Bir toplumu acaba gerçekler neden ilgilendirmez?
Bunun nedeni o toplumda uzun yıllar gerçeği değil yalanı dolanı ve yanlış inançları vermeye çalışan bir sistemin bulunmasıdır.
Görmeden, kontrol etmeden, sorgulamadan inanmayı öğrenmiş bir toplum gerçeği ve gerçekleri yakalayamaz.
Gerçeği aramayan toplumlarda her türlü toplumsal çözülme birbiri ardına gelir.
Gün gelir ahlak bile yok olur, çöker.
Bu durum o toplumu çok büyük sorunlar içinde bırakır.
Günümüzde insanları geri bırakılmış, uyutulmuş, aydınlatılmamış ülkelerin çoğunun içinde bulunduğu durum budur.
''Hayatta Tek Yol Gösterici Bilimdir'' derken bu sorunların özet olarak tümü kastedilmektedir.
Sonuçta seçimini yapma hakkı o topluma kalıyor.
Ya sormadan sorgulamadan körü körüne inanarak, yalanla dolanla çağ dışı yaşayacak ya da sorgulayarak, bilinçlenerek yaşayan aydın bir toplum olacak.
Bir toplumu ayakta tutan değer ve gerçekler toplumsal uyumu sağlayan ahlaki, kültürel ve manevi unsurlardır.
Sevgi, saygı ve hoşgörü toplumsal birlikteliğin sürdürülmesini sağlar.
Güçlü aile bağları ise toplumları nesilden nesile aktaran gerçek
unsurlardır.
''Bir Ulusun İnsanları Düşünür Olmadıkça Onları Kitleler İstedikleri Yere Çekebilir'' demişti Mustafa Kemal Atatürk.
Eğitimi yeterli olmayan, doğum oranı yüksek bir ülkenin büyük çoğunluğundan gerçekleri görme beklenemez.
''Rakı İçip Memleketi Kurtardılar '' diyebilecek kadar doğruyu ve gerçeği göremeyen böyle bir topluma cevap olarak:
''Zemzep İçip Memleketi Perişan Edenleri de Görüyor Bazı Ülkeler'' demek gerekmiyor mu?
Akıl bir ülkeyi terk ederse, toplum gerçekleri göremiyor ve kavrayamıyorsa, gün gelir o ülkede insanlar sevincini sevinç olarak, acısını acı olarak yaşayamaz hale gelebilir.