklerin yeniden doğuşunu anlatan efsanedir. Onlara yol gösteren de bir bozkurttur. Bozkurt, figürü Türeyiş destanında da vardır. Aslında kurt figürü sadece Türklere de ait değildir. Roma İmparatorluğunun kuruluş efsanesinde de (Romus-Romulus) kurt figürü vardır. İtalyan şehir meydanlarında Romus ve Romulus’u emziren kurt heykellerine bugün bile rastlamak mümkündür.

CHP, 1923’te kuruldu. Partinin ismi önce Halk Fırkası, sonra 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası oldu. Dil devrimi dolayısıyla fırka, 1935’te partiye dönüştü. 6 Ok’un parti amblemi haline gelişi Cumhuriyetin 10. Yılında gerçekleşti.

CHP, altı oklu bayrağı 1933 yılında kullanmaya başladı. Bayrağın nasıl kullanılacağı ve şekli CHF Bayrak Talimatı’nda açıklandı. Altı oklu bayrağın tasarımı Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Resim-İş Bölümü’nde görevli olan İsmail Hakkı Tonguç tarafından yapıldı. Cumhuriyet’in 10. yılı kutlamalarından önce altı oklu bayraklar parti örgütlerine gönderilmişti. Dolayısıyla CHP’nin resmi bayrağı altı oklu bayraktır. Bu bayrakta bozkurt kullanılmamıştır. Atatürk döneminde kullanılıp İnönü döneminde kaldırıldığı iddiası da doğru değildir.

Bunun birlikte Cumhuriyet, ümmetten seküler bir Türk milli kimliği yaratmaya çalıştığı, Türklerin İslamiyet öncesinde de var olduklarını ortaya koymayı istediği için İslamiyet öncesi Türk tarihine, Osmanlı öncesi Türk tarihine sıklıkla göndermelerde bulunulmuştur. Bunlar arasında 1927’de basılan birinci emisyon paraların iki tanesinde bozkurt’un kullanılması dikkat çekicidir. Yine 1922’den itibaren pullarda bozkurt kullanılmıştır. 1926 yılında bir devlet arması hazırlanmasına ilişkin yarışma açılmıştır, değerlendirmeye alınan projeler arasında bozkurt amblemi de vardır. Ancak devlet arması projesi yarım kalmıştır. Tamamlanmamıştır. Bu konuda basılan bir broşür vardır: “Milli armamız nasıl olmalı?”. Yarışmada birinci olan tasarımda etrafında buğday başakları bulunan, gücü ve vatan savunmasını simgeleyen kırmızı bir kalkan üzerinde kurt çizimi bulunmaktadır. Bu çizimdeki bozkurt –bugünkü anladığımız anlamda-, Turan fikri ile bağlantılı değildir. Osmanlıcı ya da İslamcı kimlikten koparılmış laik/seküler bir Türk milli kimliğini tanımlamakta ve bu kimliğin Orta Asya ile bağını kurmaktan ibarettir. Sonuç olarak bozkurt –yarım kalan süreç dolayısıyla-, Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir zaman resmi arması/sembolü/timsali olmamıştır.

Bayramda ne keseyim? Ne alayım? Bayramda ne keseyim? Ne alayım?

İnönü döneminde, 1941’de kurulan Petrol Ofisi’nin amblemi de dişi kurttur. Bunu bir siyasal figür olarak değil milli bir figür olarak görmek, milletleşmenin bir parçası olarak değerlendirmek gerekir. Burada dikkat çekici olan Türk tarihinin eskiliğine dikkat çekmek önemli bir unsur olduğu gibi aynı zamanda Hititlerin Etiler olarak tanımlanıp Anadolu’ya da sahiplenme söz konusudur. Burada Anadolu’da hak iddia edenlere bir yanıt olduğu gibi, bu toprakları vatan kılma çabası da dikkat çekmektedir.

Bozkurt, devletin ya da CHP’nin hiçbir zaman resmi arması olmadı, bayrağında dalgalanmadı. Ancak tarihi bir figür olduğu, Türk milli kimliğinin bir sembolü olarak kullanıldığı açık. Bununla birlikte yukarıda belirttiğim üzere Roma İmparatorluğunda da kullanıldığı görülüyor.

Şüphesiz kimi kavramlar partiler ve siyaset üstü. Atatürk’ün CHP’nin, milliyetçiliğin MHP’nin, dinin de AK Parti’nin tekelinde olmaması gibi. Müslümanlık deyince akla nasıl AK Parti gelmiyorsa, Atatürk deyince nasıl akla CHP gelmiyorsa, milliyetçilik/bozkurt deyince de akla MHP gelmemeli. Böyle olması gerekmekle beraber Cumhuriyetin ilk yıllarında kullanılan kavram ve ifadeler sonradan siyasallaşıp başka bir anlam ifade edebilmekte. Bunun tipik örneği ülkücü kelimesidir. 1930’larda ülkücü, idealist anlamında yaygın olarak kullanılmaktadır. 1960’lardan sonra ülkücü kelimesi MHP’nin gençlik örgütlenmesine mensup kesimleri ifade eder hale geldi. Ortak ve genel kullanımdan düştü. Bozkurt da benzer bir seyir izledi. 1960’ların sonunda MHP’nin bayrağı üç hilal olurken, bozkurt parti bayrağında değil ülkü ocaklarının bayrağının içerisinde hilalle birlikte yer aldı. Bu noktada siyasal bir kimliğe bürünmeye başladığını, bozkurt işaretiyle birlikte milli bir anlamdan siyasal bir anlama geçiş yaptığı söylenebilir. Ancak yine de ikili bir kullanım her zaman söz konusudur. Bu noktada bozkurt sadece MHP’nin ya da ülkücü kimliğinin karşılığı olamaz. Onun ötesinde tarihsel ve kadim Türk milli kimliğini de ifade eder.

Sonuç olarak Merih Demiral’ın yaptığı işaret onun illa da MHP’li olduğu, ülkücü olduğu anlamına gelmez. Üstelik, “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesini de kullandığı, Cumhuriyetin kurucu partisinin 6 ok’undan birinin milliyetçilik olduğu, Cumhuriyetin ümmetten milli kimliğe geçişi simgelediği de unutulmamalıdır. Almanya, Yahudi Soykırımına ortak bulmak için Ermeni Soykırımı iddialarını destekleyen ülkelerden biri. Bozkurt işaretini de Nazi selamıyla karıştırmaları doğal olsa gerek.

Kaynak:

Evrim Armağan COŞKUNER, “Ulus-Devlet İnşasında Kemalizm’in Simgesi Olarak Posta Pulları”, Mukaddime, 2022, 13(1), s. 37-68I M G 3906I M G 4751