Sürekli telefonlarla konuşmak günümüzde yazmanın, okumanın ve de sağlıklı düşünüp davranmanın en büyük düşmanı oldu.

İnsanın yapması gereken okumasıdır.

Çünkü yazma isteği ve yazının gücü de okumaktan doğar.

Şimdi bir de 'Yapay Zeka' ve onun bilir bilmez konularda kullanımı gündemde.

Oysaki yapay zekayı bir kenara, bulunduğu konuma bırakmak gerekir.

Çünkü o yalnızca vasat şeyler üretir.

Gerçek yaratıcılık insan beynindedir.

1960'lı yılların sonunda yurtdışına eğitim için görevlendirilmiştik.

Bizde henüz olmayan çok geniş bir metro ulaşım ağı bulunuyordu Paris'te.

Bu ulaşım araçlarında ilk dikkatimi çeken özellik hemen hemen herkesin bir şeyler okumasıydı.

Oturanların başları önünde, ayakta olanlar ise bir eliyle tutunma halkasını tutarken, diğer eliyle de kitabını okuyordu.

Şimdi oralarda yine metro yolculuğu sırasında sayıları azalsa da bir şeyler okuyanların olduğunu düşünüyorum.

Bizde durum bugün için çok farklı.

Bu ulaşım aracında hem oturan hem ayakta kalan insanlarımızın başları yalnızca akıllı telefonlarını kurcalamak için eğilmiş durumda...

Yaklaşık 5-10 yıldır kitap okuyanlara rastlanmıyor diyebiliriz.

Bizim İnsanların yaşamında telefon varsa yaşam var yoksa yok!..

Korkunç bir bağımlılık gündemde.

Bir gün bulunduğumuz sitedeki bir daireye temizliğe gelen bayanın işe başlamadan yaklaşık iki saat balkonda oturup telefon ile oynaması beni hayretler içinde bırakmıştı.

Bu bayanın yaptığı hadsizlikten, bilinçsizlik ve bozulmadan başka ne olabilirdi?

Sokağa çıktığınızda, elindeki telefonu ile oynarken sağa sola savrularak yürüyenlere yol vermek zorunda bile kalabiliyorsunuz.

Sonuç olarak akıllı telefon ve benzer sistemler bir şeylere kolay ulaşmayı ve bilgiyi sağlıyor.

Ancak!

Onu yaşamın bir parçasıymış gibi sürekli kullananlarda ileride erken bir 'Dijital Demans' olma riskinin bulunduğu da unutulmamalı.