Evde, sokakta, mahallede ve toplu taşıma araçlarında; günün her saati bölgeye ve kültüre göre değişen küfür çeşitlerini bolca duyarız. Bazen istem dışı ağızdan dökülen bu kelimelerin, ağırlığına göre şiddetli kavgalara dönüştüğüne de şahit oluruz. Çocuk kavgalarının büyük bir bölümü, karşılıklı edilen küfürlerin eseridir. Öyle ki, çoğu zaman küfür ile normal konuşmayı ayırt etmek bile zorlaşır.

Ülkemizde küfür; bölgeye, kültüre ve hatta kişiden kişiye farklılık gösterir. Birine ağır bir hakaret gibi gelen sözler, bir başkası için espri malzemesi olup gülümsetip geçebilir.

KÜFÜR DİLİN AĞRI KESİCİSİDİR!

Yapılan araştırmalar, küfretmenin fiziksel acıya dayanıklılığı artırdığını ve stres seviyesini düşürdüğünü gösteriyor. Buna bir nevi "dilsel ağrı kesici" diyebiliriz. Kişinin içinde tuttuğu o zehirli kelimeleri dışarı akıtmasının, bir rahatlama sağladığı bilinmektedir; sonuçları her ne kadar tatsız bitse de...

KÜFRE HERKES KARŞI AMA HERKES KULLANIYOR!

Toplu taşımada, sokakta veya tribünde duyduğumuz o ağır kelimelerden hepimiz şikâyetçiyiz. Ancak kalabalıkların içine girdiğimizde, aslında eleştirdiğimiz o küfürlere çoğu zaman ortak oluruz; maçlar bunun en belirgin örneğidir.

Millet olarak kabul edelim ki küfür, günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir. Herkes yetiştiği ve yaşadığı kültüre özgü küfürleri kullanmaktan çekinmez. "Hiç küfür etmem, benim küfürle işim olmaz" diyenleri bu durumun dışında tutuyorum.

Ailede başlayan küfür kültürü, büyüyerek toplumsal alanlara kadar rahatça sızıyor. Ülkemizin birçok yerinde küçük çocuklara "özel" küfürler öğretip bunu bir eğlence malzemesi haline getirdiğimizi hepimiz biliyoruz. Eleştiriyoruz, yeri geliyor kınıyoruz ama biz de küfretmekten geri durmuyoruz.

TÜRK TOPLUMU NEDEN ÖVERKEN KÜFÜR EDER?

Biz Türk milleti olarak abartıyı seviyoruz. Kendi çocuğunu seven bir babanın, sevgisini küfürlü cümlelerle ifade etmesi gibi ilginç bir özelliğimiz var. Zeki bir öğrencinin başarı durumunu anlatmak için bile hayvansal figürler ya da argoya başvururuz.

Bazı kesimler, sevgisini küfür içerikli kelimelerle ifade etmeyi tercih eder. Burada olayın durumu, niyet ve ortam algılamada belirleyici rol oynar. Bazı durumlarda övgü sayılan kelimeler, bazen de sövgüye dönüşür. Kısacası biz, her durumda küfür edebilen bir topluluğuz.

Her şeyde olduğu gibi küfürde de şifa ile zehir arasındaki fark dozdur. Küfür; birinin haysiyetine, ailesine veya kutsalına saldırdığı an bir deşarj aracı olmaktan çıkarak bir şiddet türüne dönüşür. Oysa yerinde ve dozunda kullanıldığında, dilin o "yaramaz" ama "içten" yanıdır.

Son cümle: "Küfür belki dilin en yakışıklı hali değil ama en dürüst hali olabilir. Tabii ki yerini, zamanını ve muhatabını bilmek kaydıyla..."