Günümüzde sevgi yeni bir anlam ilkesi ve yaşam düzenleyicisi olmalıdır.

Yalnızca özel alanı etkilemez sevgi.

Toplumsal dinamiklerin değişmesinde, onların yeri geldiğinde değiştirilmesinde de önemli bir rol oynar.

Tarih boyunca farklı roller üstlenmiştir.

Sevgi çağdaş uygarlığın tek ya da başlıca değeri haline geldiğinde bu insanları topluma, halklara karşı sorumluluğu da beraberinde getirir.

Asında herkes sevgi yeteneğini kullanarak çevresindekilere bunu öğretebilir.

Ancak sevgiyi bile öğrenmemekte ısrarlı insanlar var.

Toplumlarda birtakım insanlar bu dünyadan çekip giderken yaptıklarıyla, davranışlarıyla bıraktığı örnekler ve iyiliklerle anılacağına parasını, pulunu, evini, villasını özel tekerlekli araçla götüreceğini sanıyor.

Bu tip insanlar yaşamları boyunca kinleri, bencillikleri yanı sıra para-pul tutkularıyla hep sorgulanmışlardır.

Bunların sevgi, mutluluk, huzur tanımları nasıldır acaba?

Ölümsüz bir yaşamları mı olacağını sanıyorlar?

Gerçek o ki, onlar en küçük bir iz bırakmadan gidecekler.

Ömer Hayyam'ın, bu doyumsuz ve sevgisizlere şu dizeleriyle güzel bir cevabı var.

''Niceleri geldi neler istediler

Sonunda dünyayı bırakıp gittiler

Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi

O gidenler de senin gibiydiler

Bu dünya kimseye kalmaz bilesin

Er geç kuyusunu kazar herkesin

Tut ki Nuh kadar yaşadın zor bela

Sonunda yok olacak sen değil misin?..''