Büyük bir kucaklaşmanın, huzurun ve neşenin eşiğindeyiz. Sokaklarında büyüdüğümüz, rüzgârıyla serinlediğimiz, her köşesinde bir anımızı saklayan bu güzel şehirden, İzmir’imizden gökyüzüne bakıyorum bugün. Kordon boyunda dalgalanan deniz ve palmiyelerin arasından süzülen güneş, yaklaşan o güzel günlerin müjdesini verirken sanki hep bir ağızdan aynı şeyi fısıldıyor: "Dünya dönüyor dönecek, hayat bayram olsa, insanlar el ele tutuşsa, birlik olsa, uzansak sonsuza..."

Yıllardır bu köşede sizlerle pek çok bayramı karşıladık; bayramın manasını, bizi biz yapan değerleri satırlara döktük. Hep dedik ki; bayram sadece takvimde bir yaprak, sıradan bir tatil fırsatı değildir. Bayram; kırgınlıkların rafa kalktığı, ellerin değil gönüllerin kenetlendiği, toplumsal ayrışmaların ve kutuplaşmaların sevginin potasında eridiği o muazzam eşiktir.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey, işte o ortak paydalarda kayıtsız şartsız buluşabilmektir. Bizleri ayrıştıran küçük, yapay çizgileri bir kenara bırakıp, bizi birleştiren devasa çınarlarımıza sarılma vaktidir. Nedir bizi sarsılmaz bir bağla bir arada tutan? Bu toprakların kokusu, rengini şehitlerimizin kanından alan o asil, dalgalı al bayrak ve göğsümüzü kabartan ortak vatan sevgisidir. Bu değerler; hiçbir siyasi fikrin, hiçbir toplumsal ayrışmanın gölgeleyemeyeceği kadar kutsal ve herkesi kapsayacak kadar geniştir.

İzmir’den Tüm Türkiye’ye Yayılan Barış Meşalesi

O yüzden diyoruz ki; bu bayram coşkusundan hiçbir kesim kendini dışarıda hissetmesin. Sevinç de bizim, hüzün de bizim. Bu güzel günlerin neşesi; ülkenin en kuzeyinden en güneyine, en doğusundan en batısına kadar her eve, her ocağa misafir olsun. Zira Barış Manço’nun şarkısında dediği gibi: "Yaz dostum, bir dünya ki haklı haksız karışmış / Yaz dostum, boşa geçmiş ömre yaşam denir mi? / Yaz dostum, bir ulu ağaçtan bir yaprak düşer de yerde kalır mı? / Yaz dostum, barış kalpten gelir, sevgiye inan..."

Evet, barış kalpten gelir. Ve biz bu barışın, bu sevgi ikliminin mayasını ilk önce İzmir’den çalıyoruz. Demokrasinin, hoşgörünün, farklılıklarla bir arada huzurla yaşamanın başkenti olan bu kadim şehirden yakacağımız barış meşalesi, dalga dalga tüm Türkiye’yi sarmalı. Buradan yükselen kardeşlik sesi, sınırları aşarak savaşların, kavgaların ve gözyaşlarının eksik olmadığı tüm dünyaya bir insanlık dersi vermeli.

Toplumsal yarılmaları, yapay kavgaları bir kenara bırakalım. Birbirimizin gözlerinin içine nefretle değil, muhabbetle bakalım. Unutmayalım ki bu topraklarda sevginin sesi, her zaman kavganın sesinden daha gür çıkmıştır ve çıkmalıdır.

Bu vesileyle; yüreği vatan ve bayrak sevgisiyle çarpan tüm okurlarımızın, memleketimizin her bir ferdinin bayramını şimdiden en içten dileklerimle kutluyorum. Çocukların neşeyle koştuğu, büyüklerin hürmetle hatırlandığı, sofraların paylaşılarak bereketlendiği, sevginin ve barışın coğrafya tanımadan tüm dünyaya hâkim olduğu bir gelecek ümidiyle...

Son cümle: “Ortak değerlerimiz etrafında birleşerek tüm ülkeyi el ele, sevgi dolu bir bayram coşkusunda buluşturması dileğiyle; bayramınız kutlu olsun!”