Kalbin neden sevginin sembolü olduğunu biliyor musunuz?
Pekala, bu enteresan bir soru ve enteresan bir cevabı hak ediyor diye düşünüyorum!
Eski mısırlılar insan kalbinin hayatı temsil ettiğini düşündü ve Yunanlılar onun duygu ve düşünceleri yönettiğine inandı. Romalılarsa aşk tanrıçası Venüs’ün Eros’un yardımıyla kalpleri tutuşturduğunu ilan etti. Romalılar ayrıca sol elin dördüncü parmağını doğruca kalbe bağlayan bir damar olduğuna inanıyordu. Öyle bir damar yok ama bugün bile insanlar alyanslarını o parmaklarına takıyor. Ortaçağda, Hristiyanlar insan kalbinin aşkla ilgisi olduğu fikrini onayladı ve yüzlerce yıl sonra, çok iyi bildiğimiz o kırmızı sembol hala tebrik kartlarında, iskambil kağıtlarında ve hatta tişörtlerin üzerinde karşımıza çıkıyor. Kalp sembolü’’ I love New York’’ dıye bir klişe bile oluştu.
Bilmem soruyu tam olarak cevaplayabildim mi?
Tam doğrusunu da kimse bilemez kanısını taşıyorum! Ama çoğundan daha çok şey biliyorsam okuduğum içindir. Kitaplar bize bilmek istediğimiz her şeyi öğretir ve insanlardan daha dürüsttür.
Sevgiden söz etmişken; Eğer sevdiklerimiz karşımızda veya yanımızdaysa her zaman onlara “Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsundur umarım” demeliyiz ve bunu asla ihmal etmemeliyiz.
Şu an için bozuk ekonomi, kötü ve kayırmacı yönetim, adaletsizlik vb. durumlar nedeniyle kalbimizin kırık olmasının birini gerçekten sevemeyeceğimiz anlamına gelmediğini düşündüm, insan kalbi dakikada seksen, bir günde yüz bin ve bir yılda yaklaşık otuz beş milyon kez atar. Ortalama bir ömürde ise kalp iki buçuk milyar kez atar.
Belki de süreklilikle ilgili bir şey, kalplerle aşkın ortak bir noktada buluştuğu bir şeyle…
Melamet neşveniz bol ve daim olsun.
Işık ve sevgiyle kalın!